Search
English Turkish Sentence Translations Page 150044
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| You can monitor his progress more accurately. | Trafik kameralarından ilerleyişini | Skyfall-1 | 2012 | |
| But... what if the P.M. finds out? | Ama... Başbakan duyarsa? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Then, we're all buggered. | O zaman kıçımızın üstüne otururuz. | Skyfall-1 | 2012 | |
| This is where you grew up? | Burası büyüdüğün yer mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Mmhh... | Evet. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You know the answer to that. | Cevabı biliyorsun. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You know the whole story. | Bütün hikayemi biliyorsun. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Orphans always make the best recruits. | Yetimler her zaman en iyi yetişen ajanlar olur. | Skyfall-1 | 2012 | |
| A storm's coming. | Fırtına yaklaşıyor. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Christ... | Yüce İsa!... | Skyfall-1 | 2012 | |
| No wonder you never came back. | Buraya geri dönmediğine şaşmamalı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| James Bond. | James Bond | Skyfall-1 | 2012 | |
| Good God. | Tanrı'ya şükür! | Skyfall-1 | 2012 | |
| It's nice to see you too. | Ben de seni gördüğüme sevindim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| M... this is Kincade. | M... Bu Kincade. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Gamekeeper here since I was a boy. | Çocukluğumdan beri burada yaşar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Pleased to meet you, Emma. Mr. Kincade. | Tanıştığıma sevindim Emma. Bay Kincade. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You're a tad late. They've sold the place when they thought you were dead. | Biraz geciktin. Öldüğünü sanınca burayı sattılar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Seems they were wrong. | Görünüşe göre yanılmışlar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Some men are coming to kill us. | Birisi bizi öldürmeye geliyorlar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| We're gonna kill ehem first. | Önce ben onları öldüreceğim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Then we'd better get ready. | Öyleyse hazırlansak iyi olur. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Do we still have a gun room? | Hala bir silah odamız var mı? | Skyfall-1 | 2012 | |
| They sold the lot to a collector from Idaho or some such place. | Idaho ya da öyle bir yerden bir kolleksiyonere sattılar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| They were shipped out weeks ago. | Haftalar önce gönderildiler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| There's just your father's old hunting rifle. | Bir tek babanın eski av tüfeği kaldı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| We couldn't let that go. | Onu veremezdik. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And this is what we've got. | Tek sahip olduğumuz bu mu? | Skyfall-1 | 2012 | |
| There might be a couple of sticks of dynamite from the quarry. | Taş ocağından kalma birkaç dinamit de var. | Skyfall-1 | 2012 | |
| If all else fails, sometimes... | Ama hiçbiri işe yaramazsa... | Skyfall-1 | 2012 | |
| the old ways are the best. | eski yöntemler her zaman en iyisidir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| So, who is it we're supposed to be fighting? | Kimle çatışmamız gerekecek? | Skyfall-1 | 2012 | |
| No "we" in it Kincade. | "Biz" değil Kincade. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Try and stop me, you jumped up little shit. | Beni durdurmayı denesene kendini beğenmiş bok herif. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Now, remember what I taught you. Don't let it pull to the left. | Sana öğrettiğimi hatırla. Sola çektirme. | Skyfall-1 | 2012 | |
| What did you say you did for a living? | Ne demiştin? Elinden geleni mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| I brought you some things. | Bazı eşyalar getirdim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| The nights get cold here. | Geceleri soğuk olur. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Thank you, mr. Kincade. | Teşekkürler, Bay Kincade. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It's a beautiful old house. | Eski ve güzel bir ev burası. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And like all great ladies... | ve bütün harika kadınlar gibi... | Skyfall-1 | 2012 | |
| she still has its secrets ways. | onun da gizli yönleri var. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Let me show you this. | Göstereyim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Yes, from Reformation times. | 16. yüzyıldan kalma. | Skyfall-1 | 2012 | |
| If you get in danger, this is the place to come. | Tehlikeye düşersen, buraya gir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| The night I told him his parents have died... | Ona ebevenlerinin öldüğünü söylediğim gece | Skyfall-1 | 2012 | |
| he hid in here for two days. | İki gün boyunca burda saklandı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| When he did come out. | Ama çıktığında, | Skyfall-1 | 2012 | |
| He was no boy anymore. | artık çocuk değildi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Eh.., we must get on. | Neyse, kendimize gelelim | Skyfall-1 | 2012 | |
| I fucked this up, didn't I? | İşi batırdım değil mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| You did your job. | Sen işini yaptın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I read your obituary of me. | Yazdırdığın ölüm ilanımı okudum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And? Appaling. | Ee? Dehşet vericiydi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Yes, I knew you'd hate it. | Nefret edeceğini biliyordum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It called you an examplary of British fortitude. | Britanya'lı metanetine bir örnek olmalıydı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| That bit was all right. | Hayır iyiydi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I was ready before you're were born, son. | Sen doğmadan önce hazırdım evlat. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Welcome to Scotland. | İskoçya'ya hoşgeldiniz! | Skyfall-1 | 2012 | |
| You droped something? | Birşey mi düşürdü? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Only my pride. | Sadece gururum yaralandı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I never was a good shot. | Hiçbir zaman iyi atış yapamadım. | Skyfall-1 | 2012 | |
| He's not here... | O burada değil. | Skyfall-1 | 2012 | |
| and he's not here. | Silva burada değil. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Always good in making an entrance. | Bir giriş yapmak için daima iyi bir yöntemdir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You two, go to the kitchen. Now! | İkiniz mutfağa geçin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Get behind the arc. | Kilerin arkasına geçin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Go to the chapel. Use the tunnel. | Tüneli kullanarak kiliseye geçin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Everyone listen to me Don't you dare touch her. | Herkes beni dinlesin. Emma'ya dokunmayın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Can your friend come out and say hello? | Çıkıp bir merhaba demeyecek misin? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Come on. This way. | Hadi! Bu taraftan. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I always hated this place. | Bu yerden hep nefret etmişimdir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Are you getting warm? | Isınıyor musun? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Just make sure Bond is dead. | Bond'un öldüğünden emin olun! | Skyfall-1 | 2012 | |
| Now it's me and her. | Şimdi ben ve o kaldık. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You see what comes of all this running around, mr. Bond? | Nedir tüm bu sonucu belirsiz olaylar Bay Bond... | Skyfall-1 | 2012 | |
| All this jumping and fighting. | Tüm bu zıplamalar, kavgalar çok yorucu. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Relax. | Dinlen | Skyfall-1 | 2012 | |
| You need to relax. | Dinlenmeye ihtiyacın var. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Well, mother's calling. | Aa, anneciğin çağırıyor. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I'll give her a goodbye kiss for you. | Senin için ona bir hoşçakal öpücüğü vereceğim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It had to be here. | Burası olmalıydı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It had to be this way. | Bu şekilde olmalıydı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I can't find it, though. No. | Bulamadım. Sakın! | Skyfall-1 | 2012 | |
| You're hurt. You're hurt. | Yaralanmışsın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Free the both of us. | İkimizi kurtar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Free the both of us. | İkimizi de kurtar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| With the same bullet. | Tek kurşunla. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Last rat standing. | Kalan son sıçan. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I got into some deep water. | Derin sulardaydım. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I suppose it's... | Sanırım, | Skyfall-1 | 2012 | |
| too late to make a run for it | bunun için çok geç. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I did get one thing right. | Bir şeyi doğru yapmışım. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I didn't even know you could come up here. | Sen buralara gelir miydin? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Hate to waste the view. | Manzarayı ziyan etmekten hoşlanmam. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I can see why. | Sebebini anlayabiliyorum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I thought you were going back out on active service. | Aktif hizmete geri döneceğini sanıyordum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I declined. | Reddettim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You said it yourself. | Sen demiştin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Field work is not for everyone. | Saha işleri herese uygun değildir diye. | Skyfall-1 | 2012 |