Search
English Turkish Sentence Translations Page 150145
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| How have I tied you up? That's a very good question. | nasıl bağlayacağım? Bu çok güzel bir soru. ...nasıl bağlarım? Çok güzel bir soru. nasıl bağlayacağım? Bu çok güzel bir soru. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Is that loaded? Well, of course. What'd be the use of it otherwise? | Silah dolu mu? Tabi, başka türlü ne işe yarar ki? | Sleuth-3 | 1972 | |
| blowing to smithereens the usual priceless heirlooms, hmm? | sıradan, ama paha biçilemeyen baba yadigarlarını parçalara ayırması gerekiyor. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Why? To lend credence to my story of your holding it on me... | Neden? Beni bırakmayıp, ağzımı tıkadığın Neden ki? Beni bağlayıp ağzımı tıkarken... Neden? Beni bırakmayıp, ağzımı tıkadığın | Sleuth-3 | 1972 | |
| While you gagged me and tied me up, all right? | ve bağladığın hikayeme inandırıcılık katması için. Tamam mı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| There. Right. Now, what to sacrifice? | İşte. Tamam. Şimdi, ne kurban edilecek? Pekala. Neyi feda edelim? İşte. Tamam. Şimdi, ne kurban edilecek? | Sleuth-3 | 1972 | |
| What about this old codger up here? | Şuradaki yaşlı, tuhaf adama ne dersin? Yukarıdaki şu tuhaf tipe ne dersin? Şuradaki yaşlı, tuhaf adama ne dersin? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Put that down at once! That's my Edgar Allan Poe award, | Onu yerine koy! O, Amerikan Dedektif Hikayesi Yazarları tarafından Onu hemen yerine koy! O benim Edgar Allan Poe ödülüm... Onu yerine koy! O, Amerikan Dedektif Hikayesi Yazarları tarafından | Sleuth-3 | 1972 | |
| what do you say to the demolition of that gaudy old swansea puzzle jug? | Eski zevksiz bir swansea yapboz testi belasına ne dersin ? ...şu eski, süslü, bilmeceli sürahiyi imha etmeye ne dersin? Eski zevksiz bir swansea yapboz testi belasına ne dersin? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Puzzle jug? To solve the puzzle, pour some water out of it. | Yapboz testi mi? Yapbozu çözebilmen için dışına biraz su dökmelisin. Bilmeceli sürahi mi? Bilmeceyi çözmek için kupaya biraz su koy. Yapboz testi mi? Yapbozu çözebilmen için dışına biraz su dökmelisin. | Sleuth-3 | 1972 | |
| You bloody maniac! You could have killed me! | Seni manyak herif! Beni öldürebilirdin! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Tosh! Not dead eye Wyke, The demon gunman of Cloak Manor. | Saçma! Keskin nişancı, Cloak Malikanesi'nin şeytani silahşörü Wyke böyle bir şey yapmaz. Saçma! Ölü göz Wyke, malikanenin pelerinli silahlı soyguncusu yapmaz. Saçma! Keskin nişancı, Cloak Malikanesi'nin şeytani silahşörü Wyke böyle bir şey yapmaz. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Now, what next? | Şimdi, sırada ne var? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Ah! The last tender memento of our venetian honeymoon. | Ah ! Venedikli balayımızın son duygusal anı. Venedik balayımızın son hassas hatırası. Ah! Venedikli balayımızın son duygusal anı. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Did you ever know Charlie Begby? You know damn well I didn't. | Charlie Begby'yi tanıyor musun? Tanımadığımı gayet iyi biliyorsun. Charlie Begby'le tanışmış mıydın? Tanışmadığımı biliyorsun. Charlie Begby'yi tanıyor musun? Tanımadığımı gayet iyi biliyorsun. | Sleuth-3 | 1972 | |
| You should know. It's your country of origin, is it not? | Bilmelisin. Kökenin o ülkeye dayanıyor, öyle değil mi? Bilmen gerek. Senin asıl memleketin orası, değil mi? Bilmelisin. Kökenin o ülkeye dayanıyor, öyle değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Were you now, actually? | Gerçekten öyle mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Where? In dear old cradle of the parliamentary system, | Nerede? Bu sevgili, "eski parlementer sisteminin beşiği"nde mi, yoksa Nerede? Sevgili "Eski parlamenter sisteminin beşiğinde" mi, yoksa... Nerede? Bu sevgili, "eski parlementer sisteminin beşiği"nde mi, yoksa | Sleuth-3 | 1972 | |
| Who screws my wife merits a large pink gin England? | "karımı kim becerirse pembe cin kazanacak İngilteresi"nde mi? ..."Karımı kim becerirse büyük pembe bir cin kazanacak İngiltere'sinde" mi? "karımı kim becerirse pembe cin kazanacak İngilteresi"nde mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| What brought all this on then? | Öyleyse bütün bunlara ne neden oldu? Öyleyse bunlara sebep nedir? Öyleyse bütün bunlara ne neden oldu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| What are you doing with that gun? Obviously pointing it at you. | O silahla ne yapıyorsun? Gördüğün gibi sana doğrultuyorum. O silahla ne yapıyorsun? Sana doğrulttuğum ortada. O silahla ne yapıyorsun? Gördüğün gibi sana doğrultuyorum. | Sleuth-3 | 1972 | |
| I can see that, but why? | Bunu görebiliyorum, ama neden? Görebiliyorum ama neden? Bunu görebiliyorum, ama neden? | Sleuth-3 | 1972 | |
| You're a gonna kill a me? | Beni öldürecek misin? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Jesus! Here we go again with another one of your games. | Tanrım! Şu oyunlarından bir başkası daha. Tanrım! Başka bir oyununa daha başlıyoruz. Tanrım! Şu oyunlarından bir başkası daha. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Another one? No, it's the same one. We've been playing it all evening. | Bir başkası mı? Hayır, bu aynı oyun. Gece boyunca bunu oynadık. Başka biri daha mı? Hayır, aynı oyun. Akşam boyunca oynuyorduk. Bir başkası mı? Hayır, bu aynı oyun. Gece boyunca bunu oynadık. | Sleuth-3 | 1972 | |
| It ain't funny no more. It ain't, ain't it? | Artık komik değil. Komik değil, öyle değil mi? Artık komik falan değil. Komik değil mi? Artık komik değil. Komik değil, öyle değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Can you find a flaw in it? Marguerite. | Burada bir eksiklik bulabilir misin? Marguerite. Planda bir kusur bulabilir misin? Marguerite. Burada bir eksiklik bulabilir misin? Marguerite. | Sleuth-3 | 1972 | |
| How was I expected to know who you were? The law will have every sympathy for me. | Senin kim olduğunu nereden bilebilirdim? Kanunlar benim yanımda olacaktır. Kim olduğunu ne bilecektim ki? Kanun bana sempati gösterecektir. Senin kim olduğunu nereden bilebilirdim? Kanunlar benim yanımda olacaktır. | Sleuth-3 | 1972 | |
| The way you're finding murder less burdensome than alimony? | Cinayeti, nafaka ödemekten daha az sorumluluk isteyen bir iş olarak gördüğün gibi mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Ha! Wit in the face of adversity! Good! | Ha! Sıkıntılı bir surattaki esprili ifade! Güzel! Sıkıntıya karşı zekice espri! Güzel! Ha! Sıkıntılı bir surattaki esprili ifade! Güzel! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Oh, and here's something else a sporting chance. Why don't you make a run for it? | Oh, ve başka bir şey daha var... sportif bir şans. Neden kaçmayı denemiyorsun ? Bir şey daha var, sana bir fırsat veriyorum. Koşmaya başlasan iyi olur. Oh, ve başka bir şey daha var... sportif bir şans. Neden kaçmayı denemiyorsun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| And give you the chance to shoot me down in cold blood? | Beni soğukkanlı bir şekilde öldürme şansını vermem için mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Oh, my God. Let's have you out of that car, shall we? | Tanrım. Haydi seni o arabadan çıkartalım, olur mu? Aman Tanrım. Hadi seni arabadan çıkaralım. Tanrım. Haydi seni o arabadan çıkartalım, olur mu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Which do you fancy early Agatha Christie or vintage S.S. Van Dine? | Hangisi hoşuna gider? Agatha Christie'nin ilk zamanları mı, yoksa vintage S.S. Van Dine mı? Hangisi daha güzel, yeni Agatha Christie mi yoksa eski S.S. Van Dine mi? Hangisi hoşuna gider? Agatha Christie'nin ilk zamanları mı, yoksa vintage S.S. Van Dine mı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| You're talking of a murder, of killing a real man! Don't you understand? | Bir cinayetten, canlı bir adamı öldürmekten bahsediyorsun! Anlamıyor musun? Cinayetten, gerçek bir adamı öldürmekten bahsediyorsun! Anlamıyor musun? Bir cinayetten, canlı bir adamı öldürmekten bahsediyorsun! Anlamıyor musun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| "Excuse me, sir, but was all this violence strictly necessary?" | "Afedersiniz, bayım, ama bu kadar şiddet çok mu gerekliydi?" | Sleuth-3 | 1972 | |
| Nothing succeeds like simplicity, don't you agree, Milo? | Hiçbir şey basitlikten daha başarılı olamaz, öyle değil mi Milo? | Sleuth-3 | 1972 | |
| I can't give anything back, can I? | Hiçbir şeyi geriye veremem, değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Why, Andrew? Why me? | Neden, Andrew? Neden ben? | Sleuth-3 | 1972 | |
| I wanna know why! | Nedenini bilmek istiyorum! | Sleuth-3 | 1972 | |
| and not one of me! | ve bana göre değilsin! | Sleuth-3 | 1972 | |
| A jumped up pantry boy who doesn't know his place! | Nereye ait olduğunu bilmeyen, burnu havada bir çocuksun! | Sleuth-3 | 1972 | |
| I'd give up my wife and jewelry to you? | sana bırakacağıma inandın mı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| That I'd make myself that ridiculous? | Kendimi bu kadar gülünç bir duruma düşüreceğime? | Sleuth-3 | 1972 | |
| And that's what you can't forgive, isn't it? | Bağışlayamadığın şey bu, değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| You gonna kill them too? | Onları da öldürecek misin? | Sleuth-3 | 1972 | |
| You're mad! You're a bloody madman! | Sen delisin! Lanet olası bir delisin! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Farewell, Punchinello! | Elveda, Punchinello ! Elveda, Punchinello! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Very good. | Onun gözünde yerel bir soylunun karısını beceren | Sleuth-3 | 1972 | |
| And, uh, incidentally, it's not "stuff." No. | Ve, sırası gelmişken, onlar "çıkartılmış" şeyler değiller. Bu arada, aklıma gelmişken, şey değil. Hayır. Ve, sırası gelmişken, onlar "çıkartılmış" şeyler değiller. | Sleuth-5 | 1972 | |
| I see. Cheers. Prost. | Anladım. Şerefe. Sağlığına. Anladım. Şerefe. Şerefe. Anladım. Şerefe. Sağlığına. | Sleuth-5 | 1972 | |
| Why not? You seem to be a personable enough young man nicely spoken, | Neden olmasın? Oldukça iyi bir genç adama benziyorsun... Güzel konuşuyorsun, Neden olmasın? Yepyeni taşra beyefendisi kıyafetini temizce giyinmiş, yakışıklı... Neden olmasın? Oldukça iyi bir genç adama benziyorsun... Güzel konuşuyorsun, | Sleuth-5 | 1972 | |
| Hmm. Well, it must make him something of a burden to you. | Hmm. Öyleyse senin için bir yük haline gelmiş olmalı. İflas etmesi sana yük olmuş olmalı. Hmm. Öyleyse senin için bir yük haline gelmiş olmalı. | Sleuth-5 | 1972 | |
| On the contrary. I was reminiscing about my wife. It comes to the same thing. | Tam aksine. Sadece karımı anıyordum. İkisi aynı anlama geliyor. Tam aksine. Eşimi anıyordum. Aynı kapıya çıkar. Tam aksine. Sadece karımı anıyordum. İkisi aynı anlama geliyor. | Sleuth-5 | 1972 | |
| Black. Then if you knew, why didn't you do something about it? | Siyah. Madem biliyordun, öyleyse neden bu konu hakkında bir şey yapmadın? Siyah. Madem biliyordun, neden bir şey yapmadın? Siyah. Madem biliyordun, öyleyse neden bu konu hakkında bir şey yapmadın? | Sleuth-5 | 1972 | |
| Blue. When, for instance, did she last turn down Dom Perignon in favor of | Mavi. Örneğin, en son ne zaman yanlış anlama ama Dago Red'in Mavi. Mesela, Dom Peringnon'ı geri çevirip... Mavi. Örneğin, en son ne zaman yanlış anlama ama Dago Red'in | Sleuth-5 | 1972 | |
| Hmm. Very clever. | Hmm. Çok akıllıca. Çok akıllıca. Hmm. Çok akıllıca. | Sleuth-5 | 1972 | |
| "Oh, God bless ya, sir. You're tryin' out somethin' for one of them creepy books of yours." | "Oh, Tanrı sizi korusun, bayım. Şu ürpertici kitaplarınızdan biri için bir şey deniyorsunuz." Tanrı sizi korusun efendim. Korkunç kitaplarınızdan deneme yapıyorsunuz. "Oh, Tanrı sizi korusun, bayım. Şu ürpertici kitaplarınızdan biri için bir şey deniyorsunuz." | Sleuth-5 | 1972 | |
| Where? In dear old cradle of the parliamentary system, | Nerede? Bu sevgili, "eski parlementer sisteminin beşiği"nde mi, yoksa Nerede? Sevgili "Eski parlamenter sisteminin beşiğinde" mi, yoksa... Nerede? Bu sevgili, "eski parlementer sisteminin beşiği"nde mi, yoksa | Sleuth-5 | 1972 | |
| Oh, and here's something else a sporting chance. Why don't you make a run for it? | Oh, ve başka bir şey daha var... sportif bir şans. Neden kaçmayı denemiyorsun ? Bir şey daha var, sana bir fırsat veriyorum. Koşmaya başlasan iyi olur. Oh, ve başka bir şey daha var... sportif bir şans. Neden kaçmayı denemiyorsun? | Sleuth-5 | 1972 | |
| Oh my God, it was great. | Aman Tanrım! Bu harikaydı. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| You should've seen I mean, it was great. | Bunu görmeliydin. Yani harikaydı. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| I think I just knocked out the power. | Galiba az önce elektriği kestim. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Good morning, Northern California. | Günaydın Kuzey Kaliforniya. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| "Day Tripper" with you. What are you doing still in bed, | "Gün Gezgini" sizinle. Hala yatakta ne yaptığınızı | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| will you tell me that? I can understand the people in San Francisco | bana söyler misiniz? San Fransisco'daki insanları | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Special show for you today here with the Day Tripper. | Bugün Gün Gezgini ile sizin için özel bir şov var. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| "Miss Nude Feminist Pageant. " I'm serious. | Çok ciddiyim. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Very angry gals coming in all morning long to take their tops off. | Sabah sabah buraya üstünü çıkarmak isteyen kızgın kızlar geliyor. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Morning, Mom. Morning. | Günaydın anne. Günaydın. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| I got to fly. I got a million things | Ben kaçıyorum. Milyonlarca işim var. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| You're too much like your father. | Babana çok benziyorsun. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Look what happened to him. He worked himself to death. | Bak ona ne oldu. Kendisini öldürene dek çalıştı. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| That's my point. He had too much on his mind. | İşte demek istediğim bu. Kafasında pek çok şey vardı. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Is that the same shirt you had on yesterday? | Bu dün giydiğin tişört değil mi? | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Young man, there's a clean pile of laundry on the dryer. | Genç adam, kurutucunun üzerinde bir sürü temiz kıyafet var. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| That pile's been on my floor for a week. | O giysi yığını bir haftadır orada. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| When are you going to make up my room? You watch it, buster! | Odamı ne zaman toparlayacaksın? Görürsün, canavar! | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Two more semesters and I'm turning this place into a bed and breakfast. | İki yıl sonra burayı bir yatak ve kahvaltıya çevireceğim. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| That's the only reason you're not on the streets already. | Hala sokağa çıkmamış olmanın tek nedeni de bu. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| September 13th my attempt to create | Eylül 13, dünyanın ilk anti yer çekimi | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Anti grav, uh uh. Something else, definitely. | Anti çekim, ı ıh. Başka bir şey, kesinlikle. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| September 21st. | 21 Eylül. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| After days of careful analysis, | Günlerce süren dikkatlice yapılmış analizlerden sonra | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| I've come to the conclusion that the center of the ring | Dairenin ortasının başka bir varoluşa bir kapı | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| or a gateway to another existence. | olabileceği sonucuna vardım. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| You know, Michael, I worry about that kid sometimes. | Bilirsin Michael, bazen şu çocuk beni endişelendiriyor. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Your father and I were having a private conversation. | Baban ve ben özel bir konuşma yapıyorduk. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Bye, Mom. Bye. | Hoşçakal anne. Güle güle. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| It's time to overthrow the chains of capitalist oppression. | Kapitalist zulmün zincirlerini bir kenara atma vaktidir. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Communism will sweep the world | Komünizm dünyayı silip süpürecek | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| and the days of the US imperialist war machine | ve emperyalist savaş makinası ABD'nin günleri | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| are numbered! | sayılı! | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Join the revolution or suffer the consequences! | Devrime katıl yada cezanı çek! | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| As even the most intellectually impoverished physicist knows, | Entellektüellikten en yoksun fizikçiler bile bilirler ki | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| The silence is deafening. | Sessizlik kulak tıkamaktır. | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| You're supposed to be the brightest of the bright, | Sizin parlakların en parlağı olmanız gerekiyordu | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Montague? | Montague ? | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Mr. Wing? | Bay Wing? | Sliders Pilot-1 | 1995 | |
| Mr. Mallory, | Bay Mallory, | Sliders Pilot-1 | 1995 |