Search
English Turkish Sentence Translations Page 150157
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| I growed up and learned that you ain't supposed to kill nobody. | Büyüyünce öğrendim ki, kimseyi öldürmemelisin. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| It's okay if you're protecting yourself, if it's self defense. | Ama kendini savunuyorsan durum farklıdır. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Was it self defense? | Kendini mi savunuyordun? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| My daddy was good. | Babam iyi insandı. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I think too many good people die. | Ölenlerin çoğu genelde iyi insanlar. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You sure you wanna stay with these folks? | Onlarla kalmak istediğine emin misin? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You're welcome to stay here. It's working out good. | Burada dilediğin kadar kalabilirsin. Senden çok memnunuz. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| That boy wants me to. | O oğlan kalmamı istiyor. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| All right, then. I'll see you bright and early. | Peki öyleyse. Sabah erken görüşürüz. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| How's that garden tiller coming? | Şu bahçe kültivatörü ne âlemde? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I fixed it. It's working pretty good now. | Onardım. Artık iyi çalışıyor. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You done fixed it? I'll be damned. | Onardın mı? Olur şey değil! | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Scooter told me it couldn't be fixed. | Scooter tamir edilemeyeceğini söylemişti. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Of course, Scooter's about as shiftless as one poor son of a bitch can be. | Tabii Scooter'ın son derece beceriksiz oluşu da ayrı konu. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You done fixed it. Well, I'll just be damned. | Demek tamir ettin. Olacak şey değil! | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I'll see you tomorrow. All right, then. | Yarın görüşürüz. Peki öyleyse. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I don't guess I'll give a shit, then. I ain't here that much. | Neden umurumda olsun ki? Çoğu zaman burada bile değilim. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| If you want a retard living in your garage, that's your business. | Garajında bir geri zekâlı istiyorsan, bu senin sorunun. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I do got some tools I'd rather not have stoled. | Orada alet çantam falan var. Yürütülmelerini istemem. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I could take those home with me. | Yanımda eve götürsem fena olmaz. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He's real honest. He wouldn't steal nothing. | O çok namuslu biri. Hırsızlık yapmaz. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Frankie, I wasn't talking to you, was I? | Seninle konuşmuyorum, değil mi? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| No, sir. "No, sir" is right. | Hayır, efendim. 'Hayır, efendim' doğru cevap. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I was talking to your mama. It's her decision, not yours. | Annenle konuşuyorum. Buna o karar verir, sen değil. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| If I let it go on, it's because she asked me, not you. | Bu konuyu kestirip atmadıysam, Annen istediği içindir, sen değil. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Does this retard drool and rub shit in his hair and all that? | Şimdi bu herif ağzından salyalar akan, kafasına bok süren geri zekâlılardan mı? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I'm going to have a hard time eating around that kind of thing. | Böyle bir tip etraftayken iştahım kapanacak. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Just like with antique furniture and midgets. | Tıpkı antika mobilyalar ve cücelerde olduğu gibi. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I can't so much as drink a glass of water around a midget or an antique. | Etrafımda onlar varken su bile içemediğimi biliyorsun. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Doyle, you're awful. You shouldn't be that way. | Doyle, çok kötüsün! Böyle düşünmemelisin. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I ain't saying it's right. It's just the truth. He'll make me sick. | Doğru olduğunu iddia etmiyorum. Ama bu gerçek. Beni hasta edecek. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| What was he in the nut house for? He's just retarded, I guess. | Neden tımarhaneye girmiş? Zihinsel engelliymiş. Hepsi bu. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| No, he had of gone nuts and did something. | Hayır. Aklını kaçırıp bir halt işlemiştir. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| A lot of retards running around that ain't locked up in the nut house. | Bir sürü geri zekâlı var. Tımarhaneye mi kapatılmışlar? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Think about it, Linda. | Biraz kafayı çalıştır. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You know what he done, Frank? | Ne yaptığını sen biliyor musun? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I ain't sure. You oughta want to find out. | Emin değilim. Öğrensen fena olmaz. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He might have hacked his family to pieces with a hatchet or something. | Baltayla ailesini falan doğramış olabilir. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Frank, you'd better ask him. | Frank, ona sorsan iyi olur. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Don't hurt his feelings, but it would be good to know. | Dikkat et kalbini kırma. Ama öğrenmekte yarar var. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I'm sure it's nothing. He seems sweet. | Bir şey çıkmayacağına eminim. Çok tatlı görünüyor. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You're all hung up on people being sweet. | Hepiniz insanların tatlılığına takılmışsınız. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| He's sweet. Everybody's sweet. Speaking of sweet, where's your girlfriend? | O tatlı. Herkes tatlı. Tatlı demişken, kız arkadaşın nerede kaldı? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I thought he was coming over. He'll be here in a while. | Herifin geleceğini söylemiştin. Birazdan gelir. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| We're going for ice cream. Now ain't that sweet. | Dondurma yemeğe gideceğiz. Bu hiç ‘tatlı’ olmadı. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| What do I do about supper while you're running around with that fag? | Sen o ibneyle takılırken, ben akşam yemeğini ne yapacağım? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You're not crippled. Go make something. | Elin ayağın tutuyor. Git kendin hazırla. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Talking back and everything, aren't you? | Cevap da daima hazır? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| That makes me horny. | Bu beni azdırıyor. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Frank, go and play in your room, if Doyle's going to talk nasty. | Madem Doyle açık saçık konuşacak, neden gidip odanda oynamıyorsun? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I don't want to go play. He don't want to. Let him stay. | Odamda oynamak istemiyorum. İstemiyor işte! Bırak kalsın! | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Let's be a family till your mentally retarded and homosexual friends arrive. | Şu zihinsel engelliyle, homoseksüel arkadaşın gelene kadar aile olalım bari. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You're really going to stay here. | Demek cidden burada kalacaksın? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| That boy wants me to. | O oğlan, kalmamı istiyor. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Have you knocked yet? | Kapıyı çaldın mı peki? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| No, sir, I ain't. How long have you been here? | Hayır, bayım. Çalmadım. Ne kadar süredir buradasın? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Quite a spell, I reckon. | Uzun süredir, sanıyorum. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Before you get used to staying here, we need to talk about a few things. | Dinle Karl. Buraya alışmadan önce, birkaç konuda konuşmamız lazım. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Can I take you to lunch? | Seni öğle yemeğine götürebilir miyim? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I done ate a little bit ago. | Yiyeli fazla olmadı. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I mean tomorrow or the next day. | Yarın ya da ertesi gün demek istedim. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| I reckon I could eat something at noontime. | Sanıyorum, öğle vakti bir şeyler yiyebilirim. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Bill Cox generally gets me a box lunch... | Bill Cox, bana genellikle paketlenmiş öğle yemeği ısmarlıyor... | Sling Blade-1 | 1996 | |
| but I reckon he can lay off doing it tomorrow. | ...ama sanıyorum yarın almasa da olur. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Then I'll come by and pick you up around noon, all right? | O zaman öğlen gibi gelir, seni oradan alırım, olur mu? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| There's your girlfriend. | Kız arkadaşın geldi. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Y'all come on in. | Hepiniz içeri buyurun. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Come on. Have a seat in here. | Hadi. Gelin oturun. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Hey, Vaughan. How are you, Karl? Tolerable, I reckon. | Selam Vaughan. Nasılsın Karl? Sanıyorum, fena değilim. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Karl, this is Doyle. Frank, you and Karl go fix him up a place in the garage. | Erkek arkadaşım Doyle. Frank, neden Karl'la beraber garaja gidip, orayı düzenlemiyorsunuz? | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Vaughan, you ready to go? Sure. | Vaughan, hazır mısın? Evet. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| Honey, don't rush everybody off. | Tatlım, herkesi acele ettirme. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| You and Karl want to go with us? I don't want to. | Karl ve sen de gelmek ister misiniz? Gelmek istemiyorum. | Sling Blade-1 | 1996 | |
| But that shit! | Hassiktir! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| Let's go, people! | Dışarı çıkın, millet! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| Liberate all the animals! They will go! | Tüm mazlum hayvanları salın! Haydi! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| Eye only that! | Şuna bak! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| what they did with you? There are bad people for here. | Sizi zavallı ufaklıklar! Bu iğrenç herifler hiç dinlemiyorlar. | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| They are free! | Serbestsiniz ufaklıklar! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| Nothing goes prend� them now. | İşte... Artık hiçbir şey size zarar veremeyecek... Hiçbir şey! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| How can they? | Bunu nasıl yapabildiler? Nasıl? | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| Wretches! It can go kitten! | Bu gaddar, canavar ruhlu insanlar. Özgürlüğe koş kedi kardeşim! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| No. Stop! | Hayır! Dur! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| Karma, no! | Karma, hayır!.. Haaaayır! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| OK, people. Neither I need tell which was a success! | Tamam çocuklar. Eylemin ne kadar başarılı olduğunu söylemeye gerek yok! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| I am their proud. We have to enterr� them. | Sizinle gurur duyuyorum. Onları gömmeliyiz. | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| Do not cry, Sonia. It could have happened to anyone | Kendini suçlama Sonia. Herkesin başına gelebilirdi. | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| It was not your fault. We live in a society that hates the animals. | Bu senin suçun değil. Hayvanlardan nefret eden kokuşmuş toplumun suçu! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| I'm sorry by the loss, but we do not have time to enterr� them. | Haklısın. Zayiat için üzgünüm... Gerçekten. Ama onları gömecek vaktimiz yok. | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| We have to enterr� them! | Hayır... Onları gömmeliyiz! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| In your travel for the other world, | Ey asil doğmuş varlık... Sonsuz boşluğa yapacağın yolculuk... | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| it remind of the union comes in all the alive beings. | ...sırasında, tüm canlıların kardeşliğini hatırla. | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| We need to go now, Sonia. | Artık gerçekten gitmeliyiz Sonia! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| Sonia, come on! | Sonia, haydi! | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| <I>A night watchman was found seriously wounded | Bir gece bekçisi, 1. derece... | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| <I>with burns from third degree. | ...yanıklarla ve başından ağır şekilde yaralanmış halde bulundu. | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| <I>There is some days, we interview a anonymous representative of GCTSA, | Geçtiğimiz günlerde, kimliği gizli bir H.E.K.K.M.Ö temsilcisiyle röportaj yaptık. | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| madmen gang! | Dışarıda bir dolu manyak dolaşıyor. | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| <I>The people are going to start to realize<. | İnsanlar daha dikkatli olmak zorundalar. | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 | |
| <Today's I in ahead, none animals torturer will feel safe. | Bu günden itibaren, hayvan eziyetinden sorumlu hiç kimse güvende değildir. | Slipp Jimmy fri-1 | 2006 |