Search
English Turkish Sentence Translations Page 150041
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Psychological evaluation: alcohol and substance addiction indicated. | Psikolojik değerlendirme: Alkol ve madde bağımlılığı belirlendi. offf be. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Pathological rejection of authority... | Çocuklukta olan travmaya bağlı | Skyfall-1 | 2012 | |
| based on unresolved childhood trauma. | Otorite reddetme vakası. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Subject is not approved for field duty... | Şahsın saha görevine uygun olmayıp... | Skyfall-1 | 2012 | |
| and immediate suspension from service advised. | derhal hizmetten el çektirilmesi önerilir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| What is this, if not betrayal? | Bu ihanet değil de ne? | Skyfall-1 | 2012 | |
| She send you after me, knowing you're not ready | hazır olmadığını bile bile | Skyfall-1 | 2012 | |
| knowing you will likely die. | Seni ölüme gönderdi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Mommy was very bad. | Annecik çok kötü. | Skyfall-1 | 2012 | |
| See what she's done to you? | Bak sana ne yapmış. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Well, she never tied me to a chair. | Fakat beni hiç sandalyeye bağlamadı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Her loss. | Çok şey kaybetmiş. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Are you sure this is about her? | Bunun onunla ilgisi olduğuna emin misin? | Skyfall-1 | 2012 | |
| It's about her... | Onun, senin... | Skyfall-1 | 2012 | |
| and you and me. | ve benimle ilgili. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You see, we are the last two rats. | Görüyorsun, son iki sıçanız. | Skyfall-1 | 2012 | |
| We can either eat each other. | Ya birbirimizi yiyeceğiz... | Skyfall-1 | 2012 | |
| Or eat everyone else. | ya da diğer herkesi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| How you're trying to remember your training now? | Böyle bir durumdan kurtulmak için tatbikat yapmadın mı? | Skyfall-1 | 2012 | |
| What's the regulation to cover this? | Daha önce öğretmediler mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Well, first time for everything. Yes? | Tabi herşeyin bir ilki vardır. | Skyfall-1 | 2012 | |
| What makes you think this is my first time? | İlk defa olduğunu nerden çıkardın? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Oh, mr. Bond... | Vaay, bay Bond! | Skyfall-1 | 2012 | |
| All the physical stuff's so dull. So dull. | Bütün bu fiziksel işler çok sıkıcı çok. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Chasing spies. | Casusları kovalamak... | Skyfall-1 | 2012 | |
| So old fashioned. | Ne kadar da eski moda. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Your knees must be killing you. | Dizlerin çok acıyor olmalı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| the Empire, MI6. | İmparatorluk, MI6. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You're living in the ruin as well. | Siz de burası gibi harabe bir ülkede yaşıyorsunuz. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You just don't know it yet. | Sadece bunu henüz bilmiyorsunuz. | Skyfall-1 | 2012 | |
| At least here there are no old ladies giving orders... | En azından burada, emir veren yaşlı kadınlar... | Skyfall-1 | 2012 | |
| If you wanted, | İstersen... | Skyfall-1 | 2012 | |
| you could pick your own secret missions... | Kendi gizli görevini seçebilirsin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| as I do. | Benim yaptığım gibi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Name it. | Kararını ver. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Destabilize a multinational by manipulating stocks. Easy. | Hisseleri manupule ederek çok uluslu şirketleri zayıflat. Tık. Kolay. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Interrupt transmissions from a spy satellite over Kabul. | Kabil üzerindeki TV yayınlarını kes. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Rig an election in Uganda. All to the highest bidder. | Uganda'da seçimlere hile karıştır. Parayı veren düdüğü çalar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Or a gas explosion in London. | ya da Londra'da bir yeri patlat. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Just point and click. | Evet, sadece bir tık ile. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Well, everyone needs a hobby. | Tabii, herkesin bir hobiye ihtiyacı var. | Skyfall-1 | 2012 | |
| So what's yours? | Seninki ne? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Resurrection. | Diriliş. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Tells a story, doesn't it? | Bir hikaye anlatıyor değil mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| They left the island so quickly | Adayı öyle aceleyle terkettiler ki, | Skyfall-1 | 2012 | |
| they couldn't decide what to take what to leave, what was important. | Neyi alıp, neyi bırakacaklarını düşünmediler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And seeing this every day reminds me to focus on the essentials. | Bu bana esas şeylere odaklanmayı hatırlatıyor. | Skyfall-1 | 2012 | |
| There is nothing... nothing superflous in my life. | Hayatımda gereksiz hiçbir şey yok. | Skyfall-1 | 2012 | |
| When a thing is redundant, it is... eliminated. | Birşeyin işi biterse, imha edilir. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Fifty year old MacAllan. | Elli yıllık McCullan. | Skyfall-1 | 2012 | |
| A particular favorite of yours, I understand? | İngilizler'in favorisi, Öğrenmiş miyim? | Skyfall-1 | 2012 | |
| So... what's the toast? | Neye içiyoruz? | Skyfall-1 | 2012 | |
| To the women we love? | Sevdiğimiz kadınlara? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Darling, your love is out here. | Aşkım buradayım. | Skyfall-1 | 2012 | |
| No, no, no, no... | Hayır, hayır | Skyfall-1 | 2012 | |
| Stand up straight, keep still... | Dik dur, sabit dur... | Skyfall-1 | 2012 | |
| and whatever you do, don't lose your head. | Ve başını eğme. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Don't lose your head. | Başını oynatma. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Time to redeem your mrksmanship scores. | Atış puanını yükseltme zamanı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Who can be the first... | Bardağı ilk vuran | Skyfall-1 | 2012 | |
| to knock the glass from her head. | olabilecekmisin. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And just to be a sporting I'll let you go first. | İlk şansı sana veriyorum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Let's see who ends up on top. | Bakalım kim daha iyi | Skyfall-1 | 2012 | |
| Oh, I cann't believe it. | İnanamıyorum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Cann't believe it. | İnanamıyorum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Did you really die that day? | Ölü müsün sen? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Is there any, any of the old 007 left? | Eski 007'den eser kalmadı mı? | Skyfall-1 | 2012 | |
| I win. What do you say to that? | Ben kazandım. Buna ne dersin? | Skyfall-1 | 2012 | |
| It's a waste of good scotch. | Güzelim viski boşa gitti. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Take me back to her? All on your own? | Beni M'e mi götüreceksin? Yalnızsın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Who says I'm on my own? | Kim demiş? | Skyfall-1 | 2012 | |
| Latest thing from Q branch. | Q'nun son icadı... | Skyfall-1 | 2012 | |
| It's called a radio. | Radyo vericisi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Allright. Time to say hello. | Ona merhaba deme zamanı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You are smaller than I remember. | Hatırladığımdan kısasın. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Whereas I barely remember you at all. | ya kendini nasıl hatırlıyorsun. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Strange, for me it feels just... like yesterday. | Garip, dünmüş gibi hissediyorum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Are you surprised? Not particularly. | Şaşırdın mı? Pek sayılmaz. | Skyfall-1 | 2012 | |
| But then you allways were a slipery one. | Ama hep kaypak biri olmuşsundur. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Maybe that's why you liked me so much. | Belki bu yüzden beni çok seviyorsundur. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You flatter yourself. No remorse. | Kendini kandırmaya devam et. Of, hiç de pişman değil. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Just as I had imagined. | Tam düşündüğüm gibi. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Regret is unprofessional. | Pişmanlık profesyonelliğe yakışmaz. | Skyfall-1 | 2012 | |
| "Regret is unprofessional"... | "Pişmanlık profesyonelliğe yakışmaz." mı? | Skyfall-1 | 2012 | |
| They kept me for five months in a room with no air. | Beni beş ay boyunca havasız bir odada tuttular. | Skyfall-1 | 2012 | |
| They tortured me. | İşkence ettiler. | Skyfall-1 | 2012 | |
| And I protected your secrets. I protected you. | Seni ve sırlarımızı korudum. | Skyfall-1 | 2012 | |
| But they made me suffer... | Bana çektirdiler... | Skyfall-1 | 2012 | |
| and suffer... | çektirdiler... | Skyfall-1 | 2012 | |
| until I realized... | Bana ihanet edenin | Skyfall-1 | 2012 | |
| it was you... who betrayed me. | sen olduğunun farkına varana kadar. | Skyfall-1 | 2012 | |
| So I had only one thing left. | Tek birşey kalmıştı. | Skyfall-1 | 2012 | |
| My cyanide capsule in my back left molar. | Dişimdeki siyanür kapsülü. | Skyfall-1 | 2012 | |
| You remember, right? | Hatırladın değil mi? | Skyfall-1 | 2012 | |
| So I broke the tooth... | Dişi kırdım. | Skyfall-1 | 2012 | |
| and bit into the capsule. | Kapsülü ısırdım. | Skyfall-1 | 2012 | |
| It burned all my insides... | Bütün içimi yaktı | Skyfall-1 | 2012 | |
| but I didn't die. | ama ölmedim. | Skyfall-1 | 2012 | |
| Life clamped to me like a disease. | Hayat bir hastalık gibi yapıştı kaldı üzerime. | Skyfall-1 | 2012 | |
| I understood... | Neden hayatta kaldığımı anladım. | Skyfall-1 | 2012 |