Search
English Turkish Sentence Translations Page 150040
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| but that was a long time ago. | Ama bu uzun zaman önceydi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You know nothing about it. | Bunun hakkında hiçbir şey bilmiyorsun. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I know when a woman is afraid and pretending not to be. | Bir kadının korktuğunda, korkmuyormuş gibi yapacağını bilirim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| How much do you know about fear? | Korku hakkında ne bilirsin ki? | Skyfall-1 | 2012 | |
| All there is. | Herşeyi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Not like this. | Korku ne böyle birşeydir, | Skyfall-1 | 2012 | |
| Not like him. | Ne de O'nun gibi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I don't think so. Let me try. | Sanmıyorum. En azından deneyeyim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Bring me to him. | Beni ona götür. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Can you kill him? Yes. | Onu öldürebilir misin? Evet. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Will you? Someone usually dies. | Öldürecek misin peki? İnsanlar genelde ölürler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Perhaps you can. | Belki öldürebilirsin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| When I leave, they're going to kill you. | Ben ayrılınca, seni öldürecekler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| If you survive, I'm on the "Chimera". | Kurtulursan, Chimera'da olacağım. | Skyfall-1 | 2012 | |
| North Harbour... | Kuzey Limanı... | Skyfall-1 | 2012 | |
| berth 7. | Yedi numarada demirli tekne. | Skyfall-1 | 2012 | |
| We cast off in an hour. | Bir saat içinde demir alacağız. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Very nice to have met you, mr. Bond. | Sizinle tanıştığıma memnun oldum Bay Bond. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Good luck with that. | Sana onunla iyi şanslar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Put it all on red. | Hepsini kırmızıya bas. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It's the circle of life. | İşte buna yaşam döngüsü derler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Yes? | Gel. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It's time to cast off. | Demir alma zamanı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I like you better without your Beretta. | Beretta'n olmadığında daha hoşuma gidiyorsun. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I feel naked without it. | Onsuz çıplak hissediyorum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| "The controversy surrounding the Ministry of Defence... | "Savunma Bakanlığı'nın etrafında süren tartışmalar" | Skyfall-1 | 2012 | |
| "has excalated today | "ajan Hüseyin'in infaz ediliş" | Skyfall-1 | 2012 | |
| "as images of the Hussein assassination continue to circulate. | "görüntülerinin ortaya çıkışıyla daha da büyüdü." | Skyfall-1 | 2012 | |
| "We should warn you, some viewers might find these images disturbing. | "Bu görüntüleri rahatsız edici bulabileceğiniz konusunda uyarayım." | Skyfall-1 | 2012 | |
| "Captain Hussein, an MI6 operative embedded in the Middle East | "Yüzbaşı Hüseyin Ortadoğuda görevli, ifşa edilen beş MI6 ajanından biriydi." | Skyfall-1 | 2012 | |
| "the greatest internal security breach in modern British history. | "en büyük iç güvenliğin aşılma olayı olduğu değerlendiriliyor." | Skyfall-1 | 2012 | |
| "The Prime Minister continues to express public support for MI6 | "Başbakan MI6'ya desteğini ifade ederken" | Skyfall-1 | 2012 | |
| ...has taken the position we're a bunch of antiquated bloody idiots | bir takım "antik" aptalın, anlamadığımız ve kazanamayacağımız | Skyfall-1 | 2012 | |
| fighting a war we don't understand and cann't possibly win. | bir savaşın verildiğini ileri sürüyor. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Look, three of my agents are dead already. | Bak, üç ajanım şimdiden öldü. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Don't in brawl me in politics now. | Ve sen beni siyasete bulaştırıyorsun. | Skyfall-1 | 2012 | |
| The Prime Minister has ordered an enquiry. | Başbakan soruşturma başlattı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You'll have to appear. | Sen de katılmak zorundasın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Standing in the stocks of midday? Who is antiquated now? | Tüm konuşulanların ortasında durmak ha. Kim "antik" kim oluyormuş şimdi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| For Christ sake, listen to yourself. We are a democracy... | Ülkede demokrasi var... | Skyfall-1 | 2012 | |
| and are accountable to the people who are trying to defend. | Hesap verebilir olmalıyız. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You don't get this do you? | Anlamıyorsun, değil mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Whoever is behind this, whoever is doing it, he knows us. | Bunu her kim yaptıysa, bizi tanıyan biri. | Skyfall-1 | 2012 | |
| He is one of us. | Bizden biri. | Skyfall-1 | 2012 | |
| He comes from the same place as Bond. | O da Bond'un geldiği yerden... | Skyfall-1 | 2012 | |
| The place you say doesn't exist. | senin artık kalmadığını söylediğin... | Skyfall-1 | 2012 | |
| The shadows. | gölgelerden geliyor. | Skyfall-1 | 2012 | |
| They abandoned it almost overnight. | İnsanlar burayı nerdeyse bir gecede terk ettiler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| He made them think there was a leak at the chemical plant. | Kimyasal sızıntı olduğuna inandırıldılar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It is amazing the panic you can cause with a single computer. | Bir tek bilgisayarla yaratılabilecek panik çok şaşırtıcı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| He wanted the island. | Adayı istiyordu. | Skyfall-1 | 2012 | |
| So he took it. | Aldı da. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Does he always get what he wants? | Her istediğini alır mı? | Skyfall-1 | 2012 | |
| More than you know. | Sandığından fazlasını. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Hello, James. Welcome. | Merhaba James. Hoşgeldin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Do you like the island? | Adayı beğendin mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| My grandmother had an island. | Büyükannemin bir adası vardı | Skyfall-1 | 2012 | |
| Nothing to boast off. | Övünülecek bişey değil. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You could walk along it in an hour. | Bir saatte dolaşılabilir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| But still it was, a paradise for us. | Bir zamanlar bizim için cennetti. | Skyfall-1 | 2012 | |
| One summer, we went for a visit... | Bir yaz, ziyarete gittiğimizde... | Skyfall-1 | 2012 | |
| and discovered the place had been infested with rats. | sıçanların istila etmiş olduğunu gördük. | Skyfall-1 | 2012 | |
| They'd come on a fishing boat and gorged themselves on coconut. | Balıkçı teknesiyle gelmişler, hindistan cevizlerini deli gibi yemişler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| So, how do you get rats off an island? | Bir adadan sıçanları nasıl kovarsın? | Skyfall-1 | 2012 | |
| My grandmother showed me. | Büyükannem gösterdi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| We buried an oil drum and hinged the lead. | Yere bir varil gömer, kapağını açarsın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Then we wired coconut to the lead as bait... | Hindistan cevizleri ile üzerini kaplarsın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| and the rats would come for the coconut, and... | sıçanlar onları yemeye gelir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And after a month you've trapped all the rats. | Bir ay içinde hepsini yakalarsın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| But what do you do then? | Sonra ne yaparsın? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Throw the drum into the ocean? | Varilleri okyanusa mı atarsın? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Burn it? No... | Yakar mısın? Hayır... | Skyfall-1 | 2012 | |
| You just leave it... | Öylece bırakırsın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| and they begin to get hungry. | Ve acıkmaya başlayınca... | Skyfall-1 | 2012 | |
| And one by one... | Teker teker... | Skyfall-1 | 2012 | |
| they start eating each other... | Birbirlerini yemeye başlarlar... | Skyfall-1 | 2012 | |
| until there are only two left, the two survivors. | ta ki sadece iki tane kalana kadar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And then what, do you kill them? No. | sonra onları öldürür müsün? Hayır. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You take them and release them into the trees. | Alır onları ağaçların arasına salarsın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And now they don't eat coconut anymore. | Artık hindistan cevizi yemezler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Now they only ate rat. | Sadece sıçan yerler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You have changed their nature. | Onların doğasını değiştirmişsindir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| The two survivors. | o son ikisi... | Skyfall-1 | 2012 | |
| This is what "she" made us. | M, işte bunu yaptı bize. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I made my own choices. | Yaptıklarım kendi tercihimdi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You think you did. | Öyle mi dersin? | Skyfall-1 | 2012 | |
| That's her genius. | Bu onların dehasıydı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Station H. | H istasyonu. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Am I right? Hong Kong? | Hong Kong du değil mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| '86 to '97. | 86'dan 97'ye kadar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Back then, I was her favorite. | M'in gözdesiydim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I can tell you that. | Bunu söylememde sakınca var mı? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Just look at you. Barely held together by your pills... | Haline bak, hap ve içkiyle ayakta duruyorsun | Skyfall-1 | 2012 | |
| You're still clinging to your faith in that old woman... | Hala, sana bütün söyledikleri yalan olan | Skyfall-1 | 2012 | |
| ... when all she does is lie to you. She never lied lied to me. | ... o yaşlı kadına mı güveniyorsun. Bana asla yalan söylemedi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| What do you score on your marksmanship evaluation? 70. | Atış puanın kaç? 70 | Skyfall-1 | 2012 | |
| 40. | 40 aldın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Did she tell you the psychologyst cleared you for duty? Yes. | M, Psikoloji testinden geçtiğini mi söyledi? Evet | Skyfall-1 | 2012 | |
| Medical evaluation, fail. | Tıbbi değerlendirme: başarısız. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Physical evalution, fail. | Fiziksel değerlendirme: başarısız. | Skyfall-1 | 2012 |