Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 149498
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| Why'd you do that? | Bundan sonra ne yapacaksın? | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Just follow up service. | Takip hizmeti. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| I had those punks scared! | O serserileri iyi korkuttum! | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| How about some sushi while we're out here? | Gelmişken suşi yemeye ne dersiniz? | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| I hate sushi. | Suşi'den nefret ederim. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Look! The waves! | Dalgalara baksana! | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Gapyung Rest Stop | Gapyung Dinlenme Tesisi | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Are you still acting? | Hâlâ oyunculuk yapıyor musun? | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Who's the singer of this song? | Bu şarkıyı kim söylüyor acaba? | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| AII the food's on me! | Tüm yemekler benden! | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| No, Roxanne! It's not me. | Hayır, Roxanne! Ben değildim. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| I should've known it was you. | Sen olduğunu anlamalıydım. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| You wrote all the Ietters. | Tüm mektupları sen yazdın. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Min young? | Min young? | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Did you watch the play? | Oyunu izledin mi? | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Looks Iike a hit this time. | Bu sefer on ikiden vurmuşsun. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| It's a great play. Cyrano... | Harika bir oyundu. Cyrano... | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| You've changed. Looking good. | Değişmişsin. Güzelleşmişsin. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Remember the first time we met? | İlk tanıştığımız günü hatırlıyor musun? | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| You taught a workshop in my freshman year. | İlk senemde bir atölyede ders veriyordun. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| You were a drama major, | Bir tiyatro öğrencisiydin... | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| But was interested in stage art. | ...ama sahne sanatlarına meraklıydın. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Not too fast! | Çok hızlı değil! | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Step aside. Yes, sir. | Çekil kenara. Tamam, efendim. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Let's stick to the script. | Metne sadık kalalım. | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| You know I hate ad Iibs, right? | Doğaçlamadan nefret ederim biliyorsunuz, değil mi? | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Standby... | Hazır... | Si-ra-no; Yeon-ae-jo-jak-do-1 | 2010 | |
| Where are you headed? | Yolculuk nereye? | Siren-1 | 2010 | |
| You got me kind of distracted over there. | Dikkatimi dağıttın. | Siren-1 | 2010 | |
| What have we got here? | Bakın burada kim varmış? | Siren-1 | 2010 | |
| Are you a bad girl? | Sen şu kötü kızlardan mısın? | Siren-1 | 2010 | |
| Wait, there's someone here. | Bekle, burada biri var. | Siren-1 | 2010 | |
| No no, baby, don't stop. Someone's here. | Hayır, hayır. Bebeğim durma. Burada biri var. | Siren-1 | 2010 | |
| Baby, don't stop, no. | Bebeğim, durma, hayır. | Siren-1 | 2010 | |
| Baby, there's nobody fucking here. | Bebeğim, burada bir Allah'ın kulu yok. | Siren-1 | 2010 | |
| There's nobody here, baby. | Burada kimse yok bebeğim. | Siren-1 | 2010 | |
| Hey sexy. | Selam seksi. | Siren-1 | 2010 | |
| I'm sorry. I tried. | Üzgünüm. Denedim. | Siren-1 | 2010 | |
| I just couldn't do it anymore. | Daha fazla yapamadım işte! | Siren-1 | 2010 | |
| Oh baby, | Bebeğim... | Siren-1 | 2010 | |
| you were great. | ...harikaydın. | Siren-1 | 2010 | |
| I felt ridiculous all dressed up like that. | O kıyafetin içinde çok gülünç duruyordum. | Siren-1 | 2010 | |
| You have no idea how incredibly fucking hot you looked. | Ne kadar seksi göründüğün konusunda hiçbir fikrin yok. | Siren-1 | 2010 | |
| I hope Marco's flight wasn't delayed. | Umarım Marco'nun uçağı gecikmemiştir. | Siren-1 | 2010 | |
| It's been years since I've seen him. | Onu görmeyeli yıllar oldu. | Siren-1 | 2010 | |
| It's a text from Claire. | Claire mesaj atmış. | Siren-1 | 2010 | |
| Looks like she's stuck at the office all weekend... | Anlaşılan o ki tüm hafta sonunu ofiste geçirecek. | Siren-1 | 2010 | |
| some big deal or something. | Önemli bir şey olmalı. | Siren-1 | 2010 | |
| Oh, that's too bad. | Yazık olmuş. | Siren-1 | 2010 | |
| I thought they'd really hit it off. | Gerçekten birbirlerine aşık olacaklarını düşünmüştüm. | Siren-1 | 2010 | |
| Don't worry about Claire not coming. | Claire'in gelemediğine üzülme. | Siren-1 | 2010 | |
| Really? I've got this whole thing planned out. | Öyle mi dersin? Her şeyi planladım bile. | Siren-1 | 2010 | |
| I can't believe your boss is trusting you | Patronunun sana tüm hafta sonu boyunca... | Siren-1 | 2010 | |
| with the boat for the weekend, you big hotshot. | ...o tekneyi verdiğine inanamıyorum, önemli biri olmalısın. | Siren-1 | 2010 | |
| I just want one thing. What's that? | Tek bir şey istiyorum. Neymiş o? | Siren-1 | 2010 | |
| I want you in the red dress. | Seni kırmızı elbisede görmek istiyorum. | Siren-1 | 2010 | |
| What is it? This is for you. | Nedir o? Bu senin için. | Siren-1 | 2010 | |
| Babes, thank you. | Bebeğim teşekkür ederim. | Siren-1 | 2010 | |
| Open it up. | Aç hadi. | Siren-1 | 2010 | |
| You made it. | Demek geldin! | Siren-1 | 2010 | |
| You're looking... you're looking great. | Harika, harika görünüyorsun. | Siren-1 | 2010 | |
| Really? Mm hmm. | Gerçekten mi? Evet. | Siren-1 | 2010 | |
| Thank you. You look pretty good too. | Teşekkür ederim. Sen de çok hoş görünüyorsun. | Siren-1 | 2010 | |
| All this traveling really suits you. | Seyahat etmek sana gerçekten yaramış. | Siren-1 | 2010 | |
| It's been way too long. | Çok uzun bir yolculuktu. | Siren-1 | 2010 | |
| Yeah, five years since college. | Evet, üniversiteden beri beş yıl oldu. | Siren-1 | 2010 | |
| I'm sorry. Ken, this is Marco. | Üzgünüm Ken, bu Marco. | Siren-1 | 2010 | |
| Good to meet you, mate. | Tanıştığıma memnun oldum dostum. | Siren-1 | 2010 | |
| Yeah, sorry we're late. Me and Rach had to | Evet, üzgünüm geciktik. Ben ve Rach... | Siren-1 | 2010 | |
| make a little pit stop. | ...bir yerde durmak zorunda kaldık. | Siren-1 | 2010 | |
| Hey, no problem. I haven't worn a watch in two years. | Sorun değil. İki yıldır tek bir saat bile takmadım. | Siren-1 | 2010 | |
| No one ever told you that time is money? | Sana kimse vakit nakittir demedi mi? | Siren-1 | 2010 | |
| You want to pay close attention to the map. | Haritaya dikkatlice bakmalısın. | Siren-1 | 2010 | |
| You don't want to hit any rocks. | Kayalara toslamak istemezsin. | Siren-1 | 2010 | |
| Is this really the island from "The Odyssey"? | Bu gerçekten Odyssey'deki ada mı? | Siren-1 | 2010 | |
| It's possible. You never know. | Belki. Asla bilemezsin. | Siren-1 | 2010 | |
| This is a very ancient part of the world. | Dünyanın çok eski bir hali. | Siren-1 | 2010 | |
| Baby, what the fuck's he talking about? | Bebeğim, herif ne saçmalayıp duruyor? | Siren-1 | 2010 | |
| Greek mythology. Didn't you see "Clash of the Titans"? | Yunan mitolojisi. Titanların Savaşı'nı izlemedin mi? | Siren-1 | 2010 | |
| The siren's song | Deniz kızlarının ezgileri... | Siren-1 | 2010 | |
| pulls the sailors towards the rocky shores. | ...denizcileri kayalık kıyılara doğru çeker. | Siren-1 | 2010 | |
| So beautiful, | Çok güzeldirler... | Siren-1 | 2010 | |
| but very very dangerous. | ...ama bir o kadar da tehlikelidirler. | Siren-1 | 2010 | |
| That's why Odysseus has his crew plug their ears with wax. | İşte bu yüzden Odysseus tayfalarının kulaklarını bal mumuyla tıkadı. | Siren-1 | 2010 | |
| Yeah, I thought they tied him to the mast. | Evet, onu direğe bağladıklarını düşünmüştüm. | Siren-1 | 2010 | |
| And he told them, no matter how hard he begged, | Ve onlara, ne kadar yalvarırsa yalvarsın... | Siren-1 | 2010 | |
| not to untie him until they were | ...adadan çok uzaklara gidene dek... | Siren-1 | 2010 | |
| far away from the island. | ...kendisini çözmemelerini söyledi. | Siren-1 | 2010 | |
| Aye aye, mate. Bon voyage. | Emrin başım üstüne dostum! İyi yolculuklar. | Siren-1 | 2010 | |
| See you Monday. See you Monday. | Pazartesi görüşürüz. Pazartesi görüşürüz. | Siren-1 | 2010 | |
| I promise I won't drown. | Söz veriyorum boğulmayacağım. | Siren-1 | 2010 | |
| Amazing boat. | İnanılmaz bir tekne. | Siren-1 | 2010 | |
| One of the partners let us have it for the weekend. | Ortaklardan biri hafta sonu için almamıza izin verdi. | Siren-1 | 2010 | |
| They usually use it for clients. | Genelde müşteriler için kullanıyorlar. | Siren-1 | 2010 | |
| They love showing off. | Hava atmaya bayılıyorlar. | Siren-1 | 2010 | |
| Their parties get kind of crazy. | Partileri biraz çığırından çıkar. | Siren-1 | 2010 | |
| Sounds like he's doing okay. | İşleri yolunda gibi görünüyor. | Siren-1 | 2010 | |
| They love him. You wouldn't believe how much they're paying him. | Ona bayılıyorlar. Ona ne kadar ödediklerini duysan dudağın uçuklar. | Siren-1 | 2010 | |
| And this villa we're going to | Ve gittiğimiz şu villa... | Siren-1 | 2010 | |
| is absolutely stunning. | ...tümüyle nefes kesici. | Siren-1 | 2010 |