Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150143
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| And after me, there'll be others. | Ve benden sonra, başkaları olacak. | Sleuth-1 | 1972 | |
| You gonna kill them too ? | Onları da öldürecek misin? | Sleuth-1 | 1972 | |
| You're mad ! You're a bloody madman ! | Sen delisin! Lanet olası bir delisin! | Sleuth-1 | 1972 | |
| And you are a young man... | Ve sen de palyaço kılığına girmiş, | Sleuth-1 | 1972 | |
| dressed as a clown about to be murdered. | öldürülmek üzere olan genç bir adamsın. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Put the mask on, Milo. | Maskeyi tak, Milo. | Sleuth-1 | 1972 | |
| No. Put it on. | Hayır. Tak. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Finally, at your moment of dying, you are yourself | Sonunda, ölüm anında, kendin gibisin... | Sleuth-1 | 1972 | |
| a sniveling, dago clown. | ağlamaklı bir dago palyaçosusun. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Farewell, Punchinello ! | Elveda, Punchinello ! Elveda, Punchinello! | Sleuth-1 | 1972 | |
| Please ! | Lütfen! | Sleuth-1 | 1972 | |
| Good bye now and amen | Hoşçakal ve amen | Sleuth-1 | 1972 | |
| Here's hoping we meet now and then | Arasıra görüşeceğimizi umuyorum | Sleuth-1 | 1972 | |
| It was great fun but it was just | Bu, çok eğlenceliydi, ama | Sleuth-1 | 1972 | |
| one of those things | sadece şunlardan biriydi | Sleuth-1 | 1972 | |
| You do | Bana bir şey yapıyorsun | Sleuth-1 | 1972 | |
| Ah. Good evening, sir. | Ah. İyi akşamlar, bayım. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Yes, I thought you'd know about that. | Bunu bildiğinizi tahmin etmiştim. | Sleuth-1 | 1972 | |
| aching for an opportunity to slander his employer they all do. | ...fırsatı kollarken bulabilirsiniz, yaptıkları tek şey bu ne de olsa. | Sleuth-1 | 1972 | |
| or go to the wall. | ya da duvara çarpmak. | Sleuth-1 | 1972 | |
| to see what is not to be seen." | görülmemesi gereken şeyi görmek için." | Sleuth-1 | 1972 | |
| be sure and tell them... | emin ol ve onlara anlat... | Sleuth-1 | 1972 | |
| it was just... a bloody game. | bu sadece... lanet bir oyundu. | Sleuth-1 | 1972 | |
| "Remember my query about brass knives at the time? | "Zamanında prinç bıçaklar konusunda duyduğum kuşkuyu anımsıyor musunuz? Pirinç bıçaklar hakkındaki serzenişlerimi hatırlıyor musun? "Zamanında prinç bıçaklar konusunda duyduğum kuşkuyu anımsıyor musunuz? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Mr. Wyke? | Bay Wyke ? Bay Wyke? Bay Wyke? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Mr. Wyke? Who's there? | Bay Wyke ? Kim var orada? Bay Wyke? Kimsiniz? Bay Wyke? Kim var orada? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Yes, indeed. So good of you to come. Won't you join me? | Evet, öyle. Gelmeniz ne kadar güzel. Bana katılmaz mısınız? Evet, öyle. Geldiğin iyi oldu. Bana katılır mısın? Evet, öyle. Gelmeniz ne kadar güzel. Bana katılmaz mısınız? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Well, now, what will you have to drink? | Pekala, ne içersiniz? | Sleuth-3 | 1972 | |
| How are you settling in here at laundry cottage? Very well, thank you. | "Laundry cottage"da keyfiniz yerinde mi? Gayet iyi, teşekkürler. Kır evinde günlerin nasıl geçiyor? Çok iyi, teşekkür ederim. "Laundry cottage"da keyfiniz yerinde mi? Gayet iyi, teşekkürler. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Using it for weekends, that sort of thing? | Burayı hafta sonları falan mı kullanıyorsunuz? Hafta sonları için falan mı kullanıyorsun? Burayı hafta sonları falan mı kullanıyorsunuz? | Sleuth-3 | 1972 | |
| It's awful. Here, shall we go indoors? | Çok kötü. İşte, içeriye geçelim mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| the normal recreation of noble minds? | sıradan eğlenceleri olduğuna katılıyor musunuz? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Is it supposed to be? I'm quoting from Philip Guedalla, | Öyle mi olması gerekiyordu? 30'lardaki bir biyograficiden, Öyle mi olmalı? Philip Guedalla'dan alıntı yapıyordum... Öyle mi olması gerekiyordu? 30'lardaki bir biyograficiden, | Sleuth-3 | 1972 | |
| And, therefore, no recreation for noble minds? | Peki ya yüce ruhların eğlencesi diye bir şey yok mu? Peki öyleyse, üstün zekâlara dinlenmek yok mu? Peki ya yüce ruhların eğlencesi diye bir şey yok mu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Of course we are. And you and I do need to be friendly, do we not? | Tabiki öyle yapıyoruz. Ve seninle benim arkadaşça davranmamız gerekiyor, öyle değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| How do you like your drink with ice? | İçkine buz ister misin? İçkini nasıl istersin, buzlu mu? İçkine buz ister misin? | Sleuth-3 | 1972 | |
| With ice? | Buz mu? Buzlu mu? Buz mu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| What does he do? | Ne yapıyor? Bu ne yapıyor? Ne yapıyor? | Sleuth-3 | 1972 | |
| What's this? That is an intensely complicated... | Bu nedir? Senat adında, oldukça karışık, Bu da ne? Senat adında, dördüncü nesil... Bu nedir? Senat adında, oldukça karışık, | Sleuth-3 | 1972 | |
| I see. Well, uh, is it true? | Anlıyorum. Şey, bu doğru mu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Why not? You seem to be a personable enough young man nicely spoken, | Neden olmasın? Oldukça iyi bir genç adama benziyorsun... Güzel konuşuyorsun, Neden olmasın? Yepyeni taşra beyefendisi kıyafetini temizce giyinmiş, yakışıklı... Neden olmasın? Oldukça iyi bir genç adama benziyorsun... Güzel konuşuyorsun, | Sleuth-3 | 1972 | |
| In the '30s. Jewish? No, catholic very devout. | 30'larda mı? Baban Yahudi mi? Hayır, Katolik...dinine oldukça bağlıdır. 30'larda mı? Baban Yahudi mi? Hayır, Katolik... dinine oldukça bağlıdır. | Sleuth-3 | 1972 | |
| But tell me about your father. Was his name Tindle too? | Bana babandan bahset. Onun adı da Tindle mıydı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Was he a successful man? | Başarılı bir adam mıydı? Başarılı biri miydi? Başarılı bir adam mıydı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| And you what do you do? | Ya sen...Sen ne yapıyorsun? Peki sen ne iş yapıyorsun? Ya sen... Sen ne yapıyorsun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Don't you know? | Bilmiyor musun? Bilmiyor musunuz? Bilmiyor musun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Oh, you can use that word these days, can you? | Oh, bu günlerde bu ismi kullanabiliyorsun, değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| People don't take it for an ice cream salon? No, the birds | İnsanlar orayı dondurma dükkanı sanmıyorlar mı? Hayır, genç kadınlar... Millet dondurmacı zannetmiyor mu? Hayır, piliçler İnsanlar orayı dondurma dükkanı sanmıyorlar mı? Hayır, genç kadınlar... | Sleuth-3 | 1972 | |
| English too wholesome for them, eh? | İngilizce onlar için sağlığa aşırı yararlı mı geliyor? Onlara göre İngilizler çok erdemli, öyle mi? İngilizce onlar için sağlığa aşırı yararlı mı geliyor? | Sleuth-3 | 1972 | |
| I mean to say, in London half of them have actually got latin lovers? | Onların yarısının Londra'da Latin sevgilileri olduğunu mu söylemek istiyorsun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| And where do you live above, behind or below your shop? | Ya sen nerede yaşıyorsun? Dükkanın üstünde mi, yanında mı, altında mı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| From Genoa to Georgian in a single generation, eh? Not bad. | Cenevre'den Georgian'a tek kuşakta geçiş ha? Hiç fena değil. Tek bir nesilde Genova'dan Georgian'a. Hiç fena değil. Cenevre'den Georgian'a tek kuşakta geçiş ha? Hiç fena değil. | Sleuth-3 | 1972 | |
| I'm not mistaken, am I? | Yanılmıyorum, değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| of this biweekly coupling. Is that what you asked me over here to chat about? | rast gelme ihtimalini arttırmaktı. Bu konuda konuşmak için mi beni buraya çağırdın? | Sleuth-3 | 1972 | |
| and generally bloody crafty she really is! | unutmuş olan da ben olacağım! | Sleuth-3 | 1972 | |
| Can you afford to take her off my hands? | Onu elimden alabilmeye gücün yeter mi? Onu elimden alacak güce sahip misin? Onu elimden alabilmeye gücün yeter mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| "Afford to"? Support her in the style to which she was not accustomed... | "Gücün yeter mi" mi ? Onu, benimle tanışmadan önce alışkın olmadığı, ancak artık alıştığı, "Güce sahip olmak" mı? Benimle tanışmadan önce... "Gücün yeter mi" mi? Onu, benimle tanışmadan önce alışkın olmadığı, ancak artık alıştığı, | Sleuth-3 | 1972 | |
| fast car, couple of mistresses. "Presumably"? | ve birkaç metres isteyeceksin. "Tahminen" mi ? ve birkaç metres isteyeceksin. "Tahminen" mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Just because you need those things? No, just this fading mansion, | Sadece onlara ihtiyacın olduğu için mi? Hayır, ne yazık ki sadece bu Sen bunlara ihtiyaç duyduğun için mi? Hayır, korkarım yalnızca bu sönük konak... Sadece onlara ihtiyacın olduğu için mi? Hayır, ne yazık ki sadece bu | Sleuth-3 | 1972 | |
| Oh, you know about Tea, do you? | Oh, Tea'yı da biliyorsun, öyle mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Are you going to marry her? Oh, no, no, no. I just want to live with her. | Onunla evlenecek misin? Oh, hayır, hayır, hayır. Sadece onunla yaşamak istiyorum. Onunla evlenecek misin? Hayır. Niyetim birlikte yaşamak. Onunla evlenecek misin? Oh, hayır, hayır, hayır. Sadece onunla yaşamak istiyorum. | Sleuth-3 | 1972 | |
| So what's stopping you? Basically the firm of Prurien and Pry, ltd., | Öyleyse seni durduran nedir? Prurien ve Pry LTD. Şirketi. | Sleuth-3 | 1972 | |
| How do you know I wasn't having you watched, hmm? Why not? | Seni izletmediğimi nereden biliyorsun, ha? Neden olmasın? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Afraid of what you might find out? Or didn't you think that was possible? | Bulacağın şeyden korkuyor musun? Yoksa bunun olası olduğunu hiç düşünmedin mi? Nelerle karşılaşacağından mı korkuyorsun yoksa olabileceğini mi düşünmüyordun? Bulacağın şeyden korkuyor musun? Yoksa bunun olası olduğunu hiç düşünmedin mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| But why should I pay good money to have something confirmed which I'd known for months? | Neden aylardır bildiğim birşeyin onaylanması için para ödeyeyim? Ama zaten aylardır bildiğim bir şey için neden o kadar para harcayayım ki? Neden aylardır bildiğim birşeyin onaylanması için para ödeyeyim? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Black. Then if you knew, why didn't you do something about it? | Siyah. Madem biliyordun, öyleyse neden bu konu hakkında bir şey yapmadın? Siyah. Madem biliyordun, neden bir şey yapmadın? Siyah. Madem biliyordun, öyleyse neden bu konu hakkında bir şey yapmadın? | Sleuth-3 | 1972 | |
| And what if she is used to luxury? Whose fault is that? | Ya lükse alıştıysa? Bu kimin suçu? Lükse alışmışsa ne olmuş ki? Bu kimin hatasıydı? Ya lükse alıştıysa? Bu kimin suçu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| But can you? | Peki karşılayabilir misin? | Sleuth-3 | 1972 | |
| in these last, idyllic three months? | hiç kendisini düzeltme belirtisi gösterdi mi ? hiç kendisini düzeltme belirtisi gösterdi mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| no offense, mind you the persuasive charms of Dago Red? | "kışkırtıcı" çekiciliğini Dom Perignon'a tercih etti? | Sleuth-3 | 1972 | |
| No, I'm not joking. How much has this brief liaison cost you so far? | Hayır, şaka yapmıyorum. Bu ilişkinin şimdiye kadar sana maliyeti ne oldu? Cidden, şaka yapmıyorum. Bu ilişki şimdiye kadar ne kadara mâl oldu sana? Hayır, şaka yapmıyorum. Bu ilişkinin şimdiye kadar sana maliyeti ne oldu? | Sleuth-3 | 1972 | |
| And that old Dad of yours in Soho when did you last send him any money? | Ya Soho'daki yaşlı baban? Ona en son ne zaman para göndermiştin? Peki ya Soho'daki o yaşlı babacığın. Ona en son ne zaman para gönderebildin? Ya Soho'daki yaşlı baban? Ona en son ne zaman para göndermiştin? | Sleuth-3 | 1972 | |
| She takes no notice? No. | Buna dikkat etti mi? Hayır. | Sleuth-3 | 1972 | |
| What plot? | Olay mı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Whatever are you doing with that cue in your hand? | Elindeki belgiyle ne yapıyorsun? O elindeki isteka ile ne yaptığını sanıyorsun? Elindeki belgiyle ne yapıyorsun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| What about the servants? I've sent Mr. And Mrs. Hawkins away to the seaside... | Peki ya hizmetliler? Bay ve Bayan Hawkins'i 48 saatliğine, Peki ya hizmetçiler? Bay ve Bayan Hawkins'i deniz kıyısına gönderdim... Peki ya hizmetliler? Bay ve Bayan Hawkins'i 48 saatliğine, | Sleuth-3 | 1972 | |
| Well, what do you say? It sounds distinctly criminal. | Pekala, ne diyorsun? Yoğun şekilde suç kokusu alıyorum. Ee, ne diyorsun? Bu bir suçtur. Pekala, ne diyorsun? Yoğun şekilde suç kokusu alıyorum. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Well, of course it's criminal! All good moneymaking schemes in England have to be these days. | Tabiki bu bir suç! Bugünlerde İngiltere'de para getiren herşeye entrikalarla ulaşılıyor. Elbette suç! Bugünlerde İngiltere'de para eden her şey öyle. Tabiki bu bir suç! Bugünlerde İngiltere'de para getiren herşeye entrikalarla ulaşılıyor. | Sleuth-3 | 1972 | |
| Where, for instance, would you look for it? | Örneğin, onları nerede arardın? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Good likeness, would you say? | Benzerlik nasıl ama... Güzel tablo, değil mi? Benzerlik nasıl ama... | Sleuth-3 | 1972 | |
| Good thinking! All right then, where? Are you up to finding it? | İyi düşünce! Pekala öyleyse, nerede? Onu bulmaya hazır mısın? Akıllıca! Pekâlâ o zaman nerede? Yaklaştın mı dersin? İyi düşünce! Pekala öyleyse, nerede? Onu bulmaya hazır mısın? | Sleuth-3 | 1972 | |
| but whatever made you think, hmm? You and your games. | ya sen ne düşünüyorsun, hmm? Sen ve oyunların. | Sleuth-3 | 1972 | |
| A grotty little plot to defraud the insurance company? | Sigorta şirketini dolandırmak için yapılan küçük, zevksiz bir plan mı? ...berbat planını duymam için mi davet ettin beni? Sigorta şirketini dolandırmak için yapılan küçük, zevksiz bir plan mı? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Not with the fences I know. What fences would you know? | Tanıdığım ayakçılar böyle bir şey yapmaz. Hangi ayakçıları tanırsın ki? Tanıdığım kişiye satarsan olmaz. Kimi tanıyorsun ki? Tanıdığım ayakçılar böyle bir şey yapmaz. Hangi ayakçıları tanırsın ki? | Sleuth-3 | 1972 | |
| You'll get it in cash. 170,000 quid? | nakit olarak alacaksın. 170,000 mi ? Nakit alacaksın. 170.000 Sterlin mi? nakit olarak alacaksın. 170,000 mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Why should this fellow pay so much? | Bu adam neden bu kadar para ödesin ki? Bu arkadaş neden bu kadar çok ödesin ki? Bu adam neden bu kadar para ödesin ki? | Sleuth-3 | 1972 | |
| antennae pulsing with suspicion? | sigorta şirketim neyin farkına varır? | Sleuth-3 | 1972 | |
| I mean, have you ever, actually, committed a crime before? | suç işledin mi? Demek istediğim, daha önce gerçekten suç işledin mi hiç? suç işledin mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| St. John Lord who? | St. John Lord kim? | Sleuth-3 | 1972 | |
| You're joking. What about? | Şaka yapıyorsun. Hangi konuda? Şaka yapıyorsun. Ne hakkında? Şaka yapıyorsun. Hangi konuda? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Who is St. John Lord Merridew? | St. John Lord Merridew kim mi? St. John Lord Merridew kim mi dedin? St. John Lord Merridew kim mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Oh, yes. The Police are always stupid in the kind of books you write, aren't they? | Oh, evet. Yazdığın kitaplarda polis hep aptaldır, değil mi? Tabii ya. Yazdığın türden kitaplarda polisler hep aptaldır değil mi? Oh, evet. Yazdığın kitaplarda polis hep aptaldır, değil mi? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Yeah, but why don't you steal the bloody jewels and simply hand them over to me? | Evet, ama neden şu lanet mücevherleri kendin çalıp bana vermiyorsun? Peki neden lanet mücevherleri çalıp bana vermiyorsun? Evet, ama neden şu lanet mücevherleri kendin çalıp bana vermiyorsun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Then why don't you break into it? | Öyleyse neden kendin zorla girmiyorsun? Öyleyse sen neden zorla girmiyorsun? Öyleyse neden kendin zorla girmiyorsun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Let me handle this. Know what I mean? | Bırak bu işi ben halledeyim. Neden bahsettiğimi biliyor musun? Bırak ben halledeyim. Ne demek istediğimi anlıyor musun? Bırak bu işi ben halledeyim. Neden bahsettiğimi biliyor musun? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Where do you want me to break in? No, no, no, no. Not so fast. | İçeri nereden girmemi istiyorsun? Hayır, hayır, hayır. Biraz yavaş ol. Eve nereden girmemi istiyorsun? Hayır, hayır. O kadar çabuk değil. İçeri nereden girmemi istiyorsun? Hayır, hayır, hayır. Biraz yavaş ol. | Sleuth-3 | 1972 | |
| What for? What if somebody saw you climbing in? | Ne için? Ya biri seni içeri girerken görürse? Niye? Ya biri seni tırmanırken görürse? Ne için? Ya biri seni içeri girerken görürse? | Sleuth-3 | 1972 | |
| Here? In the middle of nowhere? | Burada mı? Bomboş bir alanın ortasında? | Sleuth-3 | 1972 | |
| I could hardly find this place with a bloody map! | Elimde harita olmasına rağmen bu lanet yeri zor buldum! Elimde lanet bir haritayla ben bile zar zor buldum burayı. Elimde harita olmasına rağmen bu lanet yeri zor buldum! | Sleuth-3 | 1972 | |
| You never know! | Asla bilemezsin! Hiç belli olmaz! Asla bilemezsin! | Sleuth-3 | 1972 |