Search
English Turkish Sentence Translations Page 149057
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Get my car. | Arabamı getir. Arabamı getir. | Shooter-4 | 2007 | |
| I am a United States senator! | Ben Birleşik Devletler senatörüyüm! Orası kesin. | Shooter-4 | 2007 | |
| Okay, wrap it up. Let's go! Do you read me? | Pekâlâ, toplanın millet. Gidelim! Beni duyuyor musunuz? Toparlanın. Gidiyoruz! Anlaşıldı mı? Pekâlâ, toplanın millet. Gidelim! Beni duyuyor musunuz? Toparlanın. Gidiyoruz! Anlaşıldı mı? | Shooter-5 | 2007 | |
| than a. 44 Magnum point blank. | ...44'lük bir Magnum'dan daha fazla olur. Evet, sanırım onu öldürebilirsiniz. daha büyük bir delik açar. ...44'lük bir Magnum'dan daha fazla olur. Evet, sanırım onu öldürebilirsiniz. daha büyük bir delik açar. | Shooter-5 | 2007 | |
| Stand by. Yes, I have a clear line of sight. | Beklemede kalın. Görüş alanı açık. Hazır. Evet, temiz bir görüşüm var. Beklemede kalın. Görüş alanı açık. Hazır. Evet, temiz bir görüşüm var. | Shooter-5 | 2007 | |
| If you just joined us... Hi. | Aramıza yeni katılanlar için... Merhaba. | Shooter-5 | 2007 | |
| Got wind at three, full value. ... to introduce to you | Rüzgâr en fazla, üç şiddetinde. ...takdim etmekten... Rüzgar 3'te, Tam değer. ...Amerike Birleşik Devletleri Rüzgâr en fazla, üç şiddetinde. ...takdim etmekten... Rüzgar 3'te, Tam değer. ...Amerike Birleşik Devletleri | Shooter-5 | 2007 | |
| What? Flashlight down? I say again. Flashlight is down. | Ne? Fener vuruldu mu? Tekrar ediyorum. Fener vuruldu. Ne? Başkan vuruldu mu? Tekrarlıyorum. başkan vuruldu. Ne? Fener vuruldu mu? Tekrar ediyorum. Fener vuruldu. Ne? Başkan vuruldu mu? Tekrarlıyorum. başkan vuruldu. | Shooter-5 | 2007 | |
| The President has been shot. There's mass confusion... | Başkan vuruldu. Burada büyük bir karmaşa... Başkan saldırıya uğradı. Büyük bir karmaşa var... Başkan vuruldu. Burada büyük bir karmaşa... Başkan saldırıya uğradı. Büyük bir karmaşa var... | Shooter-5 | 2007 | |
| FBl. Put your hands up! Please. Hey. | FBI! Ellerini havaya kaldır! Lütfen. FBI. Kaldır ellerini! Lütfen. Hey. FBI! Ellerini havaya kaldır! Lütfen. FBI. Kaldır ellerini! Lütfen. Hey. | Shooter-5 | 2007 | |
| FBl! Took my weapon and my car. | FBI! Silahımı ve arabamı aldı. FBI! Silahımı ve arbamı aldı. FBI! Silahımı ve arabamı aldı. FBI! Silahımı ve arbamı aldı. | Shooter-5 | 2007 | |
| Now fleeing in stolen FBl vehicle, moving south on Front from Diamond. | Şu anda çalıntı bir FBI aracıyla Diamond'tan güneye, Front'a doğru kaçıyor. FBI aracını çalıp, Güneye doğru kaçıyor. Şu anda çalıntı bir FBI aracıyla Diamond'tan güneye, Front'a doğru kaçıyor. FBI aracını çalıp, Güneye doğru kaçıyor. | Shooter-5 | 2007 | |
| assassination suspect is fleeing in a stolen FBl vehicle. | ...suikast şüphelisi çalıntı bir FBI aracıyla kaçıyor. Şüpheli çalıntı FBI aracıyla kaçıyor. ...suikast şüphelisi çalıntı bir FBI aracıyla kaçıyor. Şüpheli çalıntı FBI aracıyla kaçıyor. | Shooter-5 | 2007 | |
| Meanwhile, the FBl has been unwilling to comment | Bu arada FBI, Swagger'ın olay yerinden kaçarken, ajanlarından birine saldırıp... Bu sırada, FBI açıklamasına göre Bu arada FBI, Swagger'ın olay yerinden kaçarken, ajanlarından birine saldırıp... Bu sırada, FBI açıklamasına göre | Shooter-5 | 2007 | |
| possibly in a stolen FBl vehicle. | Ve aracının çalındığı belirtiliyor. | Shooter-5 | 2007 | |
| Yeah. Okay, well... The FBl released a video letter... | Evet. Tamam,... FBI, Bob Lee Swagger'ın... Evet. Tamam... Evet. Tamam,... FBI, Bob Lee Swagger'ın... Evet. Tamam... | Shooter-5 | 2007 | |
| ... see a counselor. ... threatening the life of the President... | ...bir avukatla görüşün. ...olaydan sadece 10 gün önce... ...Birine danışın. ...bir avukatla görüşün. ...olaydan sadece 10 gün önce... ...Birine danışın. | Shooter-5 | 2007 | |
| In the meantime, the FBl has been unwilling to comment, | Aynı zamanda FBI, Swagger'ın izine rastlanmadığına dair... Bu sırada , FBI açıklamasına göre Aynı zamanda FBI, Swagger'ın izine rastlanmadığına dair... Bu sırada , FBI açıklamasına göre | Shooter-5 | 2007 | |
| You want to see something? Probably not. | Bir şey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. Birşey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. Bir şey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. Birşey görmek ister misin? Muhtemelen hayır. | Shooter-5 | 2007 | |
| I need you to meet with this FBl agent. | Şu FBI ajanı ile buluşmanı istiyorum. FBI ajanıyla tanışmanı istiyorum. | Shooter-6 | 2007 | |
| out of the FBl field office in Philadelphia seven minutes ago. | Philadelphia'daki FBI merkezinden yedi dakika önce yapıldı. | Shooter-6 | 2007 | |
| And he works for the FBl. | Ve FBI için çalışıyor. | Shooter-6 | 2007 | |
| You're trying to tell me a rookie FBl agent | Acemi bir FBI ajanının, üçünü de haklayıp öldürdüğünü mü söylemeye çalışıyorsun? Bana acemi bir FBI ajanının | Shooter-6 | 2007 | |
| With a. 22. | Bir 22'likle. Bir a.22 ile. | Shooter-6 | 2007 | |
| FBl Agent | FBI Ajanı | Shooter-6 | 2007 | |
| than Smith & Wesson. | Daha fazla şey bilir. | Shooter-6 | 2007 | |
| FBl match was metallurgical. | FBI, mermi uyumunu metalürjik araştırmayla buldu. FBI incelemesi malzemeyle ilgili. | Shooter-6 | 2007 | |
| Yeah. Are you okay? Nick, where are you? | Evet. İyi misin? Nick, neredesin? Evet. Sen iyi misin? Nick, Nerdesin? | Shooter-6 | 2007 | |
| Yeah. You got it? | Evet. Anladın mı? Evet. Yazdınmı? | Shooter-6 | 2007 | |
| Hey, it's Nick. Did you find him? He's in Virginia. | Hey, benim Nick. Onu buldun mu? Virginia'da. Hey, Ben Nick. Onu bulabildin mi? Virginia'da. | Shooter-6 | 2007 | |
| Bug out. Go to hide two. Roger that. | Yer değiştir. İkinci noktaya git. Anlaşıldı. Hareket et. 2. noktaya geç. Anlaşıldı. | Shooter-6 | 2007 | |
| They're all over the place. Hey! | Evin etrafını kuşattılar. Heryerdeler. Hey! | Shooter-6 | 2007 | |
| of the FBl. | FBI. | Shooter-6 | 2007 | |
| But we're the FBl, son. Yeah, I know. | Ama biz FBI'yız, evlat. Evet, biliyorum. Ama biz FBI'Iz evlet. Evet, Biliyorum. | Shooter-6 | 2007 | |
| Colonel Johnson here. Figured you'd be listening. | Ben Albay Johnson. Dinleyeceğini tahmin etmiştim. Albay Johnson Konuşuyor. Seni dinliyorum. | Shooter-6 | 2007 | |
| It appears you have nowhere to go. Colonel? | Görünüşe göre gidecek yerin kalmadı. Albay? Gidecek yerin yok gibi gözüküyor. Albay? | Shooter-6 | 2007 | |
| I have something you want. Well, it seems so do I. | Elimde istediğin bir şey var. Sanırım bende de bir tane olacak. Bende isteyebileceğin birşey var. Sanırım bende de bir şey var. | Shooter-6 | 2007 | |
| to bring this by here at 3:00 p. m. | ve bunu buraya saat 3:00 'te getirmemi istedi. | Shooter-6 | 2007 | |
| It's the FBl! | Gelenler FBI'dan! FBI! | Shooter-6 | 2007 | |
| Special Agent Nick Memphis, FBl! Don't shoot! | FBI'dan özel ajan Nick Memphis! Ateş etmeyin! Özel Ajan Nick Memphis, FBI! Ateş etmeyin! | Shooter-6 | 2007 | |
| Against my better judgment, I've agreed to it as a favor to the FBl. | Başta karşı çıksam da, sonunda FBI'ın ricasını kabul ettim. Beni ilgilendirmese de, FBI' ricası üzerine şu anda burdayım. | Shooter-6 | 2007 | |
| It's been in the FBl's possession ever since, | FBI gözetimindeyken, silah üzerinde herhangi bir oynama yapıldı mı? FBI gözetimi altındayken, | Shooter-6 | 2007 | |
| lt's beautiful. | Harika olmuş. Çok güzel. Harika olmuş. Çok güzel. | Shooter-8 | 2007 | |
| Not at these coordinates. Yes, sir. | Bu koordinatlarla olmaz. Evet, efendim. Bu koordinatlarda değil. Emredersiniz. Bu koordinatlarla olmaz. Evet, efendim. Bu koordinatlarda değil. Emredersiniz. | Shooter-8 | 2007 | |
| Sir, l have visual confirmation of TS 129's current position. | Efendim, TS 129'un şu anki konumunu gösteren, görsel bir teyit alıyorum. Efendim, TS 129 u bulunduğu yerde görebiliyoruz. Efendim, TS 129'un şu anki konumunu gösteren, görsel bir teyit alıyorum. Efendim, TS 129 u bulunduğu yerde görebiliyoruz. | Shooter-8 | 2007 | |
| l have friendly forces moving towards extraction point, over. | Tahliye noktasına ilerleyen dost kuvvetleri görüyorum, tamam. Bizimkiler çıkışa geliyorlar, Tamam. Tahliye noktasına ilerleyen dost kuvvetleri görüyorum, tamam. Bizimkiler çıkışa geliyorlar, Tamam. | Shooter-8 | 2007 | |
| Call it in. lt's time to go. | Haber ver. Gitme vakti geldi. Haber ver. Gitme zamanı. Haber ver. Gitme vakti geldi. Haber ver. Gitme zamanı. | Shooter-8 | 2007 | |
| Packing up. Shit! | Toplanıyoruz. Kahretsin! | Shooter-8 | 2007 | |
| l see it, Donnie. l see it. Fire when ready. | Gördüm, Donnie. Gördüm. Hazır olduğunda ateş et. Gördüm, Donnie. Gördüm. Hazır olunca atış. Gördüm, Donnie. Gördüm. Hazır olduğunda ateş et. Gördüm, Donnie. Gördüm. Hazır olunca atış. | Shooter-8 | 2007 | |
| They don't know where we are. But they might get lucky! | Nerede olduğumuzu bilmiyorlar! Ama şansları yaver gidebilir! Nerde olduğumuzu bilmiyorlar. O halde çok şanslılar! Nerede olduğumuzu bilmiyorlar! Ama şansları yaver gidebilir! Nerde olduğumuzu bilmiyorlar. O halde çok şanslılar! | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm sure they'll get out just fine. Shut it down now. | Oradan sağ salim kurtulacaklarına eminim. Şimdi kapat şunu. Eminimki başarırlar. Kapat. Oradan sağ salim kurtulacaklarına eminim. Şimdi kapat şunu. Eminimki başarırlar. Kapat. | Shooter-8 | 2007 | |
| Okay, wrap it up. Let's go! Do you read me? | Pekâlâ, toplanın millet. Gidelim! Beni duyuyor musunuz? Toparlanın. Gidiyoruz! Anlaşıldı mı? Pekâlâ, toplanın millet. Gidelim! Beni duyuyor musunuz? Toparlanın. Gidiyoruz! Anlaşıldı mı? | Shooter-8 | 2007 | |
| Pull out those tracks. Pull out those tracks and pack it up! | Her şeyi kamyonlara taşıyın. Bunları da kamyonlara götürüp yükleyin! Toplanın. Herşeyi toparlayın! Her şeyi kamyonlara taşıyın. Bunları da kamyonlara götürüp yükleyin! Toplanın. Herşeyi toparlayın! | Shooter-8 | 2007 | |
| lntelligence said they didn't have air support! | İstihbarat, ellerinde hava desteği olmadığını söylemişti! Hani hava destekleri yoktu! İstihbarat, ellerinde hava desteği olmadığını söylemişti! Hani hava destekleri yoktu! | Shooter-8 | 2007 | |
| What? l got nothing. | Ne? Bende bir şey yok. Ne ? Bende birşey yok. Ne? Bende bir şey yok. Ne ? Bende birşey yok. | Shooter-8 | 2007 | |
| l guess Bob Lee didn't think he was expendable. | Sanırım Bob Lee, kendisinin gözden çıkarılabileceğini hiç düşünmemiş. Sanırım Bob Lee terkedilebileceğine inanmıyormuş. Sanırım Bob Lee, kendisinin gözden çıkarılabileceğini hiç düşünmemiş. Sanırım Bob Lee terkedilebileceğine inanmıyormuş. | Shooter-8 | 2007 | |
| Not as punch lines, but as core beliefs. Aye. | Sırf laf olsun diye değil, bu inançları benimsemiş. Şaka değil, Derin inanç. Evet. Sırf laf olsun diye değil, bu inançları benimsemiş. Şaka değil, Derin inanç. Evet. | Shooter-8 | 2007 | |
| Nope. l ain't buying. l don't want any. | Hayır. Satın almıyorum. Hiçbir şey istemiyorum. Hayır.İlgilenmiyorum. İstemiyorum. Hayır. Satın almıyorum. Hiçbir şey istemiyorum. Hayır.İlgilenmiyorum. İstemiyorum. | Shooter-8 | 2007 | |
| My name is Colonel lsaac Johnson. | Ben albay Isaac Johnson. | Shooter-8 | 2007 | |
| Come here. Come here, boy. Don't do that. | Gel buraya. Gel, oğlum. Bunu sakın yapma. Gel. Gel, oğlum. Yapma. Gel buraya. Gel, oğlum. Bunu sakın yapma. Gel. Gel, oğlum. Yapma. | Shooter-8 | 2007 | |
| Come near the porch l didn't invite you, you'd have to shoot the dog. | Seni davet etmeden sundurmaya yaklaşırsan, köpeği vurmak zorunda kalırsın. Buraya yaklaşırsan köpeği vurmak isteyebilirsin. Seni davet etmeden sundurmaya yaklaşırsan, köpeği vurmak zorunda kalırsın. Buraya yaklaşırsan köpeği vurmak isteyebilirsin. | Shooter-8 | 2007 | |
| l'd bury you in the hill, and tell the sheriff a month or two later. | ...seni tepeye gömer ve bir ya da iki ay sonra durumu şerife açıklarım. tepeye gömerim, şerife bir ay sonra söylerim. ...seni tepeye gömer ve bir ya da iki ay sonra durumu şerife açıklarım. tepeye gömerim, şerife bir ay sonra söylerim. | Shooter-8 | 2007 | |
| l don't carry a gun. | Silah taşımıyorum. | Shooter-8 | 2007 | |
| lt's a Congressional Medal of Honor. | Bir şeref madalyası. | Shooter-8 | 2007 | |
| l need you to plan a presidential assassination. | Bir başkana suikast planlamanı istiyorum. Başkana suikast düzenlemeni istiyorum. Bir başkana suikast planlamanı istiyorum. Başkana suikast düzenlemeni istiyorum. | Shooter-8 | 2007 | |
| l didn't say ''execute''. | Yapmanı söylemedim. Planla dedim. Uygula demiyorum. Yapmanı söylemedim. Planla dedim. Uygula demiyorum. | Shooter-8 | 2007 | |
| lt was internal. | İçeriden birilerine ait. Tamamen içimizde. İçeriden birilerine ait. Tamamen içimizde. | Shooter-8 | 2007 | |
| l'm not entirely convinced that a shot like this could be made. | Böyle bir atışın yapılabileceğine tam olarak ikna olmadım. Ben böyle bir atışın yapılabileceğine inanmıyorum. Böyle bir atışın yapılabileceğine tam olarak ikna olmadım. Ben böyle bir atışın yapılabileceğine inanmıyorum. | Shooter-8 | 2007 | |
| l believe you stood before a flag | Bir zamanlar, bir bayrağın önünde durup... Bir bayrağın önünde durduğuna inanıyorum Bir zamanlar, bir bayrağın önünde durup... Bir bayrağın önünde durduğuna inanıyorum | Shooter-8 | 2007 | |
| l think your five minutes is up. | Sanırım beş dakika doldu. Sanırım 5 dakikan doldu. Sanırım beş dakika doldu. Sanırım 5 dakikan doldu. | Shooter-8 | 2007 | |
| l don't want you to turn on the TV next week | Gelecek hafta televizyonu açıp başkanın öldüğünü görmeni,... Senin gelecek hafta televizyonu açıp Gelecek hafta televizyonu açıp başkanın öldüğünü görmeni,... Senin gelecek hafta televizyonu açıp | Shooter-8 | 2007 | |
| ls that the new one? | Bu yeni modeli mi? Bu yeni olan mı? Bu yeni modeli mi? Bu yeni olan mı? | Shooter-8 | 2007 | |
| You mind if l take a picture? | Fotoğrafını çekmemin bir sakıncası var mı? Bir resim çekmemin sakıncası olur mu? Fotoğrafını çekmemin bir sakıncası var mı? Bir resim çekmemin sakıncası olur mu? | Shooter-8 | 2007 | |
| l thought he turned you down. | Teklifini reddettiğini sanıyordum. Kabul etti. Ama henüz farkında değil. Seni alt ettiğini sandım. Teklifini reddettiğini sanıyordum. Kabul etti. Ama henüz farkında değil. Seni alt ettiğini sandım. | Shooter-8 | 2007 | |
| 1 ,760's a mile. | Bir mil 1,760 yarda eder. 1 milde 1,760 Bir mil 1,760 yarda eder. 1 milde 1,760 | Shooter-8 | 2007 | |
| lt's a far piece, Sam. Think the President ought to worry? | Oldukça uzak, Sam. Başkanın endişelenmesi gerekir mi? Çok uzak, Sam. Sence başkan endişelenmeli mi? Oldukça uzak, Sam. Başkanın endişelenmesi gerekir mi? Çok uzak, Sam. Sence başkan endişelenmeli mi? | Shooter-8 | 2007 | |
| Yeah, l think he better worry. | Evet, endişelense iyi olur. | Shooter-8 | 2007 | |
| Yep. l'm out. | Tamam. Kapatıyorum. Evet . Ben gidiyorum. Tamam. Kapatıyorum. Evet . Ben gidiyorum. | Shooter-8 | 2007 | |
| Before you stands lndependence Hall, the birthplace of the United States | Önünde durmuş olduğunuz Bağımsızlık Binası, Birleşik Devletlerin doğduğu yer... Birleşik Devletlerin doğum yeri olan, Bağımsızlık meclisinin önünde durmadan önce Önünde durmuş olduğunuz Bağımsızlık Binası, Birleşik Devletlerin doğduğu yer... Birleşik Devletlerin doğum yeri olan, Bağımsızlık meclisinin önünde durmadan önce | Shooter-8 | 2007 | |
| Built in 1 732... | 1732'de inşa edilmiş... 1732'de inşa edilen... 1732'de inşa edilmiş... 1732'de inşa edilen... | Shooter-8 | 2007 | |
| ...both the Declaration of lndependence and the U.S. Constitution | ...Bağımsızlık Bildirgesi ve Birleşik Devletler anayasası... ...Burası hem özgürlük bildirgesinin hem de Amerikan oluşumunun ...Bağımsızlık Bildirgesi ve Birleşik Devletler anayasası... ...Burası hem özgürlük bildirgesinin hem de Amerikan oluşumunun | Shooter-8 | 2007 | |
| l mean, unless you're sure your shooter's interested in 70 virgins | Tabii şu sizin tetikçinin, öldükten sonra onu bekleyen... 70 bakirenin ölümden sonra Tabii şu sizin tetikçinin, öldükten sonra onu bekleyen... 70 bakirenin ölümden sonra | Shooter-8 | 2007 | |
| l'd rule that out. | Belki olabilir. | Shooter-8 | 2007 | |
| lt's one of six possible locations, | Olası altı noktadan bir tanesi, başkanın bulunacağı yerden yaklaşık beş kat yukarıda. Bu 6 muhteel noktadan biri, Olası altı noktadan bir tanesi, başkanın bulunacağı yerden yaklaşık beş kat yukarıda. Bu 6 muhteel noktadan biri, | Shooter-8 | 2007 | |
| Least that's what l'd do. | En azından ben böyle yapardım. | Shooter-8 | 2007 | |
| Yeah, l think you can kill him. | Evet, Öldürebilirsin. | Shooter-8 | 2007 | |
| lmpressive recon and report, son. | Etkileyici bir keşif ve rapor olmuş, evlat. Etkileyici bilgilerle dolu bir rapor ,evlat. Etkileyici bir keşif ve rapor olmuş, evlat. Etkileyici bilgilerle dolu bir rapor ,evlat. | Shooter-8 | 2007 | |
| lf we don't know who hired him, it could just happen again. | Onu kimin kiraladığını öğrenemezsek, bu olay bir daha tekrarlanabilir. Bunu kimin yaptırdığını öğrenemezsek tekrarlanabilir. Onu kimin kiraladığını öğrenemezsek, bu olay bir daha tekrarlanabilir. Bunu kimin yaptırdığını öğrenemezsek tekrarlanabilir. | Shooter-8 | 2007 | |
| On the day... Look... | Günü geldiğinde... Bak... O gün... Bak... Günü geldiğinde... Bak... O gün... Bak... | Shooter-8 | 2007 | |
| l could use a spotter. | Bir gözcü işime yarayabilir. Bir noktacı kullanabilirim. Bir gözcü işime yarayabilir. Bir noktacı kullanabilirim. | Shooter-8 | 2007 | |
| ...patriots met in lndependence Hall and created a document, | ...Bağımsızlık Binası'nın önünde, vatanseverler bir araya gelip bir belgeyi,... ... vatanseverler bağımsızlık meclisinde bir yazı hazırladılar, ...Bağımsızlık Binası'nın önünde, vatanseverler bir araya gelip bir belgeyi,... ... vatanseverler bağımsızlık meclisinde bir yazı hazırladılar, | Shooter-8 | 2007 | |
| the Declaration of lndependence... | ...Bağımsızlık Bildirgesini... Bağımsızlık bildirgesi... ...Bağımsızlık Bildirgesini... Bağımsızlık bildirgesi... | Shooter-8 | 2007 | |
| Stand by. Yes, l have a clear line of sight. | Beklemede kalın. Görüş alanı açık. Hazır. Evet, temiz bir görüşüm var. Beklemede kalın. Görüş alanı açık. Hazır. Evet, temiz bir görüşüm var. | Shooter-8 | 2007 | |
| Post 1 8 clear, over. | 18. birim temiz, tamam. Nokta 18 temiz, Tamam. 18. birim temiz, tamam. Nokta 18 temiz, Tamam. | Shooter-8 | 2007 | |
| Roughly the location l'd have put them in | Çan kulesinden yapacağım bir atışta, bunları yer tespiti için kullanırdım. Kilise kulesinden yapılacak atış için Çan kulesinden yapacağım bir atışta, bunları yer tespiti için kullanırdım. Kilise kulesinden yapılacak atış için | Shooter-8 | 2007 | |
| Flashlight has arrived. l say again, Flashlight has arrived. | Fener alana ulaştı. Tekrar ediyorum, Fener alana ulaştı. Başkan ulaştı. Tekrarlıyorum, başkan burada. Fener alana ulaştı. Tekrar ediyorum, Fener alana ulaştı. Başkan ulaştı. Tekrarlıyorum, başkan burada. | Shooter-8 | 2007 | |
| lf you just joined us... Hi. | Aramıza yeni katılanlar için... Merhaba. | Shooter-8 | 2007 | |
| lt is a real honor to meet you. | Sizinle tanışmak büyük bir onur. Sizinle tanışmak gerçekten şeref. Sizinle tanışmak büyük bir onur. Sizinle tanışmak gerçekten şeref. | Shooter-8 | 2007 | |
| Don't want to lose that now, do l? | Silahımın kaybolmasını hiç istemem, değil mi? Bunu şu an kaybetmek istemem. Silahımın kaybolmasını hiç istemem, değil mi? Bunu şu an kaybetmek istemem. | Shooter-8 | 2007 | |
| That our guy in the collar? The Archbishop of Ethiopia. | Kürsüdeki adam kim? Etiyopya Başpiskoposu. Şu cüppeli adam? Ethiopia başpiskoposu. Kürsüdeki adam kim? Etiyopya Başpiskoposu. Şu cüppeli adam? Ethiopia başpiskoposu. | Shooter-8 | 2007 |