Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 172530
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
Track three. Oh, yeah! | Üçüncü parça. Oh, evet! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Koochie! | Oynak birşey! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
ls your granny here? What's going on? | Ananen mi burada? Neler oluyor? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt's Jane. She loves this song. | Sadece Jane. Bu şarkıya bayılıyor. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Jane, what's up? | Jane, nasıl gidiyor? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Kevin dumped me. | Kevin beni terketti. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt was just three days before our one year anniversary. | Birinci yıldönümümüze üç gün kala. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Baby. Maybe he just freaked out. | Bebeğim. Belki de sadece çıldırmıştır. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
He will call up tomorrow when he realizes what a huge mistake he made. | Ne kadar büyük bir hata yaptığını anlayıp yarın seni arayacaktır. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
He's probably going through that whole No. | Büyük ihtimalle şu anda bunları Hayır. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
He says he's been wanting this for six months. | Bunu altı aydır istediğini söyledi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
He says he's been dying inside ever since l brought over my garment bag. | Ne zaman elbise çantamı ona götürsem, içte öldüğünü söyledi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Honey. What? | Tatlım. Ne? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We're all guilty of it. You made yourself too available. | Bunda hepimiz şuçluyduk. Kendini çok kolay elde edilir yaptın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lt's a classic mistake, sweetheart. | Klasik hata, canım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Yeah. Not according to this. | Evet. Buna göre değil tabi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Commandment four.'' | ''Kural dört.'' | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''True Love: The Ten Commandments.'' | ''Gerçek Aşk: On kurallar.'' | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Commandment number four: Thou shalt be open to love's possibilities. | ''Kural dört: Kişi aşkın ihtimallerine açık olmalı | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Boundaries are the enemies of love.'' | ''Sınırlar aşkın düşmanıdır.'' | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Sweetie, you know what? This book is relationship propaganda. | Tatlım, ne biliyor musun?? Bu kitap propaganda ile ilgili. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Dating is all about boundaries. | Çıkmak tamamen sınırlarla alakalı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Honey, you have to protect yourself. | Tatlım, kendini korumak zorundasın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We've all had our heart stomped on one too many times... | Hepimizin kalbi bir ya da daha fazla teklemiştir... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...because we served it to them on a big old platter. | ...çünkü onlara eski tabakta servis yaptık. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
A good defense is the best offense. | En iyi saldırı iyi bir savunmadır. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l am so tired of playing games. | Oyun oynamaktan öyle yoruldum ki. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
This is not about playing games. This is about self preservation. | Bu oyun oynamakla ilgili değil. Bu kendini korumakla ilgili. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You can't throw yourself out there all exposed and vulnerable every time. | Ortalıkta her zaman öylece korumasız ve zayıf dolaşamazsın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That is how you get smacked down. | Tokatı yemenin nedenide bu. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Don't go looking for Mr. Right. Look for Mr. Right Now. | Bay Doğruyu arama. Şimdi Bay Doğruya bak. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
And, eventually, if he's worthy, then one day... | Ve, sonuç olarak, eğer bunu hakeden biriyse, o zaman birgün... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...that ''now'' part is just going to drop away. | ...o ''şimdi'' kısmı zaten kendiliğinden halolacak. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Naturally, you know? | Doğal olarak, anlarsın ya? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Meanwhile, you're just going to have fun together. | Bu arada, sende bizimle beraber eğleniyor olacaksın. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Yeah. Not so serious. Shake it off a little bit. | Evet. Bu kadar ciddi olma. Biraz alttan al. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Speaking of fun, we are going to take you out. | Eğlenceden konuşmuşken, seni dışarı çıkarıcaz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We are taking you out. You are going to have a good time. | Seni dışarı çıkarıyoruz. Çok güzel vakit geçireceksin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Oswaldo! | Oswaldo! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hey, Christina. Courtney. | Hey, Christina. Courtney. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Jane. Hello, Jane. | Jane. Selam, Jane. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Welcome. Thank you. | Hoşgeldin. Teşekkürler. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Okay, girls, let's go. | Okey, kızlar, hadi gidelim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
This is it, Jane. | Olay bu, Jane. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Go, baby! | Yürü, bebeğim! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Right here, baby. Oh, my God. | Tam buraya bebeğim. Aman Tanrım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Look at the shoulder, baby. Bounce it, baby. Check it out, baby. | Omuza bak bebek. Hoplat bebeğim. Şuna bir bak, bebeğim | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What's your name, baby? | Adın ne bebek?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Here we go. Circle of love, circle of love! | İşte başlıyoruz. Aşk çemberi, aşk çemberi! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
We're going to go now. | Gidiyoruz | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
My God. lt's like Siegfried & Roy or something. | Tanrım. Siegfried ve Roy (Çizgi kahramanlar) gibiler. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Martinis, ladies. | Martiniler, bayanlar | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Compliments of the gentleman at the bar. Which one? | Bardaki centilmenden selamlar. Hangisi? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Thank you, Leather Coat Guy. | Teşekkürler, Bay deri ceket. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Leather Coat Guy is looking good. | Bay Deri ceket iyi görünümlü biri. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Shotgun! | Pompalı!! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Cheater. | Hilebaz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What's up? | Ne haberler? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Nothing. What's up with you? | Hiç. Senden ne haber?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What's up with you? | Senden ne haber?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Nothing. What's up with you? | Hiç. Senden ne haber? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You know, l am having the best time. | Biliyorsun, en güzel zamanımı yaşıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Are you, sweetie? | Öyle mi, tatlım? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
My boyfriend dumped me. l'm at this club where no one wants to talk to me. | Erkek arkadaşım beni terketti. Kimsenin benimle konuşmak istemediği bu kulüpteyim | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l want to go home. No. | Eve gitmek istiyorum. Hayır. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
No. Christina, l can't do this. | Hayır. Christina, bunu yapamam. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Yes, you can. lt's really very easy. | Evet, yapabilirsin. Gerçekten çok kolay. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l just pinched his ass. | Kıçına pandik attım | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm sorry. Hi. | Pardon. Merhaba. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hi. What's your name? Peter. | Selam. Adınız?? Peter | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Peter, this is my friend, Jane. Jane would love to dance. | Peter, bu benim arkadaşım, Jane. Jane dans etmek için can atıyor. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l don't mean to be rude, but l have some friends waiting for me. | Kaba olmak istemem ama, beni bekleyen arkadaşlarım var | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Nice to meet you, though. | Yine de sizinle tanışmak güzeldi | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
He hated me. l suck. You don't suck. That guy was a dick. | Benden nefret etti. Berbatım. Berbat değilsin. O tam bir ahmaktı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'll make sure that you have fun tonight if it's the last thing.... | En son iş bu olsa bile bu akşam eğlenmeni sağlıyacağım... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What did you call me? | Bana ne dedin?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You just called me a dick. l heard you. Why am l a dick? | Bana ahmak dedin. Seni duydum. Neden ahmakmışım? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Because l didn't like the way you treated my friend. | Çünkü arkadaşıma davranış şeklini hiç beğenmedim | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l didn't do anything to your friend. | Arkadaşına hiçbir şey yapmadım | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You barely gave her the time of day. | Ona biraz vakit ayırabilirdin | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You tried to pawn me off on her and l didn't go for it. | Onu bana ayarlamaya çalışıyordun ve bu bana göre değil. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You should be so lucky to even talk to someone as hot and sweet as Jane. | Jane kadar tatlı ve ateşli bir kızla konuşabildiğin için çok şanslısın | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Excuse me. | Nası nası. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l wasn't suggesting you get married. l just thought you could get it on. | Sana evlenmeni önermiyordum. Yapabileceğini düşünmüştüm | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What? Get it on? | Ne? Yapabileceğimi mi? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You know nothing about me. What if l'm some psycho serial killer? | Benim hakkımda hiçbir şey bilmiyorsun. Ya psikopat seri katilin tekiysem? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What if Jane was the girl of your dreams, but you'll never know? | Ya eğer Jane rüyalarının kızıysa, ve onu hiç tanıyamazsan? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That is the sweetest thing. | En tatlısı buydu | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l never thought l'd meet her by having somebody grab me and say: | Beni birinin yakalayıp | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Man, l have good woman for you. She is very hot and sweet. | ''Bayım, senin için iyi kadınım var. Çok ateşli ve tatlı | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Jane! Dance for the man!'' | ''Jane! Adam için dans et!'' diyerek tanışacağımı hiç düşünmemiştim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Maybe that's your problem. What? | Belki de problemin bu. Problemim neymiş?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Maybe if you didn't play it so safe, Mr. Safety Poo... | Bilemiyorum bu kadar kasmasaydın, Bay Kasılmış kıç... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...you might meet a girl you could have fun with. | ...eğlenebileceğin bir kızla tanışabilirdin | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
This brilliant love advice comes from one who loves to play games with men. | Ve bu parlak aşk tavsiyesi de erkeklerle oyun oynayan birinden geliyor. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Always in control. That way, she never has to get too close. | Hep kontrollü. Bu yolla, hiçbir zaman yakın olmasına gerek yok. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Nice manners, by the way. | Tarz çok güzel, bu arada. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Where the hell did that guy.... Jane? | Hangi cehennemden... Jane?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l can't believe he brought that bitch to our bar. | O şıllığı bara getirdiğine inanamıyorum | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
This is our bar. Forget her, she's a skeev. | Burası bizim barımız. Unut onu, o bir yılan. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |