• tr flag Türkçe
    • en flag İngilizce

Ara

İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 163053

İngilizce Türkçe Film Adı Film Yılı Ayrıntılar
.. somebody had come into the garden.. ...birinin bahçeme girip... The Enigma of Kaspar Hauser-2 1974 info-icon
Why did l do it? Neden yaptım ki? Bunu neden yaptım ki? Neden yaptım ki? The Entitled-1 2011 info-icon
l didn't do it out of greed or envy. Aç gözlülük ya da kıskançlık yapmadım. Bunu açgözlülükten veya kıskançlıktan dolayı yapmadım. Aç gözlülük ya da kıskançlık yapmadım. The Entitled-1 2011 info-icon
l did it because there was nowhere left to go. Bunu yaptım, çünkü gidilecek hiçbir yer kalmamıştı. Yaptım çünkü başka bir yolu yoktu. Bunu yaptım, çünkü gidilecek hiçbir yer kalmamıştı. The Entitled-1 2011 info-icon
See, l'm nothing special. Gördünüz mü, özel hiçbir yanım yok. Gördüğünüz gibi öyle özel biri değilim. Bakın, özel hiçbir yanım yok. The Entitled-1 2011 info-icon
l'm like everybody else Herkes gibi... Ben de herkes gibiyim. Herkes gibi... The Entitled-1 2011 info-icon
getting by ...günlerce... Her geçen gün... ...günlerce... The Entitled-1 2011 info-icon
day by day, ...her geçen hafta... The Entitled-1 2011 info-icon
week by week, ...haftalarca... ...her şeyin yoluna koyacak bir şey hakkında... ...haftalarca... The Entitled-1 2011 info-icon
dreaming about that one thing that'll make everything all right. ...her şeyi düzeltebilecek, tek bir şeyin hayalini kurdum. ...hayaller kuruyorum. ...her şeyi düzeltebilecek, tek bir şeyin hayalini kurdum. The Entitled-1 2011 info-icon
That one thing. O tek bir şeyin. Tek bir şey. O tek bir şeyin. The Entitled-1 2011 info-icon
JD Couriers. May l have your account number, please? JD Kuryeleri. Hesap numaranızı alabilir miyim, lütfen? JD Couriers, hesap numaranız lütfen. JD Kuryeleri. Hesap numaranızı alabilir miyim, lütfen? The Entitled-1 2011 info-icon
Another one? Yep. Başka bir tane mi? Aynen. Bir tane daha mı? Evet. Başka bir tane mi? Aynen. The Entitled-1 2011 info-icon
Why are you bothering, kid? Neden canını sıkıyorsun, evlât? Ne diye canını sıkıyorsun evlat? Neden canını sıkıyorsun, evlât? The Entitled-1 2011 info-icon
You got a job for life here. Burada, hayatın için bir işin var. Hayatını sürdürebileceğin bir işin var. Burada, hayatın için bir işin var. The Entitled-1 2011 info-icon
Well, it's all here. You've got everything we're looking for. Hepsi burada. Aradığımız her şey sende var. Her şey burada. Aradığımız ne varsa sende. Hepsi burada. Aradığımız her şey sende var. The Entitled-1 2011 info-icon
We should be able to let you know Haftaya bir ara... Önümüzdeki hafta bir ara... Haftaya bir ara... The Entitled-1 2011 info-icon
sometime next week, so ...sana haber vereceğiz. ...biz sana haber veririz. ...sana haber vereceğiz. The Entitled-1 2011 info-icon
Can l ask you a question, sir? Size bir soru sorabilir miyim, efendim? Bir şey sorabilir miyim, efendim? Size bir soru sorabilir miyim, efendim? The Entitled-1 2011 info-icon
l'm not gonna get this job, am l? Bu işi alamayacağım, değil mi? Beni işe almayacaksınız, değil mi? Bu işi alamayacağım, değil mi? The Entitled-1 2011 info-icon
l really need this job. l'm sorry. Bu işe gerçekten ihtiyacım var. Üzgünüm. The Entitled-1 2011 info-icon
A couple of years ago, you would have walked straight in, but now Bir kaç yıl önce, fırsatını elinin tersi ile ittin, ama şimdi... Bir kaç yıl önce olsaydı hemen kapardın işi ama şuan... Bir kaç yıl önce, fırsatını elinin tersi ile ittin, ama şimdi... The Entitled-1 2011 info-icon
l could start right away. l'd work for free for a month if you needed me to. Bana ihtiyacınız olursa, bir ay para almadan hemen çalışmaya başlayabilirim. İsterseniz hemen başlayabilirim işe. Hem de bir ay ücretsiz çalışırım. Bana ihtiyacınız olursa, bir ay para almadan hemen çalışmaya başlayabilirim. The Entitled-1 2011 info-icon
l'm sorry, son. Üzgünüm, evlât. Üzgünüm evlat. Üzgünüm, evlât. The Entitled-1 2011 info-icon
Sorry? Üzgün müsün? Üzgünsünüz demek? Üzgün müsün? The Entitled-1 2011 info-icon
Yeah, me too. Evet, ben de öyle. Ben de öyle. Evet, ben de öyle. The Entitled-1 2011 info-icon
Are you done? Bitirdin mi? Tamam mısın? Bitirdin mi? The Entitled-1 2011 info-icon
l'm done. Bitirdim. İşim bitti. Bitirdim. The Entitled-1 2011 info-icon
Yeah, l had dreams, but they're over... Evet hayallerim vardı, ama artık bittiler... Evet, bir zamanlar hayallerim vardı. Ama yok oldular. Evet, hayallerim vardı, ama artık bittiler... The Entitled-1 2011 info-icon
because one day you just gotta wake up. ...çünkü bir gün uyanırsınız. Çünkü bir gün artık rüyadan uyanmak gerektiğini farkediyorsunuz. ...çünkü bir gün uyanırsınız. The Entitled-1 2011 info-icon
You just gotta wake up. Uyanırsınız işte. Hayaller bitiyor ve uyanmanız gerekiyor. Uyanırsınız işte. The Entitled-1 2011 info-icon
Hi, Paul. Hi, Mom. Selam, Paul. Selam, anne. Merhaba Paul. Merhaba anne. Selam, Paul. Selam, anne. The Entitled-1 2011 info-icon
How are ya? Pretty good. Nasılsın? Oldukça iyi. Nasılsın? Gayet iyiyim. Nasılsın? Oldukça iyi. The Entitled-1 2011 info-icon
How was your day? Günün nasıldı? Günün nasıl geçti? Günün nasıldı? The Entitled-1 2011 info-icon
Oh, you know same old, same old. Bildiğin gibi... Aynı tas aynı hamam. Bilirsin işte, her zamanki şeyler. Bildiğin gibi... Aynı tas aynı hamam. The Entitled-1 2011 info-icon
lt'll come good. Yoluna girecek. Düzelecektir. Yoluna girecek. The Entitled-1 2011 info-icon
l graduated two years ago. l'm still living with my parents. İki yıl önce mezun oldum. Hâlâ ailemle yaşıyorum. Üniversiten mezun olalı iki yıl oldu ama hala ailemle birlikte yaşıyorum. İki yıl önce mezun oldum. Hâlâ ailemle yaşıyorum. The Entitled-1 2011 info-icon
Well, do you hear us complaining? Şikâyet ettiğimizi duydun mu hiç? Bizi hiç öyle söylenirken gördün mü? Şikâyet ettiğimizi duydun mu hiç? The Entitled-1 2011 info-icon
Oh, l made you some sandwiches. Sana sandviç yaptım. Ha sahi, sana sandviç hazırladım. Sana sandviç yaptım. The Entitled-1 2011 info-icon
You know, just to keep that guilt thing going. Bu suçluluk duygusundan kurtulmak için. Suçluluk hissinden kurtulmanı sağlar. Bu suçluluk duygusundan kurtulmak için. The Entitled-1 2011 info-icon
Where's Dad? Working late. Babam nerede? Geç saatlere kadar çalışacak. Babam nerede? Ek mesaiye kalmış. Babam nerede? Geç saatlere kadar çalışacak. The Entitled-1 2011 info-icon
You know, you're pretty late yourself. Biliyor musun, sen de oldukça gel geliyorsun. Bazı şeyler için çok geç kaldın farkında mısın? Biliyor musun, sen de oldukça gel geliyorsun. The Entitled-1 2011 info-icon
l guess if l keep on studying, Sanırım çalışmaya devam edersem... Öyle düşünüyorum ki eğer çalışmaya devam edersem... Sanırım çalışmaya devam edersem... The Entitled-1 2011 info-icon
l can trick myself into believing l'm getting somewhere. ...bir yerlere gelebileceğime inanarak kendimi kandırabilirim. ...bir yere gelebileceğime inanma konusunda kendimi kandırabilirim. ...bir yerlere gelebileceğime inanarak kendimi kandırabilirim. The Entitled-1 2011 info-icon
Why haven't you filled these? l'll get around to it. Bu şişe neden boş? Milletten alıyorum. Hiç ilaç kalmamış. Alırız bir ara. Neden bu dolu değil? Milletten alıyorum. The Entitled-1 2011 info-icon
Ma, you need to take your medication. Anne, ilaçlarını almalısın. Anne, bu ilaçlara ihtiyacın var. Anne, ilaçlarını almalısın. The Entitled-1 2011 info-icon
They don't come free, Paul. İlaçlar bedava değil, Paul. Öyle ama bedavaya vermiyorlar. İlaçlar bedava değil, Paul. The Entitled-1 2011 info-icon
lt's already wiped us out. Zaten bizi sildi süpürdü. Dünyanın parasını harcadık bu ilaçlara. Zaten bizi sildi süpürdü. The Entitled-1 2011 info-icon
Don't worry. l'll get better. Endişelenme. İyileşiyorum. Sıkma sen canını. Düzeleceğim. Endişelenme. İyileşiyorum. The Entitled-1 2011 info-icon
But in the end it wasn't about me. Ama sonunda, benimle alakası yoktu. İşin aslı burada söz konusu olan ben değildim. Ama sonunda, benimle alakası yoktu. The Entitled-1 2011 info-icon
lt wasn't about me at all. Benimle hiç de alakası yoktu. Kesinlikle ben değildim. Benimle hiç de alakası yoktu. The Entitled-1 2011 info-icon
l'll get by. İlacı alacağım. Bir şekilde halleceğim. İlacı alacağım. The Entitled-1 2011 info-icon
lt was about seeing pain and struggle Acı ve bu acıyla mücadele etmekle alakası vardı... Asıl mevzu acı ve mücadeleydi. Acı ve bu acıyla mücadele etmekle alakası vardı... The Entitled-1 2011 info-icon
and knowing there was not one thing you could do about it. ...bu konuda yapabileceğiniz tek bir şey bile yoktu. Ve biliyorum ki bu konuda yapabilecğeim bir şey de yoktu. ...bu konuda yapabileceğiniz tek bir şey bile yoktu. The Entitled-1 2011 info-icon
But not anymore. Artık değil. Ama artık yeter. Artık değil. The Entitled-1 2011 info-icon
Not anymore. Artık değil. Buraya kadar. Artık değil. The Entitled-1 2011 info-icon
Hey, bro. Selam, kardeşim. Selam kardeşim. Selam, kardeşim. The Entitled-1 2011 info-icon
Hey, how are you doing, man? Nasılsın dostum? Nasıl gidiyor dostum? Nasılsın dostum? The Entitled-1 2011 info-icon
Have you ever done it in a canoe before? Bunu kano da hiç yaptın mı? Daha önce bunu bir kanoda yaptın mı? Bunu kano da hiç yaptın mı? The Entitled-1 2011 info-icon
l thought a civilian snuck in. Ben de bir sivilin yanıma gizlice sokulduğunu sanıyordum. Birileri bana sarkıyor sanırım. Ben de bir sivilin yanıma gizlice sokulduğunu sanıyordum. The Entitled-1 2011 info-icon
You got a paddle? Kürek çekmeyi biliyor musun? Küreğin var mı? Kürek çekmeyi biliyor musun? The Entitled-1 2011 info-icon
Come on, take a risk for once. Be more like your dad. Hadi ama, bir kere risk al. Baban gibi ol. Hadi ama, bir kez olsun risk al. Biraz baban gibi ol ya. Hadi ama, bir kere risk al. Baban gibi ol. The Entitled-1 2011 info-icon
l'm good. Böyle iyiyim. Ben böyle iyiyim. Böyle iyiyim. The Entitled-1 2011 info-icon
At least pretend you're cool. En azından ilgisizmiş gibi davran. Bari biraz klas takıl. En azından ilgisizmiş gibi davran. The Entitled-1 2011 info-icon
What? You didn't want it anyway. Ne? Yine de yapmayacaktın ki. Ne oldu? Nasılsa istemiyordun. Ne? Yine de yapmayacaktın ki. The Entitled-1 2011 info-icon
Fucking bitch. Aw, come on. Koyduğumun orospusu seni. Hadi ama ya. Lanet olası fahişe. Ah, yapma. Koyduğumun orospusu seni. Hadi ama ya. The Entitled-1 2011 info-icon
lf you want a nice girl, there's plenty to choose from out there. Cici kız istiyorsan, orada seçebileceğin bol miktarda kız var. Eğer cici bir kız istiyorsan orada sürüyle var. İyi bir kız istiyorsan, orada seçebileceğin bol miktarda kız var. The Entitled-1 2011 info-icon
l love this song. Bu şarkıya bayılıyorum. The Entitled-1 2011 info-icon
What are you thinking about? Neyi düşünüyorsun? Ne düşünüyorsun? Neyi düşünüyorsun? The Entitled-1 2011 info-icon
Paul: You. Seni. The Entitled-1 2011 info-icon
l'm thinking about how smart you are. Ne kadar akıllı olduğunu düşünüyorum. Ne kadar şık olduğunu düşünüyorum. Ne kadar akıllı olduğunu düşünüyorum. The Entitled-1 2011 info-icon
You get me. Yakaladın beni. Ben seninim. Yakaladın beni. The Entitled-1 2011 info-icon
l knew from the second l saw you. Seni gördüğüm saniye anladım. Seni ilk gördüğüm andan beri bunu biliyorum. Seni gördüğüm saniyeden beri biliyorum. The Entitled-1 2011 info-icon
We're the same, aren't we? Biz aynıyız, değil mi? Bir elmanın iki yarısıyız, değil mi? Biz aynıyız, değil mi? The Entitled-1 2011 info-icon
We're the same. Aynıyız. Tam dediğin gibi. Aynıyız. The Entitled-1 2011 info-icon
lt's so good to be with someone who sees through all the bullshit, Tüm bunların saçmalık olduğunu gören biriyle... Tüm bu saçmalıklarda sana destek olan biriyle, gözü açık biriyle... Tüm bunların saçmalık olduğunu gören biriyle... The Entitled-1 2011 info-icon
somebody with a vision. ...bir vizyonu olan biriyle tanışmak çok güzel. ...birlikte olmak gerçekten çok güzel. ...bir vizyonu olan biriyle tanışmak çok güzel. The Entitled-1 2011 info-icon
l'm going to see Dean again tomorrow. Yarın yeniden Dean'i görmeye gideceğim. Yarın yine Dean'e uğrayacağım. Yarın yeniden Dean'i görmeye gideceğim. The Entitled-1 2011 info-icon
Are you sure he can handle it? Başa çıkabileceğine emin misin? İdare edebileceğine emin misin? Başa çıkabileceğine emin misin? The Entitled-1 2011 info-icon
l mean, he can lose it big time. Yeah well, Yani o, çoğu zaman kaybeder. Evet, şey... Yani çok zaman kaybedebilir. Evet... Yani o, çoğu zaman kaybeder. Evet, şey... The Entitled-1 2011 info-icon
we need him if we're gonna go through with this. ...bundan kurtulmak istiyorsak ona ihtiyacımız var. ...eğer devam edeceksen ona ihtiyacımız olacak. ...bundan kurtulmak istiyorsak, ona ihtiyacımız var. The Entitled-1 2011 info-icon
When's that gonna be? Bu ne zaman olacak peki? The Entitled-1 2011 info-icon
When l'm sure. Emin olduğumda. The Entitled-1 2011 info-icon
You wanna go out tonight? Bu gece dışarı çıkmak ister misin? Bu gece dışarı çıkalım mı? Bu gece dışarı çıkmak ister misin? The Entitled-1 2011 info-icon
No, tonight's not good. Hayır, bu gece iyi olmaz. Yok, hiç canım istemiyor. Hayır, bu gece iyi olmaz. The Entitled-1 2011 info-icon
Why don't we we'll do it some other time. Biz... Şey, başka zaman yaparız. Neden sadece.. Bunu başka bir zamana ertelemiyoruz. Biz... Şey, başka zaman yaparız. The Entitled-1 2011 info-icon
lt's not good any night. You don't want to be seen with me or something. Hiçbir gece iyi değil ki. Benimle görünmek falan istemiyorsun. Hep bir şey çıkartıyorsun ya. Benle görülmek istemiyorsun değil mi? Hiçbir gece iyi değil ki. Benimle görünmek falan istemiyorsun. The Entitled-1 2011 info-icon
ls it so bad l want you all to myself? Tamamını kendime saklamam, bu kadar kötü mü? Seni sadece kendime saklamak istemem kötü bir şey gibi konuşuyorsun? Tamamını kendime saklamam, bu kadar kötü mü? The Entitled-1 2011 info-icon
No. Hayır. Onu demek istemedim. Hayır. The Entitled-1 2011 info-icon
You know l love that. Bunu sevdiğimi biliyorsun. Bu tabi ki harika bir şey. Bunu sevdiğimi biliyorsun. The Entitled-1 2011 info-icon
l gotta go. Gitmeliyim. Gitmem gerek. Gitmeliyim. The Entitled-1 2011 info-icon
And l love you too. Ve, ben de seni seviyorum. Ben de seni seviyorum. Ve, ben de seni seviyorum. The Entitled-1 2011 info-icon
All right, on three. One, two, Pekala, üç deyince. Bir, iki... Hazır olun, üç dediğimde. Bir, iki... Pekala, üç deyince. Bir, iki... The Entitled-1 2011 info-icon
three. Aw, fuck it. ...üç. ...ve üç. Ah, kahretsin. ...üç. The Entitled-1 2011 info-icon
Oh God, what is that, like a double? Tanrım, bu ne be ikili falan mı? Aman Tanrım, bu neydi be? İki misli falan mıydı? Tanrım, bu ne be, ikili falan mı? The Entitled-1 2011 info-icon
Triple. Give me another. Üçlü. Bana bir tane daha ver. Üç misli. Bir tane daha ver bana. Üçlü. Bana bir tane daha ver. The Entitled-1 2011 info-icon
No no no, finals week, remember? Hayır hayır, final haftamızdayız, unuttun mu? Hayır, hayır. Olmaz. Final haftasındayız unuttun mu? Hayır, hayır, hayır, final haftamızdayız, unuttun mu? The Entitled-1 2011 info-icon
We gotta go, we gotta go. Oh, who cares? Come on. Gitmeliyiz, gitmeliyiz. Kim takar ki? Hadi ama. Hadi bakalım, gitmek lazım artık. Ya boşversene be, hadi ama. Gitmeliyiz, gitmeliyiz. Kim takar ki? Hadi ama. The Entitled-1 2011 info-icon
Oh yeah, screw that. Don't forget we've got a boys' night on Friday. Siktir et canım. Unutma Cuma akşamı erkekler gecesi var. Tabi be abi, boşver gitsin. Unutma bu Cuma gecesi erkek erkeğe takılıyoruz. Siktir et canım. Unutma Cuma akşamı erkekler gecesi var. The Entitled-1 2011 info-icon
A boys' night yeah, l can't wait for that. Erkekler gecesi... Evet, sabırsızlanıyorum. Erkek erkeğe. Tabi ya. Nasıl sabırsızlanıyorum bilemezsin. Erkekler gecesi... Evet, sabırsızlanıyorum. The Entitled-1 2011 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 163048
  • 163049
  • 163050
  • 163051
  • 163052
  • 163053
  • 163054
  • 163055
  • 163056
  • 163057
  • …
  • »
  • »»
Kısıtlı Mod:   
  • Katkıda Bulun
  • Hakkımızda
  • Sorumluluk Reddi
  • İletişim