Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 158792
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| because they think they're going'back to where they came from. | ...çünkü geldikleri yere gideceklerini sanıyorlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| They're okay because it's grooved and they know they won't slip. | Gayet rahatlar, çünkü orası merdiven gibi ve kaymayacaklarını biliyorlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| So when they take the next step, their center of gravity | İlk adımı attıkları zaman ağırlık merkezleri... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| makes them drop calmly into the dip | ...onları kolayca kanala çeker ve... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| and they just walk through the water. | ...suyun içinden geçip giderler. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I don't usually tell people what I'm gonna write, | Genellikle insanlara ne yazacağımı söylemem ama... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| but, Miss Grandin, this is a masterpiece. | ...Bayan Grandin, bu tam bir şaheser. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I don't want you to do that. I'm sorry there, Temple. | Yapma öyle. Özür dilerim, Temple. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Now, look, I want you to be dressed in your best outfit tomorrow mornin', okay? | Bak, yarın en güzel elbiselerini giymeni istiyorum tamam mı? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Just look at this thing. | Şuraya bakın hele. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It'll take us forever to get them through here. | Sığırları buradan geçirmek on senede bitmez. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| J.D., I want you to get the torch and red, | J.D. asetilen kaynağını alıp şu şeyleri sök. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| and I want this out, this out, I want those panels lined up | Şu panelleri de düz bir çizgiye çek. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| and we're gonna run 'em straight in. Come on. | Direk buradan içeri sokuyoruz. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Grab the other end of this. Now hold on! | Diğerini de kaldır. Dur bakalım! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Look at this! I mean, look at that! Who'd build somethin' like that? | Şuna bak ya, şuna bak! Hangi akıllı bunu böyle yapar? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Jess, get me some sheet steel. We're gonna slide these puppies in here. | Jess, biraz çelik sac getir. Sığırları buradan kaydıracağız. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Where's that sheet steel? Hurry up! | Nerde kaldı bu sac? Acele et! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Let's go. Get up. | Haydi kaldırın. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Put 'em over and get 'em out of here. She's here. | Şunu kaldırın da götürün buradan. O kız geldi. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Don't keep worried, boys. I'll take care of her. Pick it up. | Merak etmeyin beyler. Ben onunla ilgilenirim. Kaldırın. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Some dip you got here. | Kanalın içine etmişsiniz. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Who put steel on that slope? | Kim sac koydu bu rampaya? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Cattle can't walk on steel! | İnekler sac üstünde yürümezler! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| That's designed so they'll walk slowly! | Yavaşça yürümelerine göre tasarlandı! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| 'Scuse me, little miss. We just had three head drown in here. | Affedersiniz küçük bayan. Üç sığır suda boğuldu. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| That's your fault! You killed 'em 'cause of your stupidity! | Senin hatan, sen öldürdün onları, senin aptallığın. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| And why ain't they comin' through the curved chute? | Niye kıvrımlı kanaldan gelmemişler? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| That'd take us all day little lady! | O şekilde bir günde bitmezdi, küçük hanım! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Hey, that's my shirt! | Hey o benim gömleğim! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| If it's smooth, they'll follow it! | Üstünde bir şey olmasaydı yolu takip ederlerdi. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| If there's stuff on it, they'll get scared! | Üstüne bir şeyler koyarsanız korkarlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| You can't hang things! | Buraya bir şey asamazsınız! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| You wacko! Put it all back the way it was! | Seni çatlak! Hepsini eski yollarına götürün! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Temple, what's goin' on here? | Temple, neler oluyor burada? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| They killed three cattle because of their stupidity! | Aptallıkları yüzünden üç ineği öldürmüşler! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| They ruined it! | Mahvetmişler. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Cattle aren't dangerous! And they're predictable. | Sığırlar tehlikeli değildir, ne yapacaklarını anlarsın! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| it's not hard to design... What are you doing in California? | Tasarlaması hiç zor değil. Kaliforniya'da ne işin var? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| But the cowboys would rather prod 'em and scare 'em. | Ama kovboylarımız onları itip kakıp korkutmayı seviyorlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I designed a dip vat at John Red River feedlot | John Wayne Kızıl Nehir ağılında ineklerin gözlemlenmesine ve... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| based on the way cattle see and behave | ...davranışlarına dayanan bir ilaçlama kanalı tasarladım... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| and the editor of Cattle Magazine said it was a masterpiece | Büyükbaş dergisi şaheser dedi... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| but the cowboys killed three cows in it. Three... | ...ama kovboylarımız üç tane sığır öldürdüler. Beş dakikada üç tane. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| because they wouldn't follow my design! | Çünkü tasarıma uymadılar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Would you like to sit down, or... I can't protect the cattle... | Oturmak falan ister Sığırları bu sistemden... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Would you like a cup of tea? | Çay ister misin? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| ... system from the moment they enter to the moment they get slaughtered. | ...koruyamıyorum, içeri girdikleri an katledildikleri an oluyor. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| You're talking about a slaughterhouse? Of course they'll be slaughtered. | Mezbahadan falan mı bahsediyorsun? Tabii ki kesilecekler. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Do you think we'd have cattle if people didn't eat 'em every day? | Sence insanlar onları yemese şimdi sığırlarımız olur muydu? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| They'd just be funny lookin' animals in zoos. | Sadece hayvanat bahçesinde komik görünümlü hayvanlar olurlardı. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| No, we raise them for us. | Hayır, onları kendimiz için besliyoruz. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| That means we owe them some respect. | Demek ki onlara biraz olsun saygı borcumuz var. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Nature is cruel, but we don't have to be. | Doğa acımasız, ama biz öyle olmak zorunda değiliz. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I wouldn't want to have my guts ripped out by a lion. | Ben de bir aslan iç organlarımı parçalasın istemem. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I'd much rather die in a slaughterhouse if it was done right! | Adam akıllı yapıldıktan sonra ben de mezbahada kesilmek isterim! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It seems to me that you should be... We can easily do it in a way | Bana öyle geliyor ki sen Onları kolayca ve... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| where they don't feel pain and they don't get scared. | ...canlarını yakıp korkutmadan da kesebiliriz. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| And their cortisol levels... Did you hear what I said? | Kortizol seviyeleri de... Söylediğimi duydun mu? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I think you're the one who should design the slaughterhouse. | Bence sen kesinlikle bir mezbaha tasarlamalısın. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I know a slaughterhouse that's a mess and I know exactly how to fix it. | Karman çorman bir mezbaha var ve nasıl adam edilir biliyorum. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It's a door. | Bu bir kapı. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It's another door. | Başka bir kapı. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Hello, it's very nice to meet you. I'd like to tour your slaughterhouse. | Merhaba, tanıştığıma memnun oldum. Mezbahanızı gezmek isterdim. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| We don't do tours, ma'am. | Tur düzenlemiyoruz, hanımefendi. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I designed a drip vat at John Wayne's red river feedlot | John Wayne'in Kızıl Nehir ağılında bir ilaçlama kanalı tasarladım. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| that the editor of Cattle Magazine... Security? Can I get security? | Büyükbaş dergisi şahane dedi. Danışmaya güvenlik elemanı alabilir miyim? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I'm so sorry to leave this message on your answering machine, | Bu mesajı telesekreterine bıraktığım için üzgünüm... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| but I thought you'd want to know | ...ama maalesef dostun Dr. Carlock ölmüş. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I just saw him! | Yeni görüşmüştük. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Apparently, he'd been sick for some time. | Anlaşılan bir süredir hastaymış. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| You can call me anytime. | İstediğin zaman beni arayabilirsin. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Bye, sweetheart. | Hoşça kal canım. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I just saw him. | Yeni görüşmüştük. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| They're paying their respects. | Saygılarını sunuyorlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It's a way of saying thank you and goodbye. | İnsanlara şükranlarını gösterip veda etmenin bir yoludur bu. Saygılarını sunuyorlar. Bu onların bir çeşit teşekkür etmesi ve hoşça kal demesi. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I said goodbye when I saw him. | Görüştüğümüzde veda etmiştim. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| This is a final chance to say goodbye. | Veda etmek için en son fırsat. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Are you all right? I'm leaving now. | İyi misin? Gidiyorum. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It isn't over yet. I said goodbye when I saw him. | Ama tören bitmedi ki. Görüştüğümüzde veda etmiştim. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| He's not there. | Burada değil o. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I've got him in my mind. | Zihnimde yer almaya devam ediyor. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Do you know where they go? | Nereye gittiklerini biliyor musun? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Okay. I'm gonna go now. | Peki. Artık gidiyorum. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| There you are, ma'am. | Buyurun hanımefendi. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| My, that's a pretty blouse. | Tanrım, ne hoş bir bluz. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I hope you don't mind me sayin' so. | Umarım açıkça söyleyerek ayıp etmemişimdir. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Some people think I'm forward, but, if I like somethin', | Bazıları beni pek cüretli bulur, ama hoşuma giden bir şey varsa... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I just come right out and just compliment 'em. | ...açıkça dile getirir, iltifatımı yaparım. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It's nice to get a compliment, don't you think? | İltifat edilmek hoş bir şeydir, öyle değil mi? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Thank you. It's very nice to meet you. I'm Temple Grandin. | Teşekkür ederim. Tanıştığıma memnun oldum. Adım Temple Grandin. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Well, it's nice to meet you too. I'm Betty. | Ben de memnun oldum. Adım Betty. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Well then, there we are. | Eh, böylece tanışmış olduk. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Are you waitin' to meet somebody? | Birini mi bekliyorsun? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| No, I have trouble with automatic doors sometimes when I'm nervous. | Gergin olduğumda otomatik kapılar beni rahatsız ediyor. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I'm autistic. | Otistiğim ben. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| My son is artistic and he's got the same thing with airplanes. | Oğlum da artistik ve aynı durumu uçaklarla yaşıyor. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Come on. You just come along with me. | Gel. Beraber geçelim. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| All right. Come on. | Hadi gel. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| And I'll make sure that they stay open. | Açık kalmasını sağlayacağım. | Temple Grandin-1 | 2010 |