• en flag English
    • tr flag Turkish

Search

English Turkish Sentence Translations Page 150142

English Turkish Film Name Film Year Details
who don't know how to treat their pale, pink, cool women." bilmeyen çirkin, kırmızı, soğuk adamları..." ...solgun, pembe havalı kadınlara nasıl davranacaklarını bilmiyorlar." bilmeyen çirkin, kırmızı, soğuk adamları..." Sleuth-1 1972 info-icon
What brought all this on then ? Öyleyse bütün bunlara ne neden oldu? Öyleyse bunlara sebep nedir? Öyleyse bütün bunlara ne neden oldu? Sleuth-1 1972 info-icon
What are you doing with that gun ? Obviously pointing it at you. O silahla ne yapıyorsun? Gördüğün gibi sana doğrultuyorum. O silahla ne yapıyorsun? Sana doğrulttuğum ortada. O silahla ne yapıyorsun? Gördüğün gibi sana doğrultuyorum. Sleuth-1 1972 info-icon
I can see that, but why ? Bunu görebiliyorum, ama neden? Görebiliyorum ama neden? Bunu görebiliyorum, ama neden? Sleuth-1 1972 info-icon
Because I'm a gonna kill a you. Çünkü seni öldüreceğim. Sleuth-1 1972 info-icon
You're a gonna kill a me ? Beni öldürecek misin? Sleuth-1 1972 info-icon
Jesus ! Here we go again with another one of your games. Tanrım! Şu oyunlarından bir başkası daha. Tanrım! Başka bir oyununa daha başlıyoruz. Tanrım! Şu oyunlarından bir başkası daha. Sleuth-1 1972 info-icon
Another one ? No, it's the same one. We've been playing it all evening. Bir başkası mı? Hayır, bu aynı oyun. Gece boyunca bunu oynadık. Başka biri daha mı? Hayır, aynı oyun. Akşam boyunca oynuyorduk. Bir başkası mı? Hayır, bu aynı oyun. Gece boyunca bunu oynadık. Sleuth-1 1972 info-icon
It's called "you're going to die, and no one will suspect murder." Bunun adı: "öleceksin ve kimse cinayetten şüphelenmeyecek." Adı "Sen öleceksin ve kimse cinayetten şüphelenmeyecek." Bunun adı: "öleceksin ve kimse cinayetten şüphelenmeyecek." Sleuth-1 1972 info-icon
You mean all that steal the jewels stuff was just Demek istediğin, mücevherleri çalma olayı sadece... Yani tüm bu mücevher çalma işi Demek istediğin, mücevherleri çalma olayı sadece... Sleuth-1 1972 info-icon
I invited you round here to set up the circumstances of your own death: Seni buraya, kendi ölümünü hazırlamak için davet ettim: Seni buraya kendi ölümünle ilgili koşulları ayarlamak için davet ettim: Seni buraya, kendi ölümünü hazırlamak için davet ettim: Sleuth-1 1972 info-icon
the break in, the disguise, jewels in your pocket, İçeri izinsiz girmek, kılık değiştirme, ceplerinde mücevherler, Sleuth-1 1972 info-icon
the householder aroused, grappling with the thief... ev sahibinin ayaklanması, hırsızla dövüşmesi Sleuth-1 1972 info-icon
and gun going off during the struggle, and then, ve bu mücadele sırasında silahın patlaması ve sonra, Sleuth-1 1972 info-icon
the final, fatal shot. ölümcül son atış. Sleuth-1 1972 info-icon
Knock it off, Andrew, for God's sake. Kes şunu, Andrew, Tanrı aşkına. Hadi oradan Andrew, Tanrı aşkına. Kes şunu, Andrew, Tanrı aşkına. Sleuth-1 1972 info-icon
It ain't funny no more. It ain't, ain't it ? Artık komik değil. Komik değil, öyle değil mi? Artık komik falan değil. Komik değil mi? Artık komik değil. Komik değil, öyle değil mi? Sleuth-1 1972 info-icon
Can you find a flaw in it ? Marguerite. Burada bir eksiklik bulabilir misin? Marguerite. Planda bir kusur bulabilir misin? Marguerite. Burada bir eksiklik bulabilir misin? Marguerite. Sleuth-1 1972 info-icon
The cops'll trace the connection between Marguerite and me. What nonsense. Polisler Marguerite ve benim aramdaki bağlantıyı bulacaklardır. Bunlar boş sözler. Polisler onuna aramdaki bağın izini sürer. Saçmalık. Polisler Marguerite ve benim aramdaki bağlantıyı bulacaklardır. Bunlar boş sözler. Sleuth-1 1972 info-icon
They'll know that's why you did it. Bunu neden yaptığını anlayacaklardır. Bu yüzden yaptığını anlarlar. Bunu neden yaptığını anlayacaklardır. Sleuth-1 1972 info-icon
How was I expected to know who you were ? The law will have every sympathy for me. Senin kim olduğunu nereden bilebilirdim? Kanunlar benim yanımda olacaktır. Kim olduğunu ne bilecektim ki? Kanun bana sempati gösterecektir. Senin kim olduğunu nereden bilebilirdim? Kanunlar benim yanımda olacaktır. Sleuth-1 1972 info-icon
Property's always been more highly regarded in England than people. İngiltere'de daima insandan çok mala değer verilmiştir. İngiltere'de mülkler insanlardan daha çok saygı görür. İngiltere'de daima insandan çok mala değer verilmiştir. Sleuth-1 1972 info-icon
Even Marguerite will assume that you were, after all, just an adventurer after her jewels, Marguerite bile senin, sadece mücevherlerinin peşindeki bir maceraperest olduğunu düşünecektir. Nihayetinde Marguerite bile, mücevherlerinin peşinde olan bir maceraperest, hırsızlığı... Marguerite bile senin, sadece mücevherlerinin peşindeki bir maceraperest olduğunu düşünecektir. Sleuth-1 1972 info-icon
a petty sneak thief who, in the end, found larceny less burdensome than matrimony. Hırsızlığı evlilikten daha az sorumluluk isteyen bir durum olarak gören önemsiz, sinsi bir hırsız... Sleuth-1 1972 info-icon
The way you're finding murder less burdensome than alimony ? Cinayeti, nafaka ödemekten daha az sorumluluk isteyen bir iş olarak gördüğün gibi mi? Sleuth-1 1972 info-icon
Ha ! Wit in the face of adversity ! Good ! Ha! Sıkıntılı bir surattaki esprili ifade! Güzel! Sıkıntıya karşı zekice espri! Güzel! Ha! Sıkıntılı bir surattaki esprili ifade! Güzel! Sleuth-1 1972 info-icon
You've learned something from the English. İngilizlerden bir şeyler öğrenmişsin. Sleuth-1 1972 info-icon
Oh, and here's something else a sporting chance. Why don't you make a run for it ? Oh, ve başka bir şey daha var... sportif bir şans. Neden kaçmayı denemiyorsun ? Bir şey daha var, sana bir fırsat veriyorum. Koşmaya başlasan iyi olur. Oh, ve başka bir şey daha var... sportif bir şans. Neden kaçmayı denemiyorsun? Sleuth-1 1972 info-icon
And give you the chance to shoot me down in cold blood ? Beni soğukkanlı bir şekilde öldürme şansını vermem için mi? Sleuth-1 1972 info-icon
Hotblood, you mean. But I'll tell you what I'll do. Öfkeli bir şekilde demek istiyorsun herhalde? Ama sana ne yapacağımı anlatacağım. Sleuth-1 1972 info-icon
I'll close my eyes and count up to 20 slowly. Gözlerimi kapatacağım ve yavaşça yirmiye kadar sayacağım. Sleuth-1 1972 info-icon
That should give you a reasonable chance. Come on, Milo. Off you go. Bu senin için iyi bir şans olmalı. Haydi, Milo. Git. Bu sana makul bir fırsat verir. Hadi Milo. Yaylan. Bu senin için iyi bir şans olmalı. Haydi, Milo. Git. Sleuth-1 1972 info-icon
One, two, Bir,iki, Bir, iki... Bir, iki, Sleuth-1 1972 info-icon
three, four, üç, dört, Sleuth-1 1972 info-icon
five, six, beş, altı, Sleuth-1 1972 info-icon
nine, ten, dokuz, on, Sleuth-1 1972 info-icon
eleven, twelve, on bir, on iki, ...on bir, on iki... on bir, on iki, Sleuth-1 1972 info-icon
thirteen, fourteen, fifteen, on üç, on dört, on beş, ...on üç, on dört, on beş... on üç, on dört, on beş, Sleuth-1 1972 info-icon
sixteen, seventeen, eighteen, on altı, on yedi, on sekiz, Sleuth-1 1972 info-icon
nineteen and twenty. on dokuz ve yirmi. Sleuth-1 1972 info-icon
You left them in that beautiful coat. Onları şu güzel ceketinde bıraktın. Güzel montunun cebinde bırakmışsın. Onları şu güzel ceketinde bıraktın. Sleuth-1 1972 info-icon
Oh, my God. Let's have you out of that car, shall we ? Tanrım. Haydi seni o arabadan çıkartalım, olur mu? Aman Tanrım. Hadi seni arabadan çıkaralım. Tanrım. Haydi seni o arabadan çıkartalım, olur mu? Sleuth-1 1972 info-icon
Those lovely boots back on again, please. Şu güzel botları yeniden giy, lütfen. Sleuth-1 1972 info-icon
Now, of course, the only question left to be decided is where the Police shall find you. Şimdi, tabiki, kararı verilmesi gereken tek soru, polisin seni nerede bulacağı. Elbette, kalan tek soru polisin seni nerede bulacağına karar vermek. Şimdi, tabiki, kararı verilmesi gereken tek soru, polisin seni nerede bulacağı. Sleuth-1 1972 info-icon
Of course, you could be lying sprawled over the desk in the study, Tabiki, çalışma odasındaki masanın üstüne, sayısız albayın Sleuth-1 1972 info-icon
like countless colonels in countless studies, sayısız araştırmasında olduğu gibi, serilmiş Sleuth-1 1972 info-icon
or propped up in the log basket like a rag doll. ya da bir bez bebek gibi bir kütüğün içerisine oturtulmuş olabilirdin. Sleuth-1 1972 info-icon
Which do you fancy early Agatha Christie or vintage S.S. Van Dine ? Hangisi hoşuna gider? Agatha Christie'nin ilk zamanları mı, yoksa vintage S.S. Van Dine mı? Hangisi daha güzel, yeni Agatha Christie mi yoksa eski S.S. Van Dine mi? Hangisi hoşuna gider? Agatha Christie'nin ilk zamanları mı, yoksa vintage S.S. Van Dine mı? Sleuth-1 1972 info-icon
You're talking of a murder, of killing a real man ! Don't you understand ? Bir cinayetten, canlı bir adamı öldürmekten bahsediyorsun! Anlamıyor musun? Cinayetten, gerçek bir adamı öldürmekten bahsediyorsun! Anlamıyor musun? Bir cinayetten, canlı bir adamı öldürmekten bahsediyorsun! Anlamıyor musun? Sleuth-1 1972 info-icon
Perhaps I shouldn't use a gun at all. Perhaps, best of all, Belki de bir silah kullanmamalıyım. 1930'larda kullanılan gerçek bir Sleuth-1 1972 info-icon
A real 1930s murder weapon, the Mashie Niblick. cinayet silahı olan Mashie Niblick'i. Sleuth-1 1972 info-icon
I've got one in my golf bag. Golf çantamda bir tane var. Golf çantamda bir tane vardı. Golf çantamda bir tane var. Sleuth-1 1972 info-icon
Dear old Mashie Niblick. Sevgili, eski Mashie Niblick. Sleuth-1 1972 info-icon
I think you'd be found in the fireplace in a fair old mess. Sanırım şöminenin pislikleri arasında bulunacaksın. Sleuth-1 1972 info-icon
The body lay on its back, its limbs grotesquely splayed like a broken puppet. Ceset sırt üstü yatmış, uzuvları kırık bir bebek gibi garip bir şekilde yayılmış. Sleuth-1 1972 info-icon
The whole head had been pulped as if by some supernatural force. Kafa, sanki doğa üstü bir güç tarafından yapılmış gibi hamura çevrilmiş. Sleuth-1 1972 info-icon
"My God," breathed the Inspector, blanching. "Tanrım," dedi müfettiş sarararak. Sleuth-1 1972 info-icon
"Thompson, you'd better get a top yourself." "Thompson, kendini toplasan iyi olur." Sleuth-1 1972 info-icon
"Excuse me, sir, but was all this violence strictly necessary ?" "Afedersiniz, bayım, ama bu kadar şiddet çok mu gerekliydi?" Sleuth-1 1972 info-icon
"I'm sorry, Inspector. "Üzgünüm, müfettiş. Sleuth-1 1972 info-icon
I'm afraid I lost control of myself when I saw him handling my wife's intimate garments." Ne yazık ki eşime ait özel eşyaları elinde tuttuğunu görünce kendimi kaybettim." Sleuth-1 1972 info-icon
Oh, it's too bloody elaborate. I tell you what. Oh, bu çok özenli oldu. Bak ne diyeceğim. Sleuth-1 1972 info-icon
I think the scene the Police find is simply this: Sanırım polisin bulacağı sahne şöyle olacak: Sleuth-1 1972 info-icon
after the fight, you flee up the stairs back to your ladder again. Kavgadan sonra basamaklardan yeniden merdivene doğru kaçtın. Sleuth-1 1972 info-icon
Go on, Milo, flee. Up you go. Haydi, Milo, kaç. Yukarı çık. Sleuth-1 1972 info-icon
I catch you on the landing, and in the renewed struggle I shoot you. Seni sahanlıkta yakaladım ve yeni bir mücadele sırasında sana ateş ettim. Sleuth-1 1972 info-icon
Nothing succeeds like simplicity, don't you agree, Milo ? Hiçbir şey basitlikten daha başarılı olamaz, öyle değil mi Milo? Sleuth-1 1972 info-icon
On the morning of his execution, İdam sabahında Kral Charles Sleuth-1 1972 info-icon
King Charles I put on two shirts. iki adet gömlek giydi. Sleuth-1 1972 info-icon
"If I tremble with the cold," he said, "my enemies will say it was from fear." "Eğer soğuktan titrersem", dedi, "düşmanlarım korkudan titrediğimi söyler." Sleuth-1 1972 info-icon
I will not expose myself to such reproaches. Kendimi bu tür azarlamalara açmayacağım. Sleuth-1 1972 info-icon
You must also attempt this anglo saxon dignity... Darağacı merdivenlerini çıkarken Sleuth-1 1972 info-icon
as you mount the steps to the scaffold. bu anglo sakson gururunu da denemelisin. Sleuth-1 1972 info-icon
I can't give anything back, can I ? Hiçbir şeyi geriye veremem, değil mi? Sleuth-1 1972 info-icon
I mean, if it hadn't been me, Demek istediğim, bu ben olmasaydım, Sleuth-1 1972 info-icon
it would've been somebody else. başka biri olabilirdi. Sleuth-1 1972 info-icon
I'll go away. Giderim. Sleuth-1 1972 info-icon
You won't never hear of me no more. Benden bir daha haber alamazsın. Sleuth-1 1972 info-icon
Why, Andrew ? Why me ? Neden, Andrew? Neden ben? Sleuth-1 1972 info-icon
Don't snivel. Mızmızlanma. Sleuth-1 1972 info-icon
I wanna know why ! Nedenini bilmek istiyorum! Sleuth-1 1972 info-icon
I'm amazed you have to ask. Doğrusu bunu sormana şaşırdım. Sleuth-1 1972 info-icon
I hate your smarmy good looks and your easy manner. Yapmacık yakışıklılığından ve rahat hareketlerinden nefret ediyorum. Sleuth-1 1972 info-icon
I'll bet you're easy in a ski lodge, easy on a yacht, easy on a beach. Bahse girerim bir kayak yerinde, teknede ve kumsalda rahatsındır. Sleuth-1 1972 info-icon
I knew you'd wear a gold charm round your neck, Boynunda altın bir zincir taşıdığını biliyorum, Sleuth-1 1972 info-icon
And I'll bet your chest is hairy and in summer matted with sun oil. iddiasına girerim göğsün kıllıdır ve yazın bir sürü güneş yağı sürüyorsundur. Sleuth-1 1972 info-icon
Above all, I hate you... Hepsini bırak, senden nefret ediyorum... Sleuth-1 1972 info-icon
because you're a culling blue eyed wop, Çünkü sen, kalabalık içinde göze çarpan mavi gözlü bir İtalyansın Sleuth-1 1972 info-icon
and not one of me ! ve bana göre değilsin! Sleuth-1 1972 info-icon
A creeping, hairdressing seducer of silly women. Aptal kadınları ayartan, sürüngen bir kuaförsün. Sleuth-1 1972 info-icon
A jumped up pantry boy who doesn't know his place ! Nereye ait olduğunu bilmeyen, burnu havada bir çocuksun! Sleuth-1 1972 info-icon
Did you really believe... Gerçekten karımı ve mücevherleri Sleuth-1 1972 info-icon
I'd give up my wife and jewelry to you ? sana bırakacağıma inandın mı? Sleuth-1 1972 info-icon
That I'd make myself that ridiculous ? Kendimi bu kadar gülünç bir duruma düşüreceğime? Sleuth-1 1972 info-icon
You're not in love with her. Ona aşık değilsin. Sleuth-1 1972 info-icon
Whether I love her or not, I found her. I've kept her. Aşık olayım ya da olmayayım. Onu buldum ve sahip çıktım. Sleuth-1 1972 info-icon
She represents me. Beni temsil ediyor. Sleuth-1 1972 info-icon
Once... she was in love with me. Bir zamanlar... bana aşıktı. Sleuth-1 1972 info-icon
And now, she's in love with me. Ve şimdi, bana aşık. Sleuth-1 1972 info-icon
And that's what you can't forgive, isn't it ? Bağışlayamadığın şey bu, değil mi? Sleuth-1 1972 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 150137
  • 150138
  • 150139
  • 150140
  • 150141
  • 150142
  • 150143
  • 150144
  • 150145
  • 150146
  • …
  • »
  • »»
Restricted Mode:   
  • Contribute
  • About Us
  • Disclaimer
  • Contact