Search
English Turkish Sentence Translations Page 148602
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| I weren't born yesterday neither, Colonel. | Dün de doğmadım,Albay. Dün de doğmadım, Albay. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| 'Tis a hanging offence to strike at an officer. | Bir memura vurmanın suçu idamdır. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| But like you said, I'm no Company officer. All the same. | Dediğin gibi. Ben bölüğün bir memuru değilim. Hep aynı. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| I'll not hit a man wearing the King's uniform. | Kral'ın üniformasını giyen birine saldırmam. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| No? No? Well, that's easily remedied. | Hayır?Hayır?İyi, kolayca çaresini buldum. Hayır? Hayır? İyi, kolayca çaresini buldum. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| I've shat 'em. | O'nu vurdum. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Shadrach. | Shadrach. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| All right, all right! Clear off. | Tamam.Tamam.Kesin. Tamam. Tamam. Kesin. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Next time I give an order, you bloody jump to, understood? | Bir dahaki sefere emir verdiğimde, atlayacaksınız, anlaşıldı mı? Bir dahaki sefere emir verdiğimde, hemen yerine getireceksin, anlaşıldı mı? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Come on to me with a knife, will you? You little gutless bastard! | Bana bıçakla saldırmadın mı? Seni küçük yüreksiz pislik. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Had enough, Shadrach? | Yetmez mi, Shadrach? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| The French heavy cavalry came on in good order, | Fransız ağır süvari sınıfı iyi emirlerle geldiler. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| the morning sun glinting on their sword tips. | Sabah güneşi kılıçlarının kabzasında parlıyordu. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| But my heart was not dismayed. | Ama, ben korkmadım. Ama ben korkmadım. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| What do you say, Stokes, which suits better? Glinting or glimmering? | Ne dersin, Stokes, hangi kıyafet daha iyi? Parlayan mı,ışıltılı mı? Ne dersin, Stokes, hangi kıyafet daha iyi? Parlayan mı, ışıltılı mı? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Stokes! | Stokes! | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Sir? Glinting or glimmering? | Efendim? Parlayan mı,ışıltılı mı? Efendim? Parlayan mı, ışıltılı mı? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| As you have it, sir. As you have it. Yes, yes, I think so, too. | Sizinki gibi, efendim,sizinki gibi. Evet, ben de öyle düşünmüştüm. Sizinki gibi, efendim, sizinki gibi. Evet, ben de öyle düşünmüştüm. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Glinting. Set it down, set it down. | Parlıyor.Bırak onu, bırak onu. Parlıyor. Bırak onu, bırak onu. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| My troops as one, look to their leader for, for... | Benim askerlerim birtane. Onların liderlerine bak. Benim askerlerim bir tane. Onların liderlerine bak. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| What? What is this? | Ne? Ne? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| I have said that when I am about my literary business, I am not to be disturbed. | Yazışma işimle ilgilenirken, rahatsız edilmek istemem. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| A message from Khande Rao. | Khande Rao'dan bir mesaj. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Poor Captain Lawrence. | Zavallı Yüzbaşı Lawrence. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| They killed him with a nail, McRae. | Onları bir vuruşta öldürdü, McRae. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| A nail driven into his skull! | Kafasındakine bak, General. Aşırı şartlanmış bir vuruş. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| It was, General, but not by any hammer. | Öyle, General,neyseki çekiç kullanmadı. Öyle, General, neyse ki çekiç kullanmadı. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| This is the work of jetties, professional strong men. | Bu profesyönel güçlü bir adamın işi. Bu profesyonel güçlü bir adamın işi. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Killing people in interesting ways is part of their remit. | İnsanları ilginç bir şekilde öldürmek, onların günahkarlığının bir parçası. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| There's a note along with the thing. | Şeyle birlikte bir not geldi. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Written in their heathen script. Perhaps you'd oblige me, McRae. | O kafirler yazmış. Belki beni memnun etmek istersin, McRae | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| It is a short message and to the purpose, General. | Kısa ve öz bir mesaj, General. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| If we attack Ferraghur, Khande Rao will kill General Burroughs' daughter. | Eğer Ferraghur'a saldırırsak,Khande Rao, General Burroughs'ın kızını öldürecek. Eğer Ferraghur'a saldırırsak, Khande Rao, General Burroughs'ın kızını öldürecek. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| You see, gentlemen? As I thought. | Görüyor musunuz beyler.Düşündüğüm gibi. Görüyor musunuz beyler. Düşündüğüm gibi. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Our best course lies in caution. | En iyi yol ikazı yalanlamak. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| The longer we leave him unchallenged, the stronger he gets. | Meydan okumadan ayrılırsak onun güçlenmesi uzun sürmez. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Khande Rao has got over 3,000 troops at Ferraghur. | Khande Rao 3.000 asker topladı. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Another month, it could be double that. | Bir ay sonra, iki katına çıkar. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| No matter their strength, | Gücünün zararı yok. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| a bandit rabble in want of discipline will never stand against a well trained European army. | Bir hırsız sürüsüden, eğitimli bir Avrupa askeri gibi disiplin beklenemez. Bir hırsız sürüsünden, eğitimli bir Avrupa askeri gibi disiplin beklenemez. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| That must be why they have a bunch of Frenchmen teaching them tactics, then, | Bir Fransız takımına taktikleri öğretmek için nedeni olmalı | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| under the command of a Colonel Gudin. | Albay Gudin komutası altında. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| For a horse dealer, Mr. Harper, you seem remarkable well informed. | Bir at tüccarı için, Bay Harper,epey bigi sahibisiniz. Bir at tüccarı için, Bay Harper, epey bilgi sahibisiniz. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Well, sir, you see, a horse dealer picks up more round and about | Evet efendim, görüyorsunuz ki, bir at tüccarı da olup bitenden haberdar olabiliyor, Evet efendim, görüyorsunuz ki, bir at tüccarı da olup bitenden haberdar olabiliyor,... | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| than just shit on his boots, sir. | botlarını kirletmekten başka, efendim. ...botlarını kirletmekten başka, efendim. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Khande Rao is not just marshalling his troops up there to look good. | Khande Rao, henüz ordusunu bir düzene sokamadı. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| You must move now. I have said! | Şimdi hareket etmeliyiz. Söylemiştim. Şimdi hareket etmeliyiz. Söylemiştim. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Damn it, sir, don't push me. | Lanet olsun, efendim, beni zorlamayın. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| We will wait | Bekleyeceğiz. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| until reinforcements and new orders are arrived from Agra. | Takviye birliği ve emirler Agra'ya ulaşıncaya kadar. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| There is no more to say. | Söylenecek başka birşey yok. Söylenecek başka bir şey yok. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Get that damn thing out of here. | Şunları buradan çıkaralım. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| What do you reckon then, Pat? | Neyi sayıyorsun, Pat? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| This Khande Rao, can we take him? Well, he has a reputation of being a real monster. | Bu, Khande Rao,alabilir miyiz? Gerçek bir cani olarak ünlendi. Bu, Khande Rao, alabilir miyiz? Gerçek bir cani olarak ünlendi. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| If he is a monster, Mr. Harper, then he's one of British making. | Eğer o, gerçek bir caniyse, Bay Harper, Bu İngilizlerin başarısıdır. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| How is that, Captain? | Nasıl olur, Yüzbaşı? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| The Company have only maintained the peace here by keeping the princes at each other's throats. | Bölük, burada prenslerin birbirlerini boğazlamalarına karşı barışı koruyor. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Khande Rao's father... | Khande Rao'nun babası. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| ...he feared his neighbors more than he hated the British. | Komşularından korktuğundan çokİngilizlerden nefret ederdi. Komşularından korktuğundan çok İngilizlerden nefret ederdi. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| And so it was your country that kept him supplied with arms. | Silahlarla korurken senin ülkendi. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| That sounds just like the English, getting someone else to do its dirty work. | Sadece İngilizlerin değil, başka birilerinin de pis işi gibi geliyor. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| The son is not the father, however. | Ama, oğlu, babası değil. Ama oğlu, babası değil. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Khande Rao wants you out of our country once and for all. | Khande Rao, sizi ülkesinden bir an önce atmak istiyor. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| It is a view with which I cannot say I do not have some sympathy. | Benim söyleyemediğim bir bakış açı.Hiç sempati duymuyorum. Benim söyleyemediğim bir bakış açı. Hiç sempati duymuyorum. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| So why are you fighting with us? | Öyleyse neden bizimle savaşıyorsunuz? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Khande Rao is a Maratha, Colonel, a sworn enemy of my blood. | Khande Rao bir Maratha,Albay, o benim kan davalım. Khande Rao bir Maratha Albay, o benim kan davalım. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| And that makes you my enemy's enemy. And, therefore, a necessary evil. | Ve bu sizi benim düşmanımın düşmanı yapar.Oyüzden istenmeyen biri. Ve bu sizi benim düşmanımın düşmanı yapar. O yüzden istenmeyen biri. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Good day to you, both. | İyi günler. İkinizede. İyi günler. İkinize de. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| I don't think I like the sound of that, a necessary evil. | İstenmeyen biri olduğunu akıllıca buluyorum. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Have we ever been else? Hmm. | Başka biri var mı? Hmm. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| And there was me thinking we were always on the side of the angels. | Bizim hep iyilerin yanında olduğumuzu düşünürdüm. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| What keeps my brother from sleep? | Kardeşimi ne uyutmadı? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| I dreamt of our father. | Rüyamda babamı gördüm. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| He was angry with me. I don't know why that should be so. | Bana kızgındı. Nedenini bilmiyorum. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| I shall ask the Brahmin what it means. | Brahmin'lere bunun ne anlama geldiğini sormalıyım. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| I try to be like him in all things. | Herşeyiyle ona benzemeye çalışmalıyım. Her şeyiyle ona benzemeye çalışmalıyım. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| To find his courage within me, that I may see my people safely through these days. | onun cesaretini kendimde bulmalı,böylece halkımı bu günlerden güvenle kurtarabileyim.. Onun cesaretini kendimde bulmalı, böylece halkımı bu günlerden güvenle kurtarabileyim... | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| No one doubts your courage, my lord, nor your wisdom. | Kimse sizin cesaretinizden kuşku duymuyor efendim.Bilgeliğinizden de. Kimse sizin cesaretinizden kuşku duymuyor efendim. Bilgeliğinizden de. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| But surely a great prince is also merciful. | Ama, büyük prens aynı zamanda merhametli olmalı. Ama büyük prens aynı zamanda merhametli olmalı. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| I speak of the white general's daughter. | Beyaz generalin kızından konuşalım. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| My brother, what harm has she done? | Ağabey, o ne kötülük etti? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Can it be right to keep her locked alone in the darkness? | Onu karanlıkta kitli tutmak doğru mu? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| You think the British would treat you any better? | İngilizlerin senden daha iyi davranacağını mı düşünüyonsun? İngilizlerin senden daha iyi davranacağını mı düşünüyorsun? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Then surely it becomes us to prove that it is they who are the barbarians in this land. | Öyleyse, bu ülkede kimin barbar olduğunu bize kanıtlamalı. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Release her to the guest quarters here in the palace. I will stand surety. | Saraydaki misafir evine götür.Ben kefilim. Saraydaki misafir evine götür. Ben kefilim. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Do this kindness for a sister who loves you. | Bu iyilği sizi seven kız kardeşiniz için yapın. Bu iyiliği sizi seven kız kardeşiniz için yapın. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| I will ask Madhuvanthi. Ask Madhuvanthi? That witch! | Madhuvanthi'ye soracağım. Madhuvanthi.O cadıya mı? Madhuvanthi'ye soracağım. Madhuvanthi. O cadıya mı? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| You are the Rajah of Ferraghur. And she is Regent! | Sen Ferraghur Raca'sısın. O'da kral naibi. Sen Ferraghur Raca'sısın. O da kral naibi. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Tell me, when the time comes to surrender such power, | Söyle, zamanı geldiğinde, gücünden feragat edecek, Söyle, zamanı geldiğinde, gücünden feragat edecek. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| do you imagine she will do so gracefully and rest content? | Rahat edeceğini düşünebiliyor musun, Rahat edeceğini düşünebiliyor musun? | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| She and Dodd... Do not task me, Lalima. | O ve Dodd. Beni kızdırma, Lalima. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| General Dodd has served us faithfully well these past years. | Geçen yıllarda General Dodd inançlı bir şekilde hizmet etti. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| It was our father's wish that he remain in our service | Babamızın istekleri onun hizmetiyle yerine geldi. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| and I will not go against that wish. | Ve babamın isteklerine karşı koyamam. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| As my brother pleases. | Kardeşim gibi memnun eder. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| You know what they are calling him? In the town and in the fort. | O'nu nasıl çağırıyorlar biliyor musun? Şehirde ve kalede. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| The white Rajah. The white Rajah. | Beyaz Raca. Beyaz Raca. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Take care, my little brother. | Kendine dikkat et, kardeşim. Kendine dikkat et, küçük kardeşim. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Christ, God, Sharpe! You heard his message. | Allah'ım, Sharpe.Mesajını duydun. Allah'ım, Sharpe! Mesajını duydun. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 | |
| Attack Ferraghur and he kills General Burroughs' daughter. | Ferraghur'a saldırdığımız anda General Burroughs'ın kızını öldürecekler. | Sharpe's Challenge-1 | 2006 |