Search
English Turkish Sentence Translations Page 149327
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| ln the betel shop Under my girl's house! | aşk dükkanı benim sevgilimin evinin altında! | Silsila-1 | 1981 | |
| Let's make a little merry! Let's have a few kisses! | gidelim biraz keyiflenelim! bir kaç öpücük alalım! | Silsila-1 | 1981 | |
| Get down. Let me go home. | bırakın ineyim. evime gireyim. | Silsila-1 | 1981 | |
| What are you doing? Think about me! | ne yapıyorsun ? beni de düşün ! | Silsila-1 | 1981 | |
| What about me? Hey brother! | ben ne olacağım? Hey kardeşim! | Silsila-1 | 1981 | |
| Oh come on, he's just my brother. | Oh hadi ama, o sadece kardeşim. | Silsila-1 | 1981 | |
| You're crying... tell me, what's your problem? | ağlıyormusun... söyle bana, derdin ne,derdin ne senin? | Silsila-1 | 1981 | |
| l bashed you up... When, where? | ben sana çok sert vurmuştum... ne zaman, nerede ? | Silsila-1 | 1981 | |
| 15 years ago. You were a little one. When you tore Maya's letter. | 15 yıl önce. o zamanlar küçücüktün. sen Maya'nın mektubunu yırttığın zaman. | Silsila-1 | 1981 | |
| What did l tear? Maya's letter... | neden ağlıyorsun? Maya'nın mektubu... | Silsila-1 | 1981 | |
| No! l pushed you. And you hit the wall. And you cracked your nut. | hayır! ben seni itiklemiştim. ve sende duvara vurmuştun. sonrada kafan çatlamıştı. | Silsila-1 | 1981 | |
| No! l bashed you up! | hayır! ben sana vurmuştum! | Silsila-1 | 1981 | |
| Where's Maya these days? | bu günlerde maya nerede? | Silsila-1 | 1981 | |
| Maya? Bloody Maya! | Maya? lanet olası Maya! | Silsila-1 | 1981 | |
| Maya must struggling to tide the seas of life! | Maya hayatın gel gitleriyle mücade ediyor! | Silsila-1 | 1981 | |
| Right now, with her four kids and husband in tow... | şimdi, o dört çocuğu , kocası ve onun yedeği ... | Silsila-1 | 1981 | |
| she's waiting for a train at a seedy station! | bir tren istasyonunda tren bekliyorlardır! | Silsila-1 | 1981 | |
| Trains are never on time in lndia. | Trenler asla vaktinde gelmez hindistanda. | Silsila-1 | 1981 | |
| Write a play about it. | bunun hakkında bir oyun yaz. | Silsila-1 | 1981 | |
| l'm a flier. l have nothing to do with trains. | ben bir pilotum. trenlerle aramda hiç bir şey yok. | Silsila-1 | 1981 | |
| But still, l'll say trains are a big problem. | ama yine de ,trenlerin büyük problem olduğunu görebiliyorum. | Silsila-1 | 1981 | |
| Write a play. | bir oyun yaz. | Silsila-1 | 1981 | |
| Where's paper? | kağıt nerede? | Silsila-1 | 1981 | |
| Paper? | kağıt? | Silsila-1 | 1981 | |
| You tore it! That's why l bashed you up. | sen yırttın onu! işte bundan bende sana vurdum. | Silsila-1 | 1981 | |
| So what? | ne olucak ki? | Silsila-1 | 1981 | |
| You're my elder. | sen benden büyüksün. | Silsila-1 | 1981 | |
| Look, if you're my elder... | bak, ğer sen benden büyüksen... | Silsila-1 | 1981 | |
| then l'm younger to you. | ben senden daha küçüğüm. | Silsila-1 | 1981 | |
| When l'm younger to you, you're my elder. | ben senden küçüksem o zaman sende benim büyüğümsün. | Silsila-1 | 1981 | |
| So what, if you bashed me up? | bana vurduysan bile ne olmuş? | Silsila-1 | 1981 | |
| Remember, once you were angry with me about Maya. You left me and went away. | hatırlasana, bir keresinde sen bana Maya için kızmıştın. beni bırakıp çok uzaklara gittin. | Silsila-1 | 1981 | |
| Don't leave me and go away. | beni bırakma ve uzaklara gitme. | Silsila-1 | 1981 | |
| Don't leave me! | beni bırakma ! | Silsila-1 | 1981 | |
| l'm telling you the truth, | sana içdenlikle söylüyorum, | Silsila-1 | 1981 | |
| Not just one Maya... | sadece bir Maya için değil... | Silsila-1 | 1981 | |
| l'll give up a thousand Mayas for your sake! | bana yüz maya verseler ben seni hiç birine değişmem! | Silsila-1 | 1981 | |
| Brother, don't leave me! | kardeşim, beni bırakma! | Silsila-1 | 1981 | |
| Don't leave me! | beni bırakıp gitme! | Silsila-1 | 1981 | |
| Don't cry, brother! You're my younger brother. | ağlama kardeşim! sen benim küçük kardeşimsin | Silsila-1 | 1981 | |
| l'll never leave you! | seni asla bırakmam! | Silsila-1 | 1981 | |
| l never will! | asla...! | Silsila-1 | 1981 | |
| l have cried out your name in these valleys. Chandni. | ben adınızı bu vadilere haykırıyorum. Chandni. | Silsila-1 | 1981 | |
| Ask these flowers, if you won't believe. | eğer inanmazsanız, bu çiçeklere sorun. | Silsila-1 | 1981 | |
| All of yesterday, l sat writing your name and mine. | dün bütün gün, üzüntüyle yazdım senin ve benim adımı. | Silsila-1 | 1981 | |
| Loneliness and solitude are two words. | yanlızlık içindeydi bu iki isimde. | Silsila-1 | 1981 | |
| But together, they mean a lifetime. | ama birlikde,bir ömür boyu. | Silsila-1 | 1981 | |
| ln a moment, the quest is transformed into a world of happiness. | bir an bile olsa, bu yanlızlık dünyanın en büyük mutluluğuna dönebilir. | Silsila-1 | 1981 | |
| Try it out: Amit. Amit, who is mine no more. | seninle çıkmak isteyen: Amit. Amit'i artık daha fazla bekletme. | Silsila-1 | 1981 | |
| Turn on the hot water. Okay. | sıcak suyu biraz açsana. tamam. | Silsila-1 | 1981 | |
| This is fun! | bu çok eğlenceli! | Silsila-1 | 1981 | |
| Amit, pick up that soap. | Amit, sabunu alsana. | Silsila-1 | 1981 | |
| l'm not picking up any soap. | ben hiç bir şekilde yerden sabun almam. | Silsila-1 | 1981 | |
| Back in the hostel bathroom, no one would pick up the soap! | pansiyonun banyosunu hatırlıyormusun, hiç kimse yerden sabun almazdı! | Silsila-1 | 1981 | |
| And once when we were bathing naked, Maya suddenly barged in. | ve bir keresinde banyo yaparken, Maya aniden içeri dalmıştı. | Silsila-1 | 1981 | |
| And we covered our eyes in shock! | ve biz şok içinde kendi gözlerimizi kapatmıştık! | Silsila-1 | 1981 | |
| She wouldn't look at us for a week! | o, bir hafta boyunca yüzümüze bakamamıştı! | Silsila-1 | 1981 | |
| With you around, l'm reliving my childhood. | seninle birlikde iken, çocukluğumu yeniden yaşıyor gibiyim. | Silsila-1 | 1981 | |
| Stay back for some more time... | dönmeden biraz daha zaman geçirelim... | Silsila-1 | 1981 | |
| For your sake, l'd stay back for the rest of my life. | senin hatırın için, bütün hayatım boyunca kalırım. | Silsila-1 | 1981 | |
| But something urgent has cropped up. l have to meet someone. | ama çok acil bir iş için dönmeliyim. biriyle tanışacağım. | Silsila-1 | 1981 | |
| The soap... You so and so! | sabun... seni var ya! | Silsila-1 | 1981 | |
| What a strange pair. | ne garip bir çift değil mi. | Silsila-1 | 1981 | |
| Mad, both of them... That spirit is rare. | çılgın, ikisi birbirinden... böyle ruh ikizi nadir bulunur. | Silsila-1 | 1981 | |
| l'm not anxious for you any longer. How come. | ben artık senin için endişelenmiyorum. nasıl. | Silsila-1 | 1981 | |
| After what l've seen, l'll say you're lucky. | onları gördükden sonra şunu söylebilirim ki sen şanslısın. | Silsila-1 | 1981 | |
| They'll take good care of you. | ne olursa olsun onlar sana göz kulak olular. | Silsila-1 | 1981 | |
| Amit, won't you let us get married? Why don't you find yourself a girl? | Amit, neden hala evlenmeyi düşünmüyorsun? neden kendine bir kız bulmuyorsun? | Silsila-1 | 1981 | |
| We could get married together. We could honeymoon together. | birlikde evlenelim. balayına da beraber gideriz. | Silsila-1 | 1981 | |
| Excuse me! | biraz izin ver! | Silsila-1 | 1981 | |
| l'll let you know the day l get my hands on a girl. | bir gün size elinden tutup bir kız getireceğim . | Silsila-1 | 1981 | |
| Call me when you reach Bombay. | Bombay'ye ne zaman gideceksin. | Silsila-1 | 1981 | |
| You should look for a suitable boy for Chandni if you could. | eğer uygun bir gençle tanışırsan Chandni için onun la görüşmelisin | Silsila-1 | 1981 | |
| All right. | evet haklısın. | Silsila-1 | 1981 | |
| lt makes me sad when l think how empty the house will become... | bu evden gidecek olması fikri beni üzüyor... | Silsila-1 | 1981 | |
| once she goes away. A daughter always leaves. | o bizim tek kızımız. kız evlat her zaman emanet gibidir. | Silsila-1 | 1981 | |
| Some day she will have to leave. Pray that she gets a good boy... | bir gün elbette bizden ayrılacak. dua etde iyi bir gençle tanışabilsin... | Silsila-1 | 1981 | |
| and that she likes him. | ve ona aşık olan biriyle . | Silsila-1 | 1981 | |
| Look into her eyes when you talk. She's fond of young men. | bak konuştuğun zaman onun gözlerinin içine bak. o genç erkeklere düşkündür. | Silsila-1 | 1981 | |
| Just put in your best. She'll take care of the rest. | sadece elinden geleni yap. gerisini o halleder. | Silsila-1 | 1981 | |
| l'll keep trying. This play of yours... | tamam deneyeceğim. bu oyun senin... | Silsila-1 | 1981 | |
| is going to be a costly exercise. Let's not go into that again. | pahalıya mal olacağı belli. bunun içinde bir bedel ödemeliyim. | Silsila-1 | 1981 | |
| l've written it. That's all. Producing the play will cost a lot. | ben sadece yazarım. hepsi bu. oyunu üretmek bir çok şeye mal olur. | Silsila-1 | 1981 | |
| Lose this one and we end up begging on the steps of the Jama Masjid. | sana yalvarılyorum Jama Masjid'i kaybedersek her şeye baştan başlarız | Silsila-1 | 1981 | |
| How tough is she? Tough cookie. | nasıl zor olabilir ki? kadın bu işin mutfağında. | Silsila-1 | 1981 | |
| ln Delhi, art, literature and culture are spawned in her drawing room. | Delhi'de, sanat, edebiyat ve kültür ondan sorulur. | Silsila-1 | 1981 | |
| Get it? Yes. | idare edebilirmisin? evet. | Silsila-1 | 1981 | |
| Remember? Look into her eyes... Yes... | unutma? onun gözlerinin içine bak... evet | Silsila-1 | 1981 | |
| So what have you brought for me from Mauritius? | benim için Mauritius'dan ne getireceksin? | Silsila-1 | 1981 | |
| You could've sent your wife to buy it. | karını gönderdikden sonra alabilirsin. | Silsila-1 | 1981 | |
| l'd pawn you off at the junk dealer's and l wouldn't even ask for a receipt! | ben değersiz şeyleri elinde tutacak biri değilim! | Silsila-1 | 1981 | |
| Let's talk later. l have visitors. | sonra konuşuruz. ziyaretçilerim var. | Silsila-1 | 1981 | |
| Hello Ms Achala... Hello... | merhaba bayan Achala... merhaba... | Silsila-1 | 1981 | |
| My friend, Amit. | arkadaşım , Amit. | Silsila-1 | 1981 | |
| He's a playwright. He has just written a new play. | o bir oyun yazarı. şuan da yeni bir oyun hazırlığında . | Silsila-1 | 1981 | |
| From your looks, you'd be writing only romantic plays. | görünüşe bakılırsa, sadece romantik oyunlar yazıyormuşsunz. | Silsila-1 | 1981 | |
| Switch on the charm. | cazibeni kullan. | Silsila-1 | 1981 | |
| Well, till date... | peki, bu zamana kadar... | Silsila-1 | 1981 | |
| May l sit? | oturabilirmiyim? | Silsila-1 | 1981 | |
| Till date, my pangs of joblessness haunts my plays. | bu zamana kadar, benim oyunlarım neden işe yaramaz olduğunu anladım. | Silsila-1 | 1981 |