• tr flag Türkçe
    • en flag İngilizce

Ara

İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 163061

İngilizce Türkçe Film Adı Film Yılı Ayrıntılar
Get up! Ayağa kalk! Kalk! Ayağa kalk! The Entitled-1 2011 info-icon
Stupid motherfucker. Seni aptal herif! Salak herif ya. Seni aptal herif! The Entitled-1 2011 info-icon
What's with this? Where's mine, huh? That's not my car. Nereden aldın onu? Benim o. Benim arabam o. Bu da ne? Arabam nerede? Bu benimki değil. Nereden aldın onu? Benim o. Arabamdan aldım. The Entitled-1 2011 info-icon
She was like that when l got here. They must've... Geldiğimde böyleydi. Biri bırakmış olmalı. Geldiğimde böyleydi. Biri... Geldiğimde böyleydi. Biri bırakmış olmalı. The Entitled-1 2011 info-icon
l don't know. They're alive. Bilmiyorum. Hayattaydılar. Bilmiyorum ama hayattalar. Bilmiyorum. Hayattaydılar. The Entitled-1 2011 info-icon
That's what you wanted, isn't it? Hmm? Blanks! İstediğin buydu, değil mi? Boşluklar! İstediğin buydu değil mi? Ha? Boşluklar! İstediğin buydu, değil mi? Boşluklar! The Entitled-1 2011 info-icon
Yeah, l knew you wouldn't be able to control yourself, Dean. Kendini kontrol edemediğini biliyorum, Dean. Evet, kendine hakim olamayacağını tahmin etmiştim Dean. Kendini kontrol edemediğini biliyorum, Dean. The Entitled-1 2011 info-icon
Fucking smartass. Ukala herif. Seni ukala! Ukala herif. The Entitled-1 2011 info-icon
Well? Eee? Ee? Eee? The Entitled-1 2011 info-icon
What are we waiting for? Ne bekliyoruz? Neyi bekliyoruz? Ne bekliyoruz? The Entitled-1 2011 info-icon
Let's get out of here. lt's gonna blow any second. Gidelim buradan. Burası her an patlayabilir. Gidelim buradan. Her an patlayabilir. Gidelim buradan. Burası her an karışabilir. The Entitled-1 2011 info-icon
You were right. Haklıydın. Sen haklıydın. Haklıydın. The Entitled-1 2011 info-icon
You're all on your own. Kendi başınasın. Sen tek başınasın. Kendi başınasın. The Entitled-1 2011 info-icon
l knew it. Biliyordum. Bunu biliyordum. Biliyordum. The Entitled-1 2011 info-icon
l knew it. l fucking knew it! Biliyordum. Biliyordum lan! Biliyordum. Bunu biliyordum! Biliyordum. Biliyordum lan! The Entitled-1 2011 info-icon
How could l be so fucking dumb? See, Dean, Nasıl bu kadar aptal olabildim? Gördün mü, Dean... Nasıl böyle salaklık ettim? Gördün mü Dean... Nasıl bu kadar aptal olabildim? Gördün mü, Dean... The Entitled-1 2011 info-icon
you're not dumb. You're unstable. ...aptal değilsin. Dengesizsin. ...sen salaktan değil dengesizsin. ...aptal değilsin. Dengesizsin. The Entitled-1 2011 info-icon
You're antisocial and you have a grudge against society like your friend here. Sen anti sosyalsin ve arkadaşına olduğu gibi tüm topluma kinin var. Asosyalsin ve sosyal olan insanlara karşı kinin var. Sen anti sosyalsin ve arkadaşına olduğu gibi tüm topluma kinin var. The Entitled-1 2011 info-icon
Okay? Two freaks fucking pissed off at all those rich college kids Tamam mı? İki tane ucube üniversitede, her gün kampüsün... İki aptal, her gün kampüsün oralarda dolanan bu üniversitelilere... Tamam mı? İki tane ucube üniversitede, her gün kampüsün... The Entitled-1 2011 info-icon
they see walking across campus every day. ...karşısında yürüyen zengin arkadaşlarına kızdı. ...sinirlendiler. ...karşısında yürüyen zengin arkadaşlarına kızdı. The Entitled-1 2011 info-icon
Nobody's gonna be surprised that you tried a thing like this. Böyle bir şey yapmaya çalıştığına kimse şaşırmayacak. Kimse senin böyle bir şey yapmana şaşırmaz. Böyle bir şey yapmaya çalıştığına kimse şaşırmayacak. The Entitled-1 2011 info-icon
Nobody. Hiç kimse. Hem de hiç kimse. Hiç kimse. The Entitled-1 2011 info-icon
You won't get away with it. Öylece paçayı yırtamazsın. Bundan kaçamayacaksın. Öylece paçayı yırtamazsın. The Entitled-1 2011 info-icon
Oh. No, see, l don't have to ''get away'' with anything. Hayır, gördün mü benim "paçayı yırtmaya" ihtiyacım yok. Şunu hatırlatayım, benim kaçmama gerek yok ki. Hayır, gördün mü benim "paçayı yırtmaya" ihtiyacım yok. The Entitled-1 2011 info-icon
As far as they're concerned Bildikleri kadarıyla, sadece iki kişi vardı. Bildikleri kadarıyla... Bildikleri kadarıyla, sadece iki kişi vardı. The Entitled-1 2011 info-icon
there were only two people. ...sadece iki kişi vardı. The Entitled-1 2011 info-icon
There's the girl who's dead... Kız... ki öldü... Şuradaki ölü kız... Kız... ki öldü... The Entitled-1 2011 info-icon
and the guy on the phone. ...bir de telefondaki adam. ...ve telefonda konuşan çocuk. ...bir de telefondaki adam. The Entitled-1 2011 info-icon
That's yours, by the way. O kişi de sen oluyorsun, bu arada. O da sen oluyorsun. O kişi de sen oluyorsun, bu arada. The Entitled-1 2011 info-icon
lt's a shame about the plane tickets you bought with this credit card. Bu kredi kartıyla uçak bileti almak ne kadar utanç verici. Bu kredi kartıyla uçak bileti alman ne yazık. Bu kredi kartıyla uçak bileti almak ne kadar utanç verici. The Entitled-1 2011 info-icon
You're not going to be able to use those. Onları kullanamayacaksın. Onu kullanamayacaksın bile. Onlardan birini kullanakacaksın. The Entitled-1 2011 info-icon
l don't exist, you understand? Ben aslında yohum, anladın mı? Kimsenin benim varlığımdan haberi yok, anladın mı? Ben aslında yohum, anladın mı? The Entitled-1 2011 info-icon
There's no trail, no evidence. Hiçbir iz, hiçbir kanıt yok. Ne bir iz var ne de kanıt. Hiçbir iz, hiçbir kanıt yok. The Entitled-1 2011 info-icon
Oh, you're clever. Zekisin. Çok zeki olduğunu sanıyorsun. Zekisin. The Entitled-1 2011 info-icon
Yeah, but when the house blows, Ama, ev havaya uçtuğunda... Öylesin. Ama ev havaya uçtuğunda... Ama, ev havaya uçtuğunda... The Entitled-1 2011 info-icon
they'll find something some trace. They always do. ...bir şey bulacaklar... Bir iz. Her zaman buluyorlar. ...bir şey bulacaklar. Bir iz. Hep bir iz kalır. ...bir şey bulacaklar... Bir iz. Her zaman buluyorlar. The Entitled-1 2011 info-icon
And you will go down. You will fucking go down! Sen de batacaksın. Sende batacaksın lan! Ve sen mahvolacaksın. Ağzına sıçılacak! Sen de batacaksın. Sende batacaksın lan! The Entitled-1 2011 info-icon
You will go down for it. Sen de batacaksın. Bunun yüzünden mahvolacaksın. Sen de batacaksın. The Entitled-1 2011 info-icon
God, you really are stupid, Dean. Tanrım, gerçekten de safmışsın, Dean. Tanrım. Sen harbiden gerizekalısın Dean. Tanrım, gerçekten de safmışsın, Dean. The Entitled-1 2011 info-icon
A bomb? Bomba mı? Bir bomba ha? Bomba mı? The Entitled-1 2011 info-icon
The transmitter, the house blowing up? Evi havaya uçuracak verici mi? Verici ve evi havaya uçurmak öyle mi? Evi havaya uçuracak verici mi? The Entitled-1 2011 info-icon
Really? l just made that shit up to turn you on, Dean. Gerçekten mi? Seni aramıza katmak için onu uydurdum, Dean. Cidden mi? Onların hepsi seni kandırmak içindi Dean. Gerçekten mi? Seni aramıza katmak için onu uydurdum, Dean. The Entitled-1 2011 info-icon
See, l know everything about you. Gördün mü, hakkındaki her şeyi biliyorum. Bak, senin hakkında her şeyi biliyorum. Gördün mü, hakkındaki her şeyi biliyorum. The Entitled-1 2011 info-icon
Everything. Her şeyi. Hem de her şeyi. Her şeyi. The Entitled-1 2011 info-icon
And soon they will too. Yakında onlar da öğrenecek. Ve yakında herkes bilecek. Yakında onlar da öğrenecek. The Entitled-1 2011 info-icon
They're gonna know that you have big highs and even bigger lows. Büyük iniş çıkış yaşadığını öğrenecekler. Herkes büyük iniş çıkışların olduğunu bilecek. Büyük iniş çıkış yaşadığını öğrenecekler. The Entitled-1 2011 info-icon
And that when the shit hit the fan, Seni zorlamaya çalıştıklarında... Ve bunu hayranların öğrendiğinde... Seni zorlamaya çalıştıklarında... The Entitled-1 2011 info-icon
you were always gonna do that thing ...her zaman yapmaya çalıştığın şeyi... ...sen her zamanki gibi işten yırtmaya çalışacaksın... ...her zaman yapmaya çalıştığın şeyi... The Entitled-1 2011 info-icon
the thing that you've tried before. ...yapacaksın. ...daha önce de denediğin gibi. ...yapacaksın. The Entitled-1 2011 info-icon
The second time's a charm. Burada da ikinci kez açık vereceksin. Bu ikinci denemen olacak. Burada da ikinci kez açık vereceksin. The Entitled-1 2011 info-icon
Hailey! Daddy! Hailey! Baba! The Entitled-1 2011 info-icon
Nick! Oh, thank Christ. Nick! Yüce Tanrım! Nick! Şükürler olsun. Nick! Yüce Tanrım! The Entitled-1 2011 info-icon
Hey, we gotta get out of here. The whole place is about to blow. Baba, buradan gitmek zorundayız. Tüm bina patlamak üzere. Hemen buradan gitmeliyiz. Büyük bir patlama olmak üzere. Baba, buradan gitmek zorundayız. Tüm bina patlamak üzere. The Entitled-1 2011 info-icon
What do you mean? Your laptop, it's a detonator Ne demek istiyorsun? Dizüstü bilgisayarın... Ne diyorsun sen? Laptopun, o bir ateşleyici... Ne demek istiyorsun? Dizüstü bilgisayarın... The Entitled-1 2011 info-icon
and the modem's rigged with explosives. lt's a big finale. ...modemdeki düzmece patlayıcıyı tetikleyecek ve patlayacak. ...ve modemin patlama için ayarlı. İşte büyük son. ...modemdeki düzmece patlayıcıyı tetikleyecek ve patlayacak. The Entitled-1 2011 info-icon
My laptop? lt was supposed to go off Dizüstü bilgisayarım mı? 10 dakika önce patlamış olması... Laptopum mu? On dakika kadar önce... Dizüstü bilgisayarım mı? 10 dakika önce patlamış olması... The Entitled-1 2011 info-icon
like 10 minutes ago. l never bring my laptop here. ...gerekiyordu. Dizüstü bilgisayarımı buraya asla getirmem. ...patlamış olmalıydı. Laptopumu buraya getirmedim ki. ...gerekiyordu. Dizüstü bilgisayarımı buraya asla getirmem. The Entitled-1 2011 info-icon
What? Maybe that's what he meant. Ne? Belki de bunu demek istedi. Nasıl yani? Belkide bunu ima etmiştir. Ne? Belki de bunu demek istedi. The Entitled-1 2011 info-icon
The last thing he said to me was to tell them Bana söylediği son şey, onlara söyle... Size anlatmamı söylediği son şey... Bana söylediği son şey, onlara söyle... The Entitled-1 2011 info-icon
the show's been canceled. Why would they even tell us that ...gösteri iptal edildi. Madem öyle, bunu en başında... ...gösterinin iptal edildiğiydi. Madem öyle neden... ...gösteri iptal edildi. Madem öyle, bunu en başında... The Entitled-1 2011 info-icon
in the first place if Probably just to mess with your heads. ...bize niye söyle... Muhtemelen kafanızı karıştırmak için. ...ilk önce bize.. Muhtemelen kafanızı karıştırmak için. ...bize niye söyle... Muhtemelen kafanızı karıştırmak için. The Entitled-1 2011 info-icon
Oh fuck. Did you ever have anything Siktir. Bu insanlarla daha önce... Lanet olsun. Bu adamlarla bir tanışmışlığın... Siktir. Bu insanlarla daha önce... The Entitled-1 2011 info-icon
to do with these people before? Because they seem to know us. ...bir araya geldiniz mi? Çünkü bizi tanıyorlardı. ...var mı? Çünkü bizi tanıyor gibiydiler. ...bir araya geldiniz mi? Çünkü bizi tanıyorlardı. The Entitled-1 2011 info-icon
These two kids, we think we've seen them before around campus. O iki kişiyi kampüste daha önce görmüştük. O çocukları daha önce kampüste görmüştük galiba. O iki kişiyi kampüste daha önce görmüştük. The Entitled-1 2011 info-icon
Nick: Yeah. All right, well, all that matters Evet. Pekâlâ, şu anda tek önemli olan... Aynen. Neyse, önemli olan siz güvendesiniz. Evet. Pekâlâ, şu anda tek önemli olan... The Entitled-1 2011 info-icon
is that you're safe. ...sizin güvende olmanız. The Entitled-1 2011 info-icon
Nick, it's them. Nick, onlar. Nick, bunlar onlar. Nick, onlar. The Entitled-1 2011 info-icon
No no, it can't be. They've got the money. Hayır, hayır, olamaz. Parayı aldılar. Hayır, bu olamaz. Parayı aldılar. Hayır, hayır, olamaz. Parayı aldılar. The Entitled-1 2011 info-icon
No, but they came after us. What do you mean they came after you? Hayır, bizim peşimize düştüler. Ne demek peşimize düştüler? Öyle ama bizim peşimizdelerdi. Nasıl yani? Hayır, bizim peşimize düştüler. Ne demek peşimize düştüler? The Entitled-1 2011 info-icon
We just escaped. What the hell do you think we're doing here? Kaçtık. Burada ne halt ettiğimizi sanıyorsunuz? Biz kaçtık. Buraya nasıl geldik sanıyorsun? Kaçtık. Burada ne halt ettiğimizi sanıyorsunuz? The Entitled-1 2011 info-icon
l don't know him. Do you? No, it's not them. Onu tanımıyorum. Sen tanıyor musun? Hayır, onlar değil. Ben tanıyamadım, sen? Yok, onlar değil. Onu tanımıyorum. Sen tanıyor musun? Hayır, onlar değil. The Entitled-1 2011 info-icon
Dad. What happened to you? Baba. Sana ne oldu? Baba. Ne oldu sana böyle? Baba. Sana ne oldu? The Entitled-1 2011 info-icon
There was this guy at the gas station. Benzin istasyonunda bir adam vardı. Benziklikte bir herif vardı. Benzin istasyonunda bir adam vardı. The Entitled-1 2011 info-icon
He had this girl knocked out at his feet. Ayaklarının dibinde kendinden geçmiş bir kız vardı. Hemen yanında baygın halde bir kız vardı. Ayaklarının dibinde kendinden geçmiş bir kız vardı. The Entitled-1 2011 info-icon
That's the same people who got us. Anyway, l was gonna keep on driving, Bizi kaçıranla aynı kişi. Her neyse, kaçmaya devam ediyordum... Bizi kaçıranla aynı kişi. Her neyse, ben yolumda gidecektim... Bizi kaçıranla aynı kişi. Her neyse, kaçmaya devam ediyordum... The Entitled-1 2011 info-icon
but he pulls out a gun and tries to pull me out of the goddamn car ...silahını çıkarıp lastiklere ateş edip, beni arabadan çıkardı... ...ama bana silah doğrulttu ve beni arabadan çıkartmaya çalıştı. ...silahını çıkarıp lastiklere ateş edip, beni arabadan çıkardı... The Entitled-1 2011 info-icon
and that's when anyway, l managed to hit him and l got away, ...sonra da böyle oldu işte... Her neyse, ona vurmaya yeltendim ama... O sırada ona vurup kaçtım. ...sonra da böyle oldu işte... Her neyse, ona vurmaya yeltendim ama... The Entitled-1 2011 info-icon
but l think l got pretty lucky, you know? ...sanırım şansım yaver gitti, anlatabildim mi? Şans benden yanaydı sanırım. ...sanırım şansım yaver gitti, anlatabildim mi? The Entitled-1 2011 info-icon
Well, come on in. İçeri gel. Gel içeri. İçeri gel. The Entitled-1 2011 info-icon
So do we know who they are? Yeah well, we don't know them. Kim olduklarını biliyor muyuz? Evet, onları tanımıyoruz. Kim olduklarını biliyor muyuz? Evet, şey.. Aslında hayır. Kim olduklarını biliyor muyuz? Evet, onları tanımıyoruz. The Entitled-1 2011 info-icon
They, um, they held us ransom. Fidye için bizi kaçırdılar. Bizi fidye için kaçırdılar. Fidye için bizi kaçırdılar. The Entitled-1 2011 info-icon
And they killed our best friend. En yakın arkadaşımızı öldürdüler. Ve bir dostumuzu öldürdüler. En yakın arkadaşımızı öldürdüler. The Entitled-1 2011 info-icon
You're kidding? Are you kidding, Hailey? Dalga mı geçiyorsun? Dalga mı geçiyorsun, Hailey? Ciddi olamazsın? Şaka yapıyorsun değil mi Hailey? Dalga mı geçiyorsun? Dalga mı geçiyorsun, Hailey? The Entitled-1 2011 info-icon
Mr. Vincent... Bay Vincent... The Entitled-1 2011 info-icon
l am so sorry. Çok üzgünüm. Ben çok üzgünüm. Çok üzgünüm. The Entitled-1 2011 info-icon
We loved Jeff. Jeff'i seviyorduk. Jeff'i severdik. Jeff'i sevdik. The Entitled-1 2011 info-icon
But there was nothing we could do. Ama yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu. The Entitled-1 2011 info-icon
l think it's time we called the cops. l already called them. Sanırım polisi aramanın vakti geldi. Aradım zaten. Artık polisi aramanın vakti geldi. Ben çoktan aradım. Sanırım polisi aramanın vakti geldi. Aradım zaten. The Entitled-1 2011 info-icon
They're on their way. Paul, what are you doing here? Yoldalar. Paul, burada ne işin var? The Entitled-1 2011 info-icon
Mom's worried sick. Annemin hastalığından endişelendim. Annem merakten ölmüştür. Annemin hastalığından endişelendim. The Entitled-1 2011 info-icon
You always call when you're gonna be this late. Annemi her zaman geç vakitte arıyorsun. Geç kalacağın zaman ararsın aslında hep. Annemi her zaman geç vakitte arıyorsun. The Entitled-1 2011 info-icon
And l kept calling and calling but there was no answer. Burayı aradım durdum ama, cevap veren olmadı. Aradım kaç kere ama cevap vermedi. Burayı aradım durdum ama, cevap veren olmadı. The Entitled-1 2011 info-icon
We heard it ringing, but they told us not to answer the phone. Telefonu duyduk ama, bize telefonu açmamamızı söyledi. Aradığını duyduk ama bize telefonu açmamamızı söylediler. Telefonu duyduk ama, bize telefonu açmamamızı söyledi. The Entitled-1 2011 info-icon
Listen, come on in, come on in. Dinle, içeri gel, içeri gelsene. Bak, gel şöyle içeri. Dinle, içeri gel, içeri gelsene. The Entitled-1 2011 info-icon
Didn't Frank used to bring you around when we were kids? Çocukken Frank seni buraya getirmez miydi? The Entitled-1 2011 info-icon
Yeah, but then You you had your own friends. Evet, ama o zaman... Sizin... Sizin kendi arkadaşlarınız vardı... Getirirdi. Ama sonra.. Senin kendi arkadaşların vardı. Evet, ama o zaman... Sizin... Sizin kendi arkadaşlarınız vardı... The Entitled-1 2011 info-icon
l just thought it was better that we didn't impose. Sizi etkilemememizin daha iyi olacağını düşündüm. Sizi rahatsız etmesek daha iyi diye düşünmüştüm. Sizi etkilemememizin daha iyi olacağını düşündüm. The Entitled-1 2011 info-icon
Dad, it was in our house. Baba, bizim evdi. Baba, orası bizim evdi. Baba, bizim evdi. The Entitled-1 2011 info-icon
Where they held us. Bizi tuttukları yer. Bizi esir aldıkları yer. Bizi tuttukları yer. The Entitled-1 2011 info-icon
But you got away, right? Ama kaçtınız, değil mi? Ama siz kaçtınız, değil mi? Ama kaçtınız, değil mi? The Entitled-1 2011 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 163056
  • 163057
  • 163058
  • 163059
  • 163060
  • 163061
  • 163062
  • 163063
  • 163064
  • 163065
  • …
  • »
  • »»
Kısıtlı Mod:   
  • Katkıda Bulun
  • Hakkımızda
  • Sorumluluk Reddi
  • İletişim