Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 150141
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Now, this is the fun bit, where the householder, | Şimdi, burası işin eğlenceli kısmı. Ev sahibi, patlamanın sesiyle Şimdi işin eğlenceli bölümündeyiz, ev sahibi... Şimdi, burası işin eğlenceli kısmı. Ev sahibi, patlamanın sesiyle | Sleuth-1 | 1972 | |
| wrenched from his dreams by the sound of the explosion, | uykusundan uyanır, hırsıza bir sürpriz yapar ve ...patlama sesiyle rüyası bölünerek uyanır... uykusundan uyanır, hırsıza bir sürpriz yapar ve | Sleuth-1 | 1972 | |
| surprises the burglar, and, in the ensuing fight, | giriştikleri kavgadan sonra | Sleuth-1 | 1972 | |
| the house is sacked. | ev darmadağın olur. ...ev darmadağın olur. ev darmadağın olur. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Why is it necessary for you to surprise me at all ? | Bana sürpriz yapman neden bu kadar önemli? Beni şaşırtman senin için neden bu kadar gerekli? Bana sürpriz yapman neden bu kadar önemli? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Because, if I've seen you at close quarters, I can always describe you to the Police. | Çünkü seni yakından görebilirsem polise tarif edebilirim. Çünkü seni yakından görmüşsem, polise eşkâlini tarif edebilirim. Çünkü seni yakından görebilirsem polise tarif edebilirim. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Wrongly. | Yanlış şekilde. | Sleuth-1 | 1972 | |
| "Did you get a good look at the intruder's face, sir ?" | "Evinize giren kişinin yüzünü gördünüz mü, efendim?" "Hırsızın yüzünü doğru düzgün görebildiniz mi efendim?" "Evinize giren kişinin yüzünü gördünüz mü, efendim?" | Sleuth-1 | 1972 | |
| "Yes, Inspector, I did. | "Evet müfettis bey, gördüm. | Sleuth-1 | 1972 | |
| I don't know if it was a trick of the light, but somehow his face seemed... | Bir ışık oyunu olup olmadığından emin değilim, ama sanki yüzü Işık hilesi mi bilemiyorum ama bir şekilde yüzü bana sanki... Bir ışık oyunu olup olmadığından emin değilim, ama sanki yüzü | Sleuth-1 | 1972 | |
| not wholly human " How much sacking do you want done ? | bir insan yüzü gibi değildi..." Ne kadar yağmalama istiyorsun? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Oh, a decent bit, I think a few chairs upturned, | Oh, yeteri kadarını. Birkaç sandalyenin devrilmesi, | Sleuth-1 | 1972 | |
| ornaments put to the sword, that sort of thing, you know. | süslerin kırılması gibi şeyler. ...süs eşyaları kılıçtan geçse falan, bilirsin işte. süslerin kırılması gibi şeyler. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Convincing but not carthaginian. | İkna edici, ama kartaca tarzı değil. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Surely you don't call that convincing. | Kesinlikle bunun ikna edici olduğunu söyleyemezsin. Bunu ikna edici bulmadığına eminim. Kesinlikle bunun ikna edici olduğunu söyleyemezsin. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Let literature fly to the four winds ! | Edebiyata aldanmayı bırak! Dergiler her yöne uçsun! Edebiyata aldanmayı bırak! | Sleuth-1 | 1972 | |
| Let the contents of drawers be strewn like autumn leaves ! | Bırak çekmecelerdekiler sonbahar yaprakları gibi dağılsın! Çekmecelerdekiler sonbahar yaprakları gibi düşsün! Bırak çekmecelerdekiler sonbahar yaprakları gibi dağılsın! | Sleuth-1 | 1972 | |
| Hey, that's my new manuscript ! | Hey, bu benim yeni yazım! Yeni romanımın müsveddesi o! Hey, bu benim yeni yazım! | Sleuth-1 | 1972 | |
| Let my secretary sort it out. | Bırak sekreterim bunu düzenlesin. Bırak sekreterim düzenlesin. Bırak sekreterim bunu düzenlesin. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Enough ? For a starter. | Yeterli mi? Yeni başlayan biri için gayet iyi. Yeter mi? Başlangıç olarak. Yeterli mi? Yeni başlayan biri için gayet iyi. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Now let's see what accident does to artifice seconds out of the ring. | Şimdi, bakalım nasıl bir kaza ringten saniye çalabilecek. Şimdi bakalım ring dışındaki saniyelere sebep olan rastlantı neymiş. Şimdi, bakalım nasıl bir kaza ringten saniye çalabilecek. | Sleuth-1 | 1972 | |
| What seconds ? What for ? The ensuing fight, remember ? | Ne saniyesi? Ne için? Yapılacak kavga, hatırladın mı? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Hey ! Well, you're the underdog, aren't you ? | Hey ! Baskı gören kişi sensin, değil mi? Hey! Baskı gören kişi sensin, değil mi? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Got the support of the crowd, haven't you ? What more do you want ? | Kalabalığın desteğini alıyorsun, değil mi? Daha fazla ne isteyebilirsin? Kalabalığın desteğini alıyorsun ya. Daha fazla ne istersin ki? Kalabalığın desteğini alıyorsun, değil mi? Daha fazla ne isteyebilirsin? | Sleuth-1 | 1972 | |
| My wife's gonna have a baby. Now, listen, don't get het up. | Eşim hamile. Dinle, hemen alevlenme. Karım bebek doğuracak. Şimdi dinle, sakın heyecan yapma. Eşim hamile. Dinle, hemen alevlenme. | Sleuth-1 | 1972 | |
| This fight is fixed, remember ? This is where I take a dive, | Bu hazırlanmış bir kavga, hatırlıyorsun, değil mi? Burası benim dalacağım ve | Sleuth-1 | 1972 | |
| and you knock me out cold ! | senin de beni bayıltacağım yer! | Sleuth-1 | 1972 | |
| For real ? Naturally. | Gerçekten mi? Doğal olarak. | Sleuth-1 | 1972 | |
| When the Police come, I have to show them a real lump. | Polis geldiğinde onlara gerçek bir şişlik göstermeliyim. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Yes, I thought you'd like this bit. | Evet, bu kısmın hoşuna gideceğini düşünmüştüm. | Sleuth-1 | 1972 | |
| You're dead right. | Kesinlikle haklısın. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Now, what shall I use ? | Ne kullansam? Ne kullanayım? Ne kullansam? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Not my opaline, if you don't mind. | Eğer senin için sorun değilse, "opaline"ım olmasın. Sakıncası yoksa, opalinim olmasın. Eğer senin için sorun değilse, "opaline"ım olmasın. | Sleuth-1 | 1972 | |
| There it is ! The original blunt instrument. | İşte bu! Orjinal kör bir alet. İşte burada! Orijinal kör bir alet. İşte bu! Orjinal kör bir alet. | Sleuth-1 | 1972 | |
| The poker. Right. Now, where do you want it ? Now, steady. | Bir küskü. Tamam. Şimdi, nereye istersin? Sağlam. Ateş demiri, tamam. Nereye istersin? Sakinleş. Bir küskü. Tamam. Şimdi, nereye istersin? Sağlam. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Don't get carried away. It's not a murder weapon we're talking about, you know. | Kendini fazla kaptırma. Bir cinayet silahından bahsetmiyoruz. Kontrolünü kaybetme. Üzerinde konuştuğumuz şey bir cinayet silahı değil. Kendini fazla kaptırma. Bir cinayet silahından bahsetmiyoruz. | Sleuth-1 | 1972 | |
| No ? No ! We're discussing an object... | Öyle değil m? Hayır! Klasik bir darbeyle | Sleuth-1 | 1972 | |
| from which I receive in the classic formula a glancing blow... | kafatasını kırmadan şişkinlik ...kafatasını kırmadan bir şişlik ortaya çıkartmak için... kafatasını kırmadan şişkinlik | Sleuth-1 | 1972 | |
| which will raise a lump without actually cracking the cranium ! | yaratacak bir nesneden bahsediyoruz! ...kullanabileceğin bir nesne hakkında tartışıyoruz! yaratacak bir nesneden bahsediyoruz! | Sleuth-1 | 1972 | |
| Why don't I just keep tapping you lightly on the head with the poker until the lump comes up. | Neden kafanda bir şişlik oluşana kadar küsküyle hafifçe kafana vurup durmuyorum? Şişlik ortaya çıkana kadar çubukla kafana hafifçe vurayım. Neden kafanda bir şişlik oluşana kadar küsküyle hafifçe kafana vurup durmuyorum? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Quite frankly, I've rather gone off the whole thing now. I know ! | Açıkçası, şu anda tüm bunları bırakırdım. Biliyorum! | Sleuth-1 | 1972 | |
| You can always tie me up and gag me and leave me to be found by the cleaning woman. | Beni bağlayabilir, ağzımı tıkayabilir ve temizlikçi kadının bulması için bırakabilirsin. Bağlayıp ağzımı tıkayabilir ve temizlikçi kadın tarafından bulunmaya bırakabilirsin. Beni bağlayabilir, ağzımı tıkayabilir ve temizlikçi kadının bulması için bırakabilirsin. | Sleuth-1 | 1972 | |
| "Lords a' mercy, Mr. Wyke ! Whatever do we be doin' there ? | "Tanrı aşkına, Bay wyke! Burada ne yapıyorsunuz? | Sleuth-1 | 1972 | |
| All trussed up like a turkey ! Mm mm mm." | Bir hindi gibi bağlanmışsınız! Mm mm mm." | Sleuth-1 | 1972 | |
| "Oh, God bless ya, sir. You're tryin' out somethin' for one of them creepy books of yours." | "Oh, Tanrı sizi korusun, bayım. Şu ürpertici kitaplarınızdan biri için bir şey deniyorsunuz." Tanrı sizi korusun efendim. Korkunç kitaplarınızdan deneme yapıyorsunuz. "Oh, Tanrı sizi korusun, bayım. Şu ürpertici kitaplarınızdan biri için bir şey deniyorsunuz." | Sleuth-1 | 1972 | |
| "I know ! Don't you mind me. I won't disturb ye. | "Biliyorum! Yokmuşum gibi davranın. Sizi rahatsız etmeyeceğim. | Sleuth-1 | 1972 | |
| I'll just be gettin' on with me dustin'." Andrew, | Ortalığı süpürmeye devam ederim." Andrew, | Sleuth-1 | 1972 | |
| If I don't knock you out, | Seni bayıltmadan, | Sleuth-1 | 1972 | |
| How have I tied you up ? That's a very good question. | nasıl bağlayacağım? Bu çok güzel bir soru. ...nasıl bağlarım? Çok güzel bir soru. nasıl bağlayacağım? Bu çok güzel bir soru. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Come to think of it, you could always hold a gun on me. | Düşünecek olursak, bana bir silah doğrultmuş olabilirsin. | Sleuth-1 | 1972 | |
| But we professional burglars don't fancy firearms much. We are English, after all. | Ama biz, profesyonel hırsızlar, ateşli silahlardan pek hoşlanmayız. Sonuçta İngiliziz. Biz usta hırsızlar ateşli silah kullanmayız. Ne de olsa İngiliz'iz. Ama biz, profesyonel hırsızlar, ateşli silahlardan pek hoşlanmayız. Sonuçta İngiliziz. | Sleuth-1 | 1972 | |
| You could always conquer your anglo saxon scruples. | Şu anglosakson kuruntularınızı her zaman kontrol altına alabilirdiniz. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Besides, it would be my own revolver that you'd taken from me during the struggle. | Ayrıca bu, mücadele sırasında üzerimden aldığın silahım da olabilir. Ayrıca, boğuşma sırasında alacağın silah benim revolverim olacak. Ayrıca bu, mücadele sırasında üzerimden aldığın silahım da olabilir. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Is that loaded ? Well, of course. What'd be the use of it otherwise ? | Silah dolu mu? Tabi, başka türlü ne işe yarar ki? | Sleuth-1 | 1972 | |
| And I think it ought to go off once or twice as we tussle, | Ve bence biz güreşirken birkaç kere patlayıp | Sleuth-1 | 1972 | |
| blowing to smithereens the usual priceless heirlooms, hmm ? | sıradan, ama paha biçilemeyen baba yadigarlarını parçalara ayırması gerekiyor. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Why ? To lend credence to my story of your holding it on me... | Neden? Beni bırakmayıp, ağzımı tıkadığın Neden ki? Beni bağlayıp ağzımı tıkarken... Neden? Beni bırakmayıp, ağzımı tıkadığın | Sleuth-1 | 1972 | |
| While you gagged me and tied me up, all right ? | ve bağladığın hikayeme inandırıcılık katması için. Tamam mı? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Yeah. Yeah, I suppose so. | Evet, evet. Sanırım. | Sleuth-1 | 1972 | |
| There. Right. Now, what to sacrifice ? | İşte. Tamam. Şimdi, ne kurban edilecek? Pekala. Neyi feda edelim? İşte. Tamam. Şimdi, ne kurban edilecek? | Sleuth-1 | 1972 | |
| What about this old codger up here ? | Şuradaki yaşlı, tuhaf adama ne dersin? Yukarıdaki şu tuhaf tipe ne dersin? Şuradaki yaşlı, tuhaf adama ne dersin? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Put that down at once ! That's my Edgar Allan Poe award, | Onu yerine koy! O, Amerikan Dedektif Hikayesi Yazarları tarafından Onu hemen yerine koy! O benim Edgar Allan Poe ödülüm... Onu yerine koy! O, Amerikan Dedektif Hikayesi Yazarları tarafından | Sleuth-1 | 1972 | |
| given to me by the Mystery Writers of America... | Merridew'in büyük başarılarından biri olan "Jack Spratt'ın Ölümü" için | Sleuth-1 | 1972 | |
| for one of Merridew's greatest triumphs, the Slaying of Jack Spratt. | bana verilmiş olan Edgar Allan Poe ödülü. ...Merridew'in en büyük zaferi, Jack Spatt'ın Katliamı için verildi. bana verilmiş olan Edgar Allan Poe ödülü. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Ironically enough, for one who could eat no fat, | Ancak yağ yemeyen birisi olarak | Sleuth-1 | 1972 | |
| he was murdered by an injection of concentrated cholesterol. | yoğun kolesterol enjekte edilerek öldürülmesi bir ironiydi. ...yoğun kolesterol enjeksiyonu ile öldürülüyor. yoğun kolesterol enjekte edilerek öldürülmesi bir ironiydi. | Sleuth-1 | 1972 | |
| what do you say to the demolition of that gaudy old swansea puzzle jug ? | Eski zevksiz bir swansea yapboz testi belasına ne dersin ? ...şu eski, süslü, bilmeceli sürahiyi imha etmeye ne dersin? Eski zevksiz bir swansea yapboz testi belasına ne dersin? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Puzzle jug ? To solve the puzzle, pour some water out of it. | Yapboz testi mi? Yapbozu çözebilmen için dışına biraz su dökmelisin. Bilmeceli sürahi mi? Bilmeceyi çözmek için kupaya biraz su koy. Yapboz testi mi? Yapbozu çözebilmen için dışına biraz su dökmelisin. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Marguerite thought it clever, which ought to tell you something about Marguerite. | Marguerite bunun akıllıca olduğunu düşünmüştü ki, bu da sana Marguerite hakkında bir fikir vermiş olmalı. Marguerite zekice olduğunu düşünmüş ki sana onunla ilgili bir şey söylemeliyim. Marguerite bunun akıllıca olduğunu düşünmüştü ki, bu da sana Marguerite hakkında bir fikir vermiş olmalı. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Let us expose its shortcoming. | Eksikliğini ortaya çıkaralım. Bize kusurunu göster. Eksikliğini ortaya çıkaralım. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Well, you might have said "good shot." | "İyi atış" da diyebilirdin. "İyi atıştı" diyebilirsin. "İyi atış" da diyebilirdin. | Sleuth-1 | 1972 | |
| You bloody maniac ! You could have killed me ! | Seni manyak herif! Beni öldürebilirdin! | Sleuth-1 | 1972 | |
| Tosh ! Not dead eye Wyke, The demon gunman of Cloak Manor. | Saçma! Keskin nişancı, Cloak Malikanesi'nin şeytani silahşörü Wyke böyle bir şey yapmaz. Saçma! Ölü göz Wyke, malikanenin pelerinli silahlı soyguncusu yapmaz. Saçma! Keskin nişancı, Cloak Malikanesi'nin şeytani silahşörü Wyke böyle bir şey yapmaz. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Now, what next ? | Şimdi, sırada ne var? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Ah ! The last tender memento of our venetian honeymoon. | Ah ! Venedikli balayımızın son duygusal anı. Venedik balayımızın son hassas hatırası. Ah! Venedikli balayımızın son duygusal anı. | Sleuth-1 | 1972 | |
| I will not resist the temptation. | Günah işleme isteğine karşı koyamayacağım. Cazibesine karşı koymayacağım. Günah işleme isteğine karşı koyamayacağım. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Shucks, gosh darn it if I ain't missed the doggone critter. | Tüh, lanet olası yaratığı vuramadım. Hadi be, vay canına, o lanet şeyi ıskalamadıysam kahretsin. Tüh, lanet olası yaratığı vuramadım. | Sleuth-1 | 1972 | |
| You hit what you were aiming for, all right. Don't be peevish, Milo. | Nişan aldığın şeyi vurdun. Bu kadar hırçın olma, Milo. Hedefini vurdun değil mi? Aksileşme Milo. Nişan aldığın şeyi vurdun. Bu kadar hırçın olma, Milo. | Sleuth-1 | 1972 | |
| There's nothing like a little bit of mayhem to cheer one up. | Birisini neşelendirmek için biraz kargaşa çıkarmak gibisi yoktur. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Did you ever know Charlie Begby ? You know damn well I didn't. | Charlie Begby'yi tanıyor musun? Tanımadığımı gayet iyi biliyorsun. Charlie Begby'le tanışmış mıydın? Tanışmadığımı biliyorsun. Charlie Begby'yi tanıyor musun? Tanımadığımı gayet iyi biliyorsun. | Sleuth-1 | 1972 | |
| He was the very finest shot I ever did see. | Gördüğüm en iyi nişancıydı. | Sleuth-1 | 1972 | |
| I once saw him bag six ducks with one shot when he was blind drunk. | Körkütük sarhoşken tek vuruşta 6 ördeği avladığını gördüm. Adam körkütük sarhoşken tek atışta altı ördek vurmuştu. Körkütük sarhoşken tek vuruşta 6 ördeği avladığını gördüm. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Only thing was, they were china ducks in his Auntie's drawing room. | Tek sorun ördeklerin, halasının salonundaki porselen ördekler olmalarıydı. | Sleuth-1 | 1972 | |
| And I said, "Charlie, you can't do that. It's the closed season." | Ve ona, "Charlie, bunu yapamazsın. Daha av mevsimi değil.", demiştim. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Told you, he always laughs at my jokes. | Sana esprilerime güldüğünü söylemiştim. Esprilerime hep güldüğünü söylemiştim. Sana esprilerime güldüğünü söylemiştim. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Even the bad ones. | Kötü olanlara bile. | Sleuth-1 | 1972 | |
| True. It's not as funny as all that. | Doğru. O kadar da komik değildi. | Sleuth-1 | 1972 | |
| There's an open season all year round for some creatures, | Bazı yaratıklar için yıl boyunca sezon hiç kapanmaz. Bazı yaratıklar için yıl boyunca av sezonudur... Bazı yaratıklar için yıl boyunca sezon hiç kapanmaz. | Sleuth-1 | 1972 | |
| seducers and wife stealers, for example. | Örneğin, çapkınlar ve eş çalanlar için. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Now, that's a bad italian joke. | Bu kötü bir İtalyan esprisidir. | Sleuth-1 | 1972 | |
| You should know. It's your country of origin, is it not ? | Bilmelisin. Kökenin o ülkeye dayanıyor, öyle değil mi? Bilmen gerek. Senin asıl memleketin orası, değil mi? Bilmelisin. Kökenin o ülkeye dayanıyor, öyle değil mi? | Sleuth-1 | 1972 | |
| No, actually, I'm English. | Hayır, aslında ben bir İngilizim. | Sleuth-1 | 1972 | |
| I was born here, in England. | Burada, İngiltere'de doğdum. Burada doğdum, İngiltere'de. Burada, İngiltere'de doğdum. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Were you now, actually ? | Gerçekten öyle mi? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Where ? In dear old cradle of the parliamentary system, | Nerede? Bu sevgili, "eski parlementer sisteminin beşiği"nde mi, yoksa Nerede? Sevgili "Eski parlamenter sisteminin beşiğinde" mi, yoksa... Nerede? Bu sevgili, "eski parlementer sisteminin beşiği"nde mi, yoksa | Sleuth-1 | 1972 | |
| Who screws my wife merits a large pink gin England ? | "karımı kim becerirse pembe cin kazanacak İngilteresi"nde mi? ..."Karımı kim becerirse büyük pembe bir cin kazanacak İngiltere'sinde" mi? "karımı kim becerirse pembe cin kazanacak İngilteresi"nde mi? | Sleuth-1 | 1972 | |
| Sense of humor fair play England, I mean. | Demek istediğim "espri anlayışına sahip, adaletli İngiltere"ydi. | Sleuth-1 | 1972 | |
| Oh, don't you believe it. | Oh, neden buna inanmıyorsun? Buna inanmıyorsun. Oh, neden buna inanmıyorsun? | Sleuth-1 | 1972 | |
| That's the way a foreigner talks. What he really thinks in private is, | Yabancılar böyle der. Oysa içinden şöyle düşünüyordur: Bir yabancı böyle konuşur. Aslında özelinde düşündüğü... Yabancılar böyle der. Oysa içinden şöyle düşünüyordur: | Sleuth-1 | 1972 | |
| "Filthy, wet country. Ugly, red, cold men... | "Pis, ıslak bir ülke ve solgun, pembe, karizmatik kadınlarına nasıl davranacaklarını | Sleuth-1 | 1972 |