Search
English Turkish Sentence Translations Page 150144
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| No, no, no! You must be disguised! | Hayır, hayır, hayır! Kılık değiştirmelisin! | Sleuth-3 | 1972 | |
| All right. How? | Tamam. Nasıl? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Aha! A few scenes from some of my books, | Aha ! Sanatçı bir arkadaş tarafından yeniden yaratılmış olan Kitaplarımın bazılarından bir kaç sahne... Aha! Sanatçı bir arkadaş tarafından yeniden yaratılmış olan | Sleuth-3 | 1972 | |
| Oh! And here's my favorite. | Oh ! İşte bu da benim favorim. İşte en sevdiğim. Oh! İşte bu da benim favorim. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Why not a neon sign with "burglar" on it? | Neden üzerime neon lambalarla "hırsız" yazmıyoruz? Üzerinde neonla "hırsız" niye yazmıyor? Neden üzerime neon lambalarla "hırsız" yazmıyoruz? | Sleuth-3 | 1972 | |
| You may have a point. One of my favorites! | Haklı olduğun bir nokta olabilir. Bu da favorilerimden biri! Haklı olabilirsin. En sevdiklerimden biri! Haklı olduğun bir nokta olabilir. Bu da favorilerimden biri! | Sleuth-3 | 1972 | |
| of the victim echoing through the chimney ports! | yankılanan acılı çığlıklarını duyduklarını iddia edenler var ! yankılanan acılı çığlıklarını duyduklarını iddia edenler var! | Sleuth-3 | 1972 | |
| For Christ's sake, Andrew, stop mucking about! | Tanrı aşkına, Andrew, Pislik yapmayı kes! | Sleuth-3 | 1972 | |
| a raincoat and a sock I can put over my head? | kafama geçirebileceğim bir çorabın yok mu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Old pair of sneakers and a sock? | Eski bir çift ayakkabı ve çorap mı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Milo, where's your sense of style? | Milo, hiç zevk duygun yok mu senin? | Sleuth-3 | 1972 | |
| a run for his money? | zorlamayı düşünmüyor musun ? zorlamayı düşünmüyor musun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Monsieur Beaucaire! Milo, this is you! | Mösyö Beaucaire! Milo, bu sensin! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Oh, groovy! | Oh, çok şık! Harika! Oh, çok şık! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Jesus Christ! Who's that? | Tanrım! Kim o? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Shall we decide on the dress then? | O zaman giysinin ne olacağına karar verelim mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| No, I don't like it. Oh, well, you are a choosy one, aren't you? | Hayır, bunu sevmedim. Oh, pekala, çok seçicisin, değil mi? Hayır, hoşuma gitmedi. Pek müşkülpesentsin değil mi? Hayır, bunu sevmedim. Oh, pekala, çok seçicisin, değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Joey! | Joey ! Joey! Joey! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Now you're talking. A clown! | İşte şimdi oldu. Bir palyaço! İşte şimdi konuşmaya başladın. Bir palyaço! İşte şimdi oldu. Bir palyaço! | Sleuth-3 | 1972 | |
| the tinsel, the glitter, the lights? | Parlak madeni pulu, parıltıyı, ışıkları? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Merry Milo Tindle, the kiddies' delight! | Milo Tindle, çocukların eğlencesi! | Sleuth-3 | 1972 | |
| This is all right. Off with your jacket! | Bu olur. Ceketini çıkart! Harika. Ceketini çıkar! Bu olur. Ceketini çıkart! | Sleuth-3 | 1972 | |
| That's right. Your shirt and your trousers. What for? | Tamam. Gömleğini ve pantolonunu da. Neden? Gömleğini ve pantolonunu da. Neden? Tamam. Gömleğini ve pantolonunu da. Neden? | Sleuth-3 | 1972 | |
| I know a well brought up boy when I see one! | İyi yetiştirilmiş bir çocuğu görür görmez tanırım! İyi yetişmiş bir çocuğu görür görmez tanırım! İyi yetiştirilmiş bir çocuğu görür görmez tanırım! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Folds his trousers at night! | Gece yatmadan pantolonunu katlar. Geceleri pantolonunu katlar! Gece yatmadan pantolonunu katlar. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Hey! Slap shoes! | Hey ! Palyaço ayakkabıları! Hey! Palyaço ayakkabıları! | Sleuth-3 | 1972 | |
| A lot of my friends did. They got to the top. You know how? | Pek çok arkadaşım bu sektöre girdiler. Şimdi en üst düzeydeler. Nasıl yaptıklarını biliyor musun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Talking of gain, are we ready? Yes! | Kazançtan bahsetmişken, hazır mıyız ? Evet! Kazanç derken, hazır mısın? Evet! Kazançtan bahsetmişken, hazır mıyız? Evet! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Ladies and gentlemen, your attention, please! | Bayanlar ve baylar, lütfen dikkat! Bayanlar baylar, lütfen dikkat! Bayanlar ve baylar, lütfen dikkat! | Sleuth-3 | 1972 | |
| The Grand Parade! | Büyük Geçit Töreni! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Make way for Tindolini, The kiddies' favorite! | Çocukların favorisi Tindolini'ye yol açın! Tindolini'ye yol açın, çocukların favorisi! Çocukların favorisi Tindolini'ye yol açın! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Crazier than Kelly! Greater than Grock! | Kelly'den daha çılgın! Grock'tan daha büyük! | Sleuth-3 | 1972 | |
| The king of the clowns, Milo, the merry madcap! | palyaçoların kralı, Milo, ele avuca sığmaz, neşeli şey! | Sleuth-3 | 1972 | |
| He thinks I'm funny! Oh, you are funny. | Benim komik olduğumu düşünüyor! Oh, komiksin. Komik olduğumu düşünüyor! Çok komiksin. Benim komik olduğumu düşünüyor! Oh, komiksin. | Sleuth-3 | 1972 | |
| And one stethoscope. Stethoscope? | Ve bir steteskop. Steteskop mu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Dynamite? What for? Safes, for the blowing open of. But leave that to me. | Dinamit mi? Ne için? Kasayı patlatıp açmak için. Ama işin o kısmını bana bırak. Dinamit mi? Ne için? Kasayı patlatmak için. Bunu bana bırak. Dinamit mi? Ne için? Kasayı patlatıp açmak için. Ama işin o kısmını bana bırak. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Now, how about a bizarre touch? A tear drenched pom pom impaled upon a splinter of glass? | Ya tuhaf bir dokunuşa ne dersin? Kırık cam parçaları üstüne konmuş, göz yaşlarıyla ıslanmış bir pon pona? Biraz değişik bir şeye ne dersin? Cama biraz kumaş parçası takılması gibi mesela? Ya tuhaf bir dokunuşa ne dersin? Kırık cam parçaları üstüne konmuş, göz yaşlarıyla ıslanmış bir pon pona? | Sleuth-3 | 1972 | |
| And sell tickets for the cops to come and watch? | polislerin de gelip gösteriyi izlemeleri için bilet satmıyoruz? ...polislerin gelip seyretmesi için bilet satmıyorsun? polislerin de gelip gösteriyi izlemeleri için bilet satmıyoruz? | Sleuth-3 | 1972 | |
| outside your detective stories! | Müfettiş Plodder gibi bir hayvan yok! | Sleuth-3 | 1972 | |
| It'll probably be some sharp eyed bloke who knows his job down to the last detail! | Büyük ihtimalle gelecek olan kişi işini en ince detayına kadar bilen, keskin gözlü biri olacaktır. Muhtemelen işini en ince noktasına kadar bilen keskin gözlü bir herif olacaktır! Büyük ihtimalle gelecek olan kişi işini en ince detayına kadar bilen, keskin gözlü biri olacaktır. | Sleuth-3 | 1972 | |
| You can bet your bottom dollar on that! | Son kuruşuna kadar bu konuda iddiaya girebilirsin! Son kuruşuna kadar buna yatırabilirsin! Son kuruşuna kadar bu konuda iddiaya girebilirsin! | Sleuth-3 | 1972 | |
| And I can't move in this outfit! These bloody boots are ridiculous! | Ve bu giysi içinde hareket edemiyorum! Bu lanet botlar çok gülünç! Bu kıyafetle hareket edemiyorum! Lanet botlar çok kötü! Ve bu giysi içinde hareket edemiyorum! Bu lanet botlar çok gülünç! | Sleuth-3 | 1972 | |
| But you loved them so! Do keep them on! Can't you see the headlines? | Ama onları seviyorsun! Bırak ayağında kalsınlar! Manşetleri göremiyor musun? Ama onları çok sevmiştin. Giymeye devam et. Başlıkları göremiyor musun? Ama onları seviyorsun! Bırak ayağında kalsınlar! Manşetleri göremiyor musun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Where will Big Boot strike next?" | Koca Ayakkabı bundan sonra nereye saldıracak?" | Sleuth-3 | 1972 | |
| Now, do come along. Now, have you got everything? | Haydi, gel. Herşeyi aldın mı? Hadi gidelim. Her şeyi aldın mı? Haydi, gel. Herşeyi aldın mı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| And the stethoscope? I've got everything. | Ya steteskop? Herşey yanımda. Peki ya stetoskop? Hepsini aldım. Ya steteskop? Herşey yanımda. | Sleuth-3 | 1972 | |
| so that you can break in on the upper landing understanding? | Böylece üst kısımdan içeri girebilirsin... Anladın mı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Upperlanding? Yes. | Üst kısım mı? Evet. Üst kata mı? Evet. Üst kısım mı? Evet. | Sleuth-3 | 1972 | |
| I suppose you couldn't come and hold the ladder steady for me, could you? | Sanırım gelip merdiveni tutamazsın, değil mi? Sanırım gelip benim için merdiveni tutmazsın değil mi? Sanırım gelip merdiveni tutamazsın, değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Did you hear a noise, Puss, hmm? | Bir ses duydun mu? Sesi duydun mu kedicik? Bir ses duydun mu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Was that a footstep in the garden? | Bahçede ayak izi mi var? | Sleuth-3 | 1972 | |
| What's that? | Nedir bu? Bu da ne? Nedir bu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Who would harm a kindly old spinster like me? | Kim benim gibi iyi niyetli, evlenmemiş bir bayana zarar verir ki? Benim gibi yaşlı bir kız kurusuna kim zarar vermek isteyebilir ki? Kim benim gibi iyi niyetli, evlenmemiş bir bayana zarar verir ki? | Sleuth-3 | 1972 | |
| For Christ's sake, Milo! They couldn't have made more noise on D Day! | Tanrı aşkına, Milo ! Normandiya çıkarmasında bile daha az gürültü yapmışlardır! Tanrı aşkına Milo! Çıkarma gününde bile bu kadar gürültü yapamamışlardı! Tanrı aşkına, Milo! Normandiya çıkarmasında bile daha az gürültü yapmışlardır! | Sleuth-3 | 1972 | |
| The bloody glass came out, me bloody boot got stuck, and I fell down the bloody ladder! | Lanet cam yerinden çıktı, lanet botum sıkıştı ve lanet merdivenden aşağı düştüm! Lanet cam çıktı, lanet botum sıkıştı ve lanet merdivenden düştüm! Lanet cam yerinden çıktı, lanet botum sıkıştı ve lanet merdivenden aşağı düştüm! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Well, the bloody Police must have heard it all the way to bloody Salisbury! | Polis de bunu Lanet Salisbury'den bile duymuş olmalı. Lanet Salisbury'e kadar tüm lanet polis teşkilatı da bunu duymuş olmalı! Polis de bunu Lanet Salisbury'den bile duymuş olmalı. | Sleuth-3 | 1972 | |
| A turnstile into the bedrooms? | Yatak odalarında bir turnike mi? Yatak odalarına girmek için turnike mi? Yatak odalarında bir turnike mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| The Mistress's bedroom or would you know your way about? | Hanımefendinin odası... yoksa yolu kendiniz bulur musunuz? Metresin yatak odasında yoksa yerini öğrenmek ister misin? Hanımefendinin odası... yoksa yolu kendiniz bulur musunuz? | Sleuth-3 | 1972 | |
| The Mistress or her bedroom? It's irrelevant. | Hanımefendininkini mi yatak odasınınkini mi? Bunun yeri değil. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Now, Milo, where to begin, hmm? | Şimdi, Milo, nereden başlamalı, hmm ? Şimdi, Milo, nereden başlamalı, hmm? | Sleuth-3 | 1972 | |
| The bottom drawer, the trousseau drawer? | En alt çekmeceden mi, çeyizlerin durduğu çekmeceden mi? Komodinin en alt çekmecesinden mi? En alt çekmeceden mi, çeyizlerin durduğu çekmeceden mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Ah, the frillies! Take 'em out! Vandalize them! | Ah, süslü şeyler! Çıkart onları ve zarar ver! İç çamaşırları! Hepsini çıkar, ortalığı dağıt! Ah, süslü şeyler! Çıkart onları ve zarar ver! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Don't pack them. Ravage them! Come on, Milo! | Onları toplama. Zarar ver! Haydi, Milo ! Toparlama, parçala gitsin! Hadi Milo! Onları toplama. Zarar ver! Haydi, Milo! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Oh, excellent. Now tear that. That's better! | Oh, harika. Şimdi parçala şunu. Böylesi çok daha iyi! Harika. Şimdi yırt onu. Böylesi daha iyi. Oh, harika. Şimdi parçala şunu. Böylesi çok daha iyi! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Now, where would Milady hide the trophies of her skilled accomplishments, hmm? | Şimdi, hanımefendi, yeteneği sayesinde kazanmış olduğu başarıların ganimetlerini nereye saklamış olabilir, hmm? Sence hanımefendi üstün becerileriyle kazandığı ödüllerini nerede saklıyordur? Şimdi, hanımefendi, yeteneği sayesinde kazanmış olduğu başarıların ganimetlerini nereye saklamış olabilir, hmm? | Sleuth-3 | 1972 | |
| What better safe deposit for deceit, hmm? | Hile yapmak için en güvenli yer neresidir? Aldatmak için bundan daha iyi kasa olabilir mi? Hile yapmak için en güvenli yer neresidir? | Sleuth-3 | 1972 | |
| How often has it reflected the bright eyes that betray? | Bu ne kadar sıklıkta aldatan, parlak gözlerden yansımıştır? İhanet etmiş parlak gözleri ne sıklıkla yansıtmış? Bu ne kadar sıklıkta aldatan, parlak gözlerden yansımıştır? | Sleuth-3 | 1972 | |
| The mouth that lied and kissed and lied again! | Yalan söyleyen, öpüşen ve sonra yeniden yalan söyleyen bir ağız! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Be a good fellow. Stamp on that, will you? Why me? | İyi bir arkadaş olup şuna vurur musun? Neden ben? İyi bir arkadaş ol. Şunu ezer misin? Neden ben? İyi bir arkadaş olup şuna vurur musun? Neden ben? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Now where's your bedroom? M mine? | Şimdi, yatak odan ne tarafta? Benimki mi? Yatak odan nerede? Benimki mi? Şimdi, yatak odan ne tarafta? Benimki mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| for the next most likely hiding place. Which is where? | sonraki olası saklama yerine bakar. Yani nereye? | Sleuth-3 | 1972 | |
| What kind of charge you got here? Oh, enough for the job. | Ne kadar barut doldurdun? Oh, işimizi görecek kadar. Ne kadar patlayıcın var? İşimizi görecek kadar. Ne kadar barut doldurdun? Oh, işimizi görecek kadar. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Ready? Stand by for the countdown. | Hazır mısın? Geri sayımı bekle. | Sleuth-3 | 1972 | |
| I've got it. I've got it! | Başardım! Başardım! Aldım. Aldım! Başardım! Başardım! | Sleuth-3 | 1972 | |
| What are you shaking it for? It's a jewel box, not a maraca. | Onu niye sallıyorsun? O bir mücevher kutusu, maraca değil. Ne diye sallıyorsun? Mücevher kutusu işte marakas değil. Onu niye sallıyorsun? O bir mücevher kutusu, maraca değil. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Well, smash it open! Jesus, you have all the killer instinct... | Kırıp aç öyleyse! Tanrım! Kırıp açsana! Tanrım, öldürme içgüdülerin ancak... Kırıp aç öyleyse! Tanrım! | Sleuth-3 | 1972 | |
| squinting his eyesight away, and for what? | gözlerini şaşı yapardı ve tüm bunlar ne içindi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| is something we just haven't got time for at the moment, do you mind? | şu anda onlar için zamanımız yok, sence de öyle değil mi? ...şu anda pek vaktimiz yok, zahmet olmazsa? şu anda onlar için zamanımız yok, sence de öyle değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Why is it necessary for you to surprise me at all? | Bana sürpriz yapman neden bu kadar önemli? Beni şaşırtman senin için neden bu kadar gerekli? Bana sürpriz yapman neden bu kadar önemli? | Sleuth-3 | 1972 | |
| "Did you get a good look at the intruder's face, sir?" | "Evinize giren kişinin yüzünü gördünüz mü, efendim?" "Hırsızın yüzünü doğru düzgün görebildiniz mi efendim?" "Evinize giren kişinin yüzünü gördünüz mü, efendim?" | Sleuth-3 | 1972 | |
| not wholly human " How much sacking do you want done? | bir insan yüzü gibi değildi..." Ne kadar yağmalama istiyorsun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Let literature fly to the four winds! | Edebiyata aldanmayı bırak! Dergiler her yöne uçsun! Edebiyata aldanmayı bırak! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Let the contents of drawers be strewn like autumn leaves! | Bırak çekmecelerdekiler sonbahar yaprakları gibi dağılsın! Çekmecelerdekiler sonbahar yaprakları gibi düşsün! Bırak çekmecelerdekiler sonbahar yaprakları gibi dağılsın! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Hey, that's my new manuscript! | Hey, bu benim yeni yazım! Yeni romanımın müsveddesi o! Hey, bu benim yeni yazım! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Enough? For a starter. | Yeterli mi? Yeni başlayan biri için gayet iyi. Yeter mi? Başlangıç olarak. Yeterli mi? Yeni başlayan biri için gayet iyi. | Sleuth-3 | 1972 | |
| What seconds? What for? The ensuing fight, remember? | Ne saniyesi? Ne için? Yapılacak kavga, hatırladın mı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Hey! Well, you're the underdog, aren't you? | Hey ! Baskı gören kişi sensin, değil mi? Hey! Baskı gören kişi sensin, değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Got the support of the crowd, haven't you? What more do you want? | Kalabalığın desteğini alıyorsun, değil mi? Daha fazla ne isteyebilirsin? Kalabalığın desteğini alıyorsun ya. Daha fazla ne istersin ki? Kalabalığın desteğini alıyorsun, değil mi? Daha fazla ne isteyebilirsin? | Sleuth-3 | 1972 | |
| This fight is fixed, remember? This is where I take a dive, | Bu hazırlanmış bir kavga, hatırlıyorsun, değil mi? Burası benim dalacağım ve | Sleuth-3 | 1972 | |
| and you knock me out cold! | senin de beni bayıltacağım yer! | Sleuth-3 | 1972 | |
| For real? Naturally. | Gerçekten mi? Doğal olarak. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Now, what shall I use? | Ne kullansam? Ne kullanayım? Ne kullansam? | Sleuth-3 | 1972 | |
| There it is! The original blunt instrument. | İşte bu! Orjinal kör bir alet. İşte burada! Orijinal kör bir alet. İşte bu! Orjinal kör bir alet. | Sleuth-3 | 1972 | |
| The poker. Right. Now, where do you want it? Now, steady. | Bir küskü. Tamam. Şimdi, nereye istersin? Sağlam. Ateş demiri, tamam. Nereye istersin? Sakinleş. Bir küskü. Tamam. Şimdi, nereye istersin? Sağlam. | Sleuth-3 | 1972 | |
| No? No! We're discussing an object... | Öyle değil m? Hayır! Klasik bir darbeyle | Sleuth-3 | 1972 | |
| which will raise a lump without actually cracking the cranium! | yaratacak bir nesneden bahsediyoruz! ...kullanabileceğin bir nesne hakkında tartışıyoruz! yaratacak bir nesneden bahsediyoruz! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Quite frankly, I've rather gone off the whole thing now. I know! | Açıkçası, şu anda tüm bunları bırakırdım. Biliyorum! | Sleuth-3 | 1972 | |
| "Lords a' mercy, Mr. Wyke! Whatever do we be doin' there? | "Tanrı aşkına, Bay wyke! Burada ne yapıyorsunuz? | Sleuth-3 | 1972 | |
| All trussed up like a turkey! Mm mm mm." | Bir hindi gibi bağlanmışsınız! Mm mm mm." | Sleuth-3 | 1972 | |
| "I know! Don't you mind me. I won't disturb ye. | "Biliyorum! Yokmuşum gibi davranın. Sizi rahatsız etmeyeceğim. | Sleuth-3 | 1972 |