Search
English Turkish Sentence Translations Page 150132
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Jeez! | Aman! | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Don't go gettin' dramatic on me now. | Benim yanımda dramatikleşmeyin şimdi. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Randall, shut up and help me get him to bed. | Randall, kapa çeneni de onu yatağına götürmeme yardım et. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Oh, God. It's harder than I thought. | Tanrım. Sandığımdan daha zor. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Come on. Thanks, Danni. | Haydi. Sağ ol, Danni. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Okay, watch your head now. | Tamam, kafana dikkat et. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Jesus, Randall, you're making him sleep down here? | Tanrım, Randall, onu burada mı yatıracaksın? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Well, where should we have him sleep? In bed with me and Sharon? | Nerede yatırsaydık? Sharon'la birlikte bizim yatağımızda mı? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Joleen's coming back on Tara's birthday. | Joleen Tara'nın doğum gününde gelecek. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Oh, yeah. Sure she is' pal. | Evet. Elbette gelecek, dostum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| She is. Get your head up on that pillow there. | Gelecek. Kafanı kaldır da yastığa koy. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Why don't you go? I can look after him. That's what she said. | Neden gitmiyorsun? Onunla ilgilenebilirim. Öyle dedi. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Jeez. Here' honey. Roll over. | Tanrım. Dur, hayatım. Dön. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| How's that feel? It's good. | Nasıl hissediyorsun? İyi. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You miss that girl, don't you? | O kızı özlüyorsun, değil mi? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| She's a good kid. She's a good kid. | O iyi bir çocuk. İyi bir çocuk. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I wanted to I wanted to to tell her, you know? | Ona söylemek istedim, biliyor musun? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| But I couldn't. I didn't know... the words to say it, | Ama söyleyemedim. Ne diyeceğimi bilmiyordum... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| so all I could do was, you know, make it fun, | ...o yüzden onu sadece eğlendirdim... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| but... I couldn't even do that. | ...ama onu bile yapamadım. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| James, it's not your fault. | James, senin suçun değil. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Can you go now, please? | Şimdi lütfen gidebilir misin? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I'll see you later, okay? Okay. | Sonra görüşürüz, tamam mı? Tamam. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Give me a call when you feel like it, okay? | İstediğin zaman beni ara, tamam mı? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Darlene, what did I tell you about blocking the door? | Darlene, kapıyı kapatman konusunda sana ne demiştim? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Tara, you have a visitor. | Tara, ziyaretçin var. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Why don't you open your present? | Hediyeni neden açmıyorsun? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| The other girls will just take it. | Öbür kızlar alacaktır. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| They go through my stuff at night. | Gece eşyalarımı karıştırıyorlar. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I never sleep. | Hiç uyumuyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| A woman at the foster place is talking to me about adoption. | Yetim evindeki kadın evlat edinileceğimden bahsediyor. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Maybe Joleen is just... | Belki Joleen'in... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| delayed wherever she's at. | ...her nerede kaldıysa gelmesi uzamıştır. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| The woman said I might get a family who has a regular house. | Kadının söylediğine göre düzgün evi olan bir aileye düşebilirmişim. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| She said they might have a kids' room, | Çocuk odaları olabilirmiş dedi... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| might have a dog. | ...belki bir köpek. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I don't even like dogs. | Köpekleri sevmem zaten. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I could just close my door. | Kapımı kapatabilirim. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| It's almost 6:00. | Saat 6.00 olmuş. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I should, uh, get you back, you know? | Seni geri götürmem gerektiğini biliyor musun? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Can I stay with you? | Yanında kalabilir miyim? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| We can't. | Beraber kalamayız. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| It'll just be for tonight. | Sadece bu gecelik olacak. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I'll see you guys. Not gonna tell us her name? | Görüşürüz. Bize kızın adını söylemeyecek misin? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Randall! Sorry, sweetie. | Randall! Özür dilerim, hayatım. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| No, it's not Like that. I'm, uh, just going out. | Hayır, anladığın gibi değil. Dışarı çıkıyorum sadece. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Whatever, Speedy, but can you just call Danni back? | Her neyse Speedy, ama Danni'ye dönebilir misin? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| 'Cause I'm not your personal answering service. | Çünkü senin özel sekreterin değilim. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Have fun out there. | İyi eğlenceler. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Say you could go anywhere in the world right now | Şimdi, dünyanın herhangi bir yerine gidebileceğini söyle. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| 280, 300 and 15. | 280, 300 ve 15 dolar. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| That's not that much. | Çok değil. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I don't know. I'll figure it out. | Bilmiyorum. Hesaplayacağım. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Isn't that where you go in this sort of situation? | Böyle durumlarda oraya gidilmez mi? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Yeah. Like in the movies. | Evet. Filmlerdeki gibi. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I don't think we have enough to get that far. | O kadar uzağa gitmeye paramızın yeteceğini sanmıyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Well, we need fake names. | Sahte isimlere ihtiyacımız var. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You know, so we don't get caught. | Böylelikle yakalanmayız. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I'll be Nicole, and I want to be 13 years old, | Adım Nicole olsun ve 13 yaşında olmak istiyorum... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| 'cause being 12 is stupid. | ...çünkü 12 yaş salakça. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Yeah. Okay. | Olur. Tamam. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Yeah, yeah. I'll be, uh I'll be Randall. | Evet, evet. Benim adım da Rendall olsun. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| No. You have to be my dad. Otherwise, it'll look weird to people. | Hayır. Senin babam olman gerekiyor. Aksi takdirde tuhaf gözükecektir. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| So I'll call you Dad, and you call me Nicole. | O yüzden sana Baba derim sen de bana Nicole. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Okay. Yeah, yeah. Nicole. | Tamam. Evet, evet. Nicole. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| So where are we going to, Dad? | Eee, nereye gidiyoruz, Baba? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You ever been to a farm? | Hayatında hiç çiftliğe gittin mi? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| A real one? | Gerçek bir çiftliğe? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| We can go to my dad's farm. I think we have enough to get there. | Babamın çiftliğine gidebiliriz. Sanırım oraya gitmeye paramız yeter. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| The farm where you and Mom grew up? | Annemle birlikte büyüdüğünüz çiftliğe mi? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Mom said she'd rather die than go back there. | Annem oraya gideceğime ölmeyi tercih ederim derdi. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| There's horses. You ever seen a horse? | Orada atlar var. Hiç at gördün mü? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| At a fair once. Brown one. | Fuarda bir kere görmüştüm. Kahverengi olanından. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You could ride it for a dollar. | Bir dolara binebiliyorsun. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| How long a ride? | Binme süresi ne kadar? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I don't know. I lost my dollar at the ring toss. | Bilmiyorum. Paramı halka atma oyununda harcadım. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| So there's this guy in a cabin, | Bir kulübede adam varmış... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| and he's got a hole in his roof, and it's raining. | ...ve çatısında bir delik varmış ve yağmur yağıyormuş. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| And, uh, a traveler is walking by, | Ve oradan bir yolcu geçiyormuş... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| and he says, "Hey, you got a hole up in your roof. | ...ve demiş, "Çatında bir delik var... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Water's gettin' in. Why don't you patch that up?" | ...su içeri giriyor. Neden orayı tamir etmiyorsun? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| He says, "Well, can't do it now 'cause it's raining. " | O da demiş, "Şimdi yapamam çünkü yağmur yağıyor." | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| He says, "Well, why don't you patch it up when it's not raining?" | O da demiş, "Neden yağmur yağmadığı zaman tamir etmiyorsun?" | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| And he said, "Well, when it's not raining, then no water's coming through. " | O da şöyle demiş, "Yağmur yağmadığı zaman, içeri su girmiyor." | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Does it have a punch line? | Esprili son cümlesi var mı? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| It's bad. | Berbat. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| If you tell them in the right order, they're a lot funnier, you know? | Usulüne göre anlatırsan daha komik olacağını biliyor musun? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Aren't you a little old for that shirt? | O kazak için biraz yaşlı değil misin? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| What kind of shit do you need from me right now, Mom? | Nasıl bir kazak istiyorsun, Anne? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I'm not pretending to do my homework. | Ödevimi yapıyormuş numarası yapmıyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| I'm pretending not to hate my life. | Hayatımdan nefret etmiyormuş numarası yapıyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Where are you going, at least? | En azından, nereye gideceğini söyle? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Hi. What the man said is | Merhaba. Adamın biri... | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| he'd give me some money to do some work for him back there. | ...kendisi için çalışırsam bana para verebileceğini söyledi. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| You gonna be all right hanging out here? | Burada oyalansan sorun olur mu? | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Sure. | Olmaz. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| There's three kids over there you can play with. | Şurada üç tane çocuk var onlarla oynayabilirsin. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| All right. I'm off to work, then. | Pekala. O halde işe gidiyorum. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Yeah. Whoa, whoa, whoa. | Evet. Hop, hop. | Sleepwalking-5 | 2008 | |
| Come on now. Come on. | Haydi şimdi. Haydi. | Sleepwalking-5 | 2008 |