Search
English Turkish Sentence Translations Page 148865
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Prove what? | Neyi kanıtlayayım? | Shijie-1 | 2004 | |
| That you love me. | Beni sevdiğini. | Shijie-1 | 2004 | |
| Aren't you my girlfriend? | Benim kız arkadaşımsın değil mi? | Shijie-1 | 2004 | |
| You're pretending. | Rol yapıyorsun. | Shijie-1 | 2004 | |
| How old are you? And still playing the virgin? | Kaç yaşındasın? Ve hâlâ müzmin bakireyi oynuyorsun. | Shijie-1 | 2004 | |
| Cheng Taisheng, you're a bastard! | Cheng Taisheng, sen piç bir heriften başka birşey değilsin! | Shijie-1 | 2004 | |
| How could you say that? | Bunu nasıl söyleyebilirsin? | Shijie-1 | 2004 | |
| How far can you go? | Peki ne kadar ileri gidebilirsin? | Shijie-1 | 2004 | |
| Taisheng. | Taisheng. | Shijie-1 | 2004 | |
| Tao. | Tao. | Shijie-1 | 2004 | |
| Are you still angry? | Hâlâ kızgın mısın bana? | Shijie-1 | 2004 | |
| Say what you have to say. | Söyleyeceğini söyle. | Shijie-1 | 2004 | |
| How did you get back? | Eve nasıl döndün? | Shijie-1 | 2004 | |
| I had plenty of choices: bus, subway, taxi. | Bir sürü seçeneğim vardı: Otobüs, metro, taksi. | Shijie-1 | 2004 | |
| You have the freedom of choice. | Demek seçme özgürlüğün var. | Shijie-1 | 2004 | |
| What's on your mind? | Aklından geçen ne? | Shijie-1 | 2004 | |
| You're mean.... | Beni o otel odasında... | Shijie-1 | 2004 | |
| leaving me alone in that hotel. | yalnız bırakman çok kabaydı. | Shijie-1 | 2004 | |
| Don't you care about me at all? | Beni hiç umursamıyor musun? | Shijie-1 | 2004 | |
| A warning: Don't ever speak to me like that. | Uyarayım: Benimle asla bu şekilde konuşma. | Shijie-1 | 2004 | |
| What a temper! Very attractive. | Bak şu tavırlara! Gerçekten çok çekici. | Shijie-1 | 2004 | |
| Forget it. Let's go. | Unutalım gitsin. Hadi gidelim. | Shijie-1 | 2004 | |
| Come on, Tao. | Hadi ama Tao. | Shijie-1 | 2004 | |
| Taisheng! Hey, you two! | Taisheng! Hey, siz ikiniz! | Shijie-1 | 2004 | |
| Nice to see you! Thanks. | Gördüğüme sevindim! Ben de. | Shijie-1 | 2004 | |
| How's business? Not bad. | İşler nasıl? Fena değil. | Shijie-1 | 2004 | |
| Want to try? All right. | Denemek ister misiniz? Olur. | Shijie-1 | 2004 | |
| How does it work? | Ne işe yarıyor? | Shijie-1 | 2004 | |
| It's a magic carpet ride. | Bu bir uçan halı. | Shijie-1 | 2004 | |
| I record it on DVD. | DVD'ye kaydediyorum. | Shijie-1 | 2004 | |
| Okay, hold on tight. | Pekala, sıkı tutunun. | Shijie-1 | 2004 | |
| We're ready to fly. | Uçmaya hazırız. | Shijie-1 | 2004 | |
| Time to take off! | Kalkışa geçiyoruz! | Shijie-1 | 2004 | |
| Tao, cheer up! Give us a wave. | Tao, neşelen biraz! Bize bir el salla. | Shijie-1 | 2004 | |
| Zhao Xiao Tao. | Zhao Xiao Tao. | Shijie-1 | 2004 | |
| Why can't I see anything? | Neden birşey göremiyorum? | Shijie-1 | 2004 | |
| Doesn't Niu look like Columbus? | Niu, Kristof Kolomb'a benzemiyor mu? | Shijie-1 | 2004 | |
| One, two, three, "cheese"! | Bir, iki, üç, "patates"! | Shijie-1 | 2004 | |
| Come a little closer. | Biraz daha yakına gel. | Shijie-1 | 2004 | |
| Don't let her run away! No dirty tricks! | Sakın kaçırmayın! Hile yapmak yok! | Shijie-1 | 2004 | |
| She won't put her hand in its mouth! | Elini heykelin ağzına koymadı! | Shijie-1 | 2004 | |
| She must tell lies! | Demek ki yalancının biri! | Shijie-1 | 2004 | |
| Can you take a photo for us? Sure. | Fotoğrafımızı çekebilir misiniz? Tabii ki. | Shijie-1 | 2004 | |
| That's America. | Şurası Amerika. | Shijie-1 | 2004 | |
| The Twin Towers were bombed on September 11. | 11 Eylül'de İkiz Kuleler bombalandı. | Shijie-1 | 2004 | |
| We still have them. | Bizimkiler hâlâ duruyor. | Shijie-1 | 2004 | |
| That's Big Ben in London. | Şu, Londra'daki Big Ben. | Shijie-1 | 2004 | |
| Very famous. And that's France's Eiffel Tower. | Çok ünlüdür. Ve şu da Fransa'daki Eyfel Kulesi. | Shijie-1 | 2004 | |
| That's Notre Dame. Heard of it? | Şu Notre Dame Kilisesi. Duymuş muydun? | Shijie-1 | 2004 | |
| I've seen it in the movies. | Filmlerde görmüştüm. | Shijie-1 | 2004 | |
| What do you think of my workplace? | İş yerim hakkında ne düşünüyorsun? | Shijie-1 | 2004 | |
| Not bad. You're in the capital. | Fena değil. Başkentte çalışıyorsun. | Shijie-1 | 2004 | |
| You're protecting imperialist property. | Emperyalist mülkü koruyorsun. | Shijie-1 | 2004 | |
| I'm just a security guard. | Güvenlik görevlisiyim yalnızca. | Shijie-1 | 2004 | |
| Cigarette? | Sigara..? | Shijie-1 | 2004 | |
| I was selling soy beans in Yulin. I met this man. | Yulin'de soya fasulyesi satıyordum. Bir adamla tanıştım. | Shijie-1 | 2004 | |
| He said there was work in Beijing. | Pekin'de iş olduğunu söyledi. | Shijie-1 | 2004 | |
| Construction worker. | İnşaat işçiliği. | Shijie-1 | 2004 | |
| How's my family? | Bizimkiler nasıl? | Shijie-1 | 2004 | |
| Same as usual. Why don't you visit them? | Her zamanki gibiler. Neden bir ziyaret etmiyorsun? | Shijie-1 | 2004 | |
| I'm too busy. I'll go for the New Year. | Çok meşgulüm. Yeni Yıl zamanı gideceğim. | Shijie-1 | 2004 | |
| Your brother left home. | Erkek kardeşin evden kaçtı. | Shijie-1 | 2004 | |
| Still arguing with Mom? | Hâlâ annemle kavgalılar mı? | Shijie-1 | 2004 | |
| Like all families. | Her ailede olur bunlar. | Shijie-1 | 2004 | |
| How's my uncle? | Amcam nasıl? | Shijie-1 | 2004 | |
| He finally accepted you bringing Erxiao here. | Sonunda Erxiao'yu buraya getirmeni kabullendi. | Shijie-1 | 2004 | |
| His health is better. He's able to go outside. | Sağlığı daha iyi. Dışarıya çıkabiliyor. | Shijie-1 | 2004 | |
| When will you marry? | Evlilik ne zaman? | Shijie-1 | 2004 | |
| It's time for a baby. | Bebek sahibi olma vaktin geldi. | Shijie-1 | 2004 | |
| Your life is half over. | Yolun yarısına geldin. | Shijie-1 | 2004 | |
| You'll soon be old. Who'll look after you? | Yakında yaşlanacaksın. Sana kim bakacak? | Shijie-1 | 2004 | |
| "Little Sister" came, too? | "Kız Kardeş" de mi geldi? | Shijie-1 | 2004 | |
| He dropped out of school. | Okuldan atıldı. | Shijie-1 | 2004 | |
| Little Sister! Come here! | Kız Kardeş! Buraya gel! | Shijie-1 | 2004 | |
| His parents begged me to bring him along. | Anne babası, onu da yanımda getirmem için yalvardı. | Shijie-1 | 2004 | |
| To help him find a job. | Ona da iş bulurum diye. | Shijie-1 | 2004 | |
| Hi, Taisheng. | Selam Taisheng. | Shijie-1 | 2004 | |
| You're a "big girl" now! | Artık "abla" olmuşsun! | Shijie-1 | 2004 | |
| You have an earring? It's the style. | Küpe mi taktın? Moda bu. | Shijie-1 | 2004 | |
| You watch too much TV. | Fazla televizyon izliyorsun. | Shijie-1 | 2004 | |
| Looks like the dam back home. | Bizim oradaki baraja benziyor. | Shijie-1 | 2004 | |
| Show Little Sister around. | Kız Kardeş'e etrafı göster. | Shijie-1 | 2004 | |
| Looks better than the dam back home. | Memleketteki barajdan daha güzel. | Shijie-1 | 2004 | |
| It's the London Bridge I told you about. | Bu Londra Köprüsü bahsetmiştim sana. | Shijie-1 | 2004 | |
| Nice, isn't it? Beautiful. | Hoş, değil mi? Çok güzel. | Shijie-1 | 2004 | |
| That's Big Ben. In England. | Şu, Big Ben. İngiltere'deki. | Shijie-1 | 2004 | |
| I told you about it. | Bahsetmiştim. | Shijie-1 | 2004 | |
| Erxiao. | Erxiao. | Shijie-1 | 2004 | |
| How much do you earn? | Ne kadar kazanıyorsun? | Shijie-1 | 2004 | |
| Me? More than 200. | Ben mi? 200'ün üstünde. | Shijie-1 | 2004 | |
| 210 or 290? | 210 mu, 290 mı? | Shijie-1 | 2004 | |
| Trade secret. | Meslek sırrı. | Shijie-1 | 2004 | |
| Did you have to buy those clothes? | Elbiseleri siz mi aldınız? | Shijie-1 | 2004 | |
| Do soldiers buy their uniforms? | Askerler kendileri mi alıyorlar? | Shijie-1 | 2004 | |
| Our airline would like to welcome you on board. | Havayolu şirketimizin uçağına hoş geldiniz. | Shijie-1 | 2004 | |
| Before landing in our park, this plane made international flights. | Parkımıza inmeden önce, bu uçak uluslararası uçuşlar yapıyordu. | Shijie-1 | 2004 | |
| We have preserved its original appearance. | Orijinal görünümünde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. | Shijie-1 | 2004 | |
| The hostesses are all performers of the "Five Continents" Company. | Hosteslerimizin hepsi "Beş Kıta" Şirketinin oyuncularıdır. | Shijie-1 | 2004 | |
| Everything is for you to experience the beauty of air travel. | Herşey, havayolu seyahatinin güzelliklerini tecrübe etmeniz için düzenlenmiştir. | Shijie-1 | 2004 | |
| Can't I touch you? | Sana dokunabilir miyim? | Shijie-1 | 2004 |