Search
English Turkish Sentence Translations Page 150440
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| 12 years ago, he landed in belle reve with the ability to control all things glass. | On iki sene önce, cam olan her şeyi kontrol etme yeteneği yüzünden Belle Reve'e getirilmiş. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| so he really is maddie's dad. | Öyleyse Maddie'nin gerçek babası. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| which means that maddie van horn's meteor powers are second generation. | O zaman Maddie Van Horn'un meteor güçleri babadan geliyor. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| her dad had the misfortune of being in a stained glass workshop when the first meteor shower hit. | İIk meteor yağmuru geldiğinde babası cam işçiliği yapıIan bir yerde olma talihsizliği yaşamış. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| so maddie never met her father 'cause he's been locked up. | Babası alıkonulduğundan, Maddie hayatı boyunca onu hiç tanımadı. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| that's what happens when you use your powers to rob a jewelry store. | Güçlerini mücevherci dükkanını soymak için kullanırsan başına bunlar gelir. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| he got caught. the seven five karat diamonds he stole didn't. | Yakalanmış. Ama yedi karatlık elmaslar bulunamamış. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| did he just escape ? | Peki kaçmış mı? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| he walked out. | Çıkıp gitmiş. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| he was a model patient. the shrinks gave him a clean bill of mental health. | Örnek hastaymış. Doktorları ona akıI sağIığının gayet yerinde olduğuna dair rapor vermişler. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| look, we have to find maddie. we don't know what this guy's capable of. | Maddie'yi bulmalıyız. Bu adamın neler yapabileceğini bilmiyoruz. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| how ? we have no idea where he's headed. | Peki nasıI? Nereye gittiği hakkında hiçbir fikrimiz yok. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| where did he live when he was arrested ? | Tutuklandığında nerede yaşıyormuş? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| with his mother... | Annesiyle birlikte... | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i can't believe they let my son out. | Oğlumu serbest bıraktıklarına inanamıyorum. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| why didn't he come and see me ? | Neden beni görmeye gelmedi? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| he probably went straight to see his daughter. | Büyük bir ihtimalle doğrudan kızını görmeye gitti. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| daughter ? tyler doesn't have a daughter. | Kızını mı? Tyler'ın kızı yok ki. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| her name is maddie, and she's 11 years old. | İsmi Maddie, ve on bir yaşında. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i have a granddaughter ? | Şimdi benim torunun mu var? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| yes, ma'am, and it's very important that we find her. | Evet bayan, onu bulmak bizim için çok önemli. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| she could be in danger. | Tehlikede olabilir. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i've seen this before... at the talon. | Bunu daha önce görmüştüm... Talon'da. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| isn't it beautiful ? | Güzel değil mi? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| he made it right before he was arrested. i don't have the finished piece. | Yakalanmadan önce yapmıştı. Son hali elimde değil. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i had to sell it after my husband passed away. | Kocamı kaybettikten sonra onu satmak zorunda kaldım. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| the seven diamonds he stole... | Çaldığı yedi elması... | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| did they ever find them ? | bulabildiler mi? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i made this | Bunu | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| right before they threw me into belle reve. | Beni Belle Reve'e kapatmalarından önce yapmıştım. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| but i always knew that i'd get out... | Ama her zaman çıkacağımı... | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| and we'd be together. | ve bir araya geleceğimizi biliyordum. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i hid these here for you, maddie... | Bunları buraya senin için sakladım, Maddie.. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| these are the start of our new life. | Bunlar yeni hayatımızın başlangıcı. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| take them. | Al bunları. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| go on, take them. | Hadi, al bunları. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| you stole them. | Çaldın onları. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| no, i didn't. you stole them. | Hayır, çalmadım. Çaldın onları. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| let her go ! | Bırak kızı. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| it's okay. Clark... | Geçti artık. Clark... | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| he'll never hurt anybody again. | Bir daha kimseyi incitemeyecek. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| hey, what are you doing here ? | Hey, ne işin var burada? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i didn't think the daily planet was on your weekend orbit. | Hafta sonu planlarının içinde Daily Planet'ın olduğunu bilmiyordum. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i just got a phone call from lex. | Biraz önce Lex beni aradı. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i don't understand, chloe. why didn't you just talk to me ? | Anlamıyorum Chloe. Neden gelip benimle konuşmadın ki? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| look, lana, i'm sorry, | Bak Lana üzgünüm, | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| but after the last couple weeks, i didn't think you were interested in talking to me about your love life. | ama geçen son bir kaç haftadan sonra aşk hayatın hakkında benimle konuşmaya hevesli olacağını düşünmemiştim. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| my love life ? with lex ? you've got to be kidding me. | Aşk hayatım mı? Lex ile mi? Şaka yapıyor olmalısın. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| lana, it's okay to be honest. i'm not gonna burn you at the stake. | Lana, dürüst olabilirsin. Seni kazığa bağlayıp yakacak değilim. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| there is nothing to be honest about, chloe, | Dürüst olunacak bir şey yok Chloe, | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| so i'd appreciate it if you'd stop spinning your rumor mill before you humiliate me any more than you already have. | beni daha fazla küçük düşürmeden bu söylentileri yaymayı bırakırsan çok minnettar olurum. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| lana, i understand if you want to hurt clark. | Lana, Clark'ı incitmek istiyorsan anlarım. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| but just don't hurt yourself in the process. | Ama bunu yaparken kendini de incitme. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| lex luthor is nothing more than a predator. | Lex Luthor'ın yırtıcı bir hayvandan farkı yoktur. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| well, i don't plan on being anybody's prey. | Kimsenin avı olmak konusunda bir planım yok. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| so we have nothing to worry about. | Öyleyse endişe edecek bir şey yok. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| now, remember, the doctor told you to take it easy, so you might have to lay off the arm wrestling. | Unutma ki doktor dinlenmeni söyledi, bilek güreşine ara vermen gerekebilir. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| my arm doesn't even hurt anymore. | Kolum artık ağrımıyor bile. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| what hurts is knowing how badly i treated that poor girl. | AsıI canımı yakan, o zavallı kıza ne kadar kötü davrandığımı anlamam. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i had no doubt she was a cold blooded killer. | Soğuk kanlı katil olduğundan hiç şüphem yoktu. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| just goes to show you people aren't always who you think they are. | Her zaman insanların senin düşündüğün gibi olmadıklarını artık görmüşsündür. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i have to give you credit, smallville. | Hakkını vermeliyim, Smallville”.. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| who would have known you'd be such a natural with kids ? | Çocuklarla bu kadar iyi anlaşabileceğini kim bilebilirdi ki? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| maddie's pretty special. | Maddie çok özel bir çocuk. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| so what happens to her now ? | Peki şimdi ona ne olacak? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| it can't be easy finding a family that's willing to live without windows. | Penceresiz yaşamaya alışabilecek bir aile bulmak o kadar da kolay değil. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| maddie's gonna live with her grandmother, who couldn't be happier. | Maddie büyükannesiyle yaşayacak, kimse ondan daha fazla mutlu olamaz. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| she didn't even know she had a granddaughter. | Torununun olduğundan haberi bile yoktu. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| wow. she must be pretty brave. | Vay. Oldukça cesur olmalı. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| she's very excited, like my parents when they adopted me. | Ailemin beni evlat edindikleri günkü gibi heyecanlıydı. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| but they didn't have to worry about their house getting destroyed. | Evet ama evleri yıkılacak diye endişe duymalarına gerek yoktu. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| well, he had his moments. | Aslında, bazı anlar olmadı değil. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| hi, clark. | Merhaba Clark. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| since you're gonna be bedridden for a few days, i brought you some stuff to read. | Madem bir kaç gün yatak izni aldın, okuman için sana bir kaç evrak getirdim. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| the chief of staff for a state senator needs to be fully informed on all sides of the issues. | Eyalet Senatörü'nün ekip şefi olarak her konuda bilgilendirilmen gerekiyor. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| you want me to be your chief of staff ? | Benden ekip şefi olma mı istiyorsun? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| mom, are you sure you don't want to think this through ? | Anne bundan emin misin? Beklide bunu düşünmek istersin. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| if it weren't for lois lane, your father would never have been elected and i wouldn't be in office. | Eğer Lois Lane olmasaydı, baban asla seçilemez, bende o koltukta oturamazdım. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| besides, lois, it's pretty clear your destiny lies far beyond a cappuccino maker. | Bunun dışında Lois, kaderinin kapuçino yapmaktan çok ötede olduğu kesin. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| what do you think ? | Ne dersin? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| nice glasses. | Güzel gözlük. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| maddie ? | Maddie. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| clark, you saved my life. | Clark sen hayatımı kurtardın. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i just wanted to help out. | Sadece yardım etmek istedim. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| sweetie, you don't need to do that. | Tatlım bunu yapmana gerek yoktu. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| don't worry. i'm used to cleaning up after myself. | Sorun değil. Her şeyi kendim temizlemeye alıştım. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| well, in this house, you're a guest. | Bu evde, sen bir misafirsin. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| and guests always get a double helping of mom's banana pancakes. | Ve misafirler her zaman muzlu pasta yapmasında anneme yardım eder. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| the way you are with her... | Onunla böyle ilgilenmen... | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| your dad would be so proud. | baban seninle gurur duyardı. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| clark, did you ever meet your real dad ? | Clark gerçek babanla hiç tanıştın mı? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| sort of. | SayıIır. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| is he bad like mine ? | Benimki gibi kötü mü? | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| maybe worse. | Belki daha da kötü. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| but just because he gave me life doesn't mean i'm anything like him. | Ama beni hayata getirmesi onun gibi olacağım anlamına gelmez. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| see, the thing is, maddie, | bak demek istediğim, Maddie, | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| anyone can be a father, | herkes çocuk sahibi olabilir, | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| but it takes someone very special to be a dad. | ama baba olmak çok özel bir şeydir. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| i wish you could have met the man who raised me. | Beni yetiştiren adamla tanışmanı çok isterdim. | Smallville Fragile-1 | 2006 | |
| he was my real dad. | Benim gerçek babam oydu. | Smallville Fragile-1 | 2006 |