• en flag English
    • tr flag Turkish

Search

English Turkish Sentence Translations Page 149055

English Turkish Film Name Film Year Details
Nice shooting, Gunnie. İyi atıştı, evlat. İyi performanstı, Gunnie. Shooter-3 2007 info-icon
Yeah, you got what you came for. Evet, istediğin şeyi aldın. Evet, İstediğin karşında. Shooter-3 2007 info-icon
I think it's time you owe us your side of the bargain. Sanırım şimdi geriye anlaşmanın sana düşen kısmı kaldı. Bize vermen gereken şey için pazarlık zamanı geldi diye düşünüyorum. Shooter-3 2007 info-icon
You do, huh? Öyle mi? Evet, öyle, evlat. Kesinlikle öyle. Öyle mi, huh? Shooter-3 2007 info-icon
Yes, I do, son. I certainly do. Evet, öyle, evlat. Kesinlikle. Shooter-3 2007 info-icon
Why don't we think about all this that has gone on Neden aramızda geçenleri bir ön görüşme olarak farz etmiyoruz? Bunun bir öngörüşme olduğunu Shooter-3 2007 info-icon
just as a preamble? düşünürsek? Shooter-3 2007 info-icon
You got any plans after this? Bundan sonrası için planladığın bir şeyler var mı? Bundan sonra başka planın var mı? Shooter-3 2007 info-icon
You have a rather unique skill set. I'd be interested in offering you a job. Eşsiz bir yeteneğe sahipsin. Sana bir iş teklifinde bulunabilirim. Çok büyük bir yeteneğin var. Sana bir iş teklif edebilirim. Shooter-3 2007 info-icon
Work? For you? İş mi? Senin adına mı? İş? Senin için? Shooter-3 2007 info-icon
It's not really as bad as it seems. It's all gonna be done in any case. Aslında göründüğü kadar kötü değil. Nasıl olsa birileri bu işi yapacak. Göründüğü kadar kötü değildir. Herşey olacağına varır. Shooter-3 2007 info-icon
You might as well be on the side that gets you well paid for your efforts. Emeklerinin karşılığını tam olarak verebilecek bir tarafta yer alabilirsin. Sonunda sana iyi ödeyen tarafta olmak isteyebilirsin. Shooter-3 2007 info-icon
And what side are you on? Peki ya siz hangi taraftasınız? Sen hangi taraftasın? Shooter-3 2007 info-icon
There are no sides. There's no Sunnis and Shiites. Taraf diye bir şey yok. Sünni ya da Şii diye bir şey yok. Taraflar yok. Sünniler veya şiiler yok. Shooter-3 2007 info-icon
There's no Democrats and Republicans. Demokratlar ya da Cumhuriyetçiler diye bir şey de yok. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler. Shooter-3 2007 info-icon
There's only haves and have nots. Sadece sahip olanlar ve sahip olamayanlar var. Sadece sahip olanlar ve olmayanlar var. Shooter-3 2007 info-icon
What exactly does working for you entail, Senator? Sizin adınıza çalışmak için neler gerekiyor, Senatör? Neden senin için çalışmak isteyeyim , Senator? Shooter-3 2007 info-icon
Raping and murdering innocent women and children, you sick fuck? Masum kadınlara ve çocuklara tecavüz edip onları öldürmek mi, seni hasta domuz? Masum kadın ve çocuklara tecavüz ve cinayet , Seni hasta piç? Shooter-3 2007 info-icon
You sanctioned the mass murder of an entire village Bir boru hattı geçirilebilsin diye koca bir köyün katledilmesine izin verdin. Bir köydeki toplu katliama onay verdin Shooter-3 2007 info-icon
so a pipeline could go through. böylece petrol hattı geçirebilecektin. Shooter-3 2007 info-icon
One village! Bir köy! Shooter-3 2007 info-icon
And it brought stability to the region. Ve bu sayede bölgeye istikrar getirdik. Ve bölgedeki düzeni sağlamamıza yaradı. Shooter-3 2007 info-icon
Which means that no one chops off their arms Bu da, sırf büyük anne ve büyük babaları başka kabileden diye... Büyükanneleri büyükbabaları Shooter-3 2007 info-icon
because their grandmother's grandfather ...kimsenin kolunun kesilmemesi anlamına geliyor. başka bir kabileden olduğu için Shooter-3 2007 info-icon
belonged to a different tribe. kimse kimsenin kolunu kesmeyecek. Shooter-3 2007 info-icon
They like us down there, boy. Bize orada tapıyorlar, evlat. Orada bizi sevdiler, evlat. Shooter-3 2007 info-icon
This is a country Bu ülke, Savunma Bakanı'nın... Bu öyle bir ülke ki Shooter-3 2007 info-icon
where the Secretary of Defense Savunma bakanı Shooter-3 2007 info-icon
can go on TV ...televizyona çıkıp Amerikan halkına... televizyona çıkıp Shooter-3 2007 info-icon
and tell the American public, Amerikan halkına, Shooter-3 2007 info-icon
oh, that "This is about freedom! It's not about oil!" ..."Bu özgürlükle alâkalı, petrolle değil!" diyebildiği bir yer. oh, bu "Bu özgürlükle ilgili! Petrolle alakalı değil!" diyebiliyor Shooter-3 2007 info-icon
And nobody questions him, Ve hiç kimse onu sorgulamıyor,... Ve onu kimse sorgulamıyor, Shooter-3 2007 info-icon
because they don't want to hear the answer ...çünkü yalan olduğunu bildikleri için cevabı duymak istemiyorlar! Çünkü cevabı istemiyorlar Shooter-3 2007 info-icon
because it's a lie! Çünkü yalan! Shooter-3 2007 info-icon
There's only so many places at the table, Gunnie. Böyle bir fırsat için can atan çok kişi var, evlat. Çok fazla etken var, Gunnie. Shooter-3 2007 info-icon
Now are you on the inside, Şimdi söyle bakalım, bu işte var mısın, yok musun? Şimdi içerde misin, Shooter-3 2007 info-icon
or are you on the out? yoksa dışarda mı? Shooter-3 2007 info-icon
It's the FBI! Gelenler FBI'dan! FBI! Shooter-3 2007 info-icon
It's gonna be okay. Hold this. Her şey yoluna girecek. Tut şunu. Herşey düzelecek. Tut şunu. Shooter-3 2007 info-icon
If one of them betrays the principles of the accrual... Eğer içlerinden biri daha fazla para ya da güç için... Eğer içlerinden biri ihanet ederse... Shooter-3 2007 info-icon
I don't think so, Senator. Hiç sanmıyorum, Senatör. Sanmıyorum, Senator. Shooter-3 2007 info-icon
What are you doing? Saving our lives. Ne yapıyorsun? Hayatımızı kurtarıyorum. Shooter-3 2007 info-icon
That proved you were innocent! Nobody out here is innocent! O masum olduğunun kanıtıydı! Buradaki hiç kimse masum değil! Masum olduğunun kanıtıydı! Burda kimse masum değil! Shooter-3 2007 info-icon
This stuff's plutonium. Nobody can handle it without dying. Bu şey plütonyum gibi. Kimse ölmeden bununla baş edemez. Bu plütonyum gibi. Kimse buna ölmeden dokunamaz. Shooter-3 2007 info-icon
You hand it over to the authorities, it's just gonna disappear, along with us! Bunu yetkililere teslim edersen, bizimle birlikte ortadan kaybolur! Otoritelere bildirirsen, Herşey örtbas edilecek, bize kalacak! Shooter-3 2007 info-icon
Unless you want to get buried in the hills outside Terlingua. Tabii Terlingua'nın dışında bir yerlere gömülmeyi istemiyorsan. Tabi eğer Terlingua tepelerinde gömülmek istemiyorsan. Shooter-3 2007 info-icon
I'm out, old man! Ben yokum, ihtiyar! Bırakıyorum, yaşlı adam! Ben bu işte yokum! Shooter-3 2007 info-icon
I'm just a peckerwood who lives in the hills with too many guns. Elinde bir sürü silahla, tepelerde yaşayan sıradan bir taşralıyım. Ben sadece birkaç silahıyla tepelerde yaşayan bir ağaçkakanım. Shooter-3 2007 info-icon
Where do you think you're going? Nereye gittiğini sanıyorsun? Washington'a! Nereye gittiğini sanıyorsun? Shooter-3 2007 info-icon
Washington! Washington! Shooter-3 2007 info-icon
You going to shoot a sitting U.S. senator in the back? Birleşik Devletlerin bir senatörünü sırtından mı vuracaksın? Bir Birleşik Devletler senatorünü arkadan mı vuracaksın? Shooter-3 2007 info-icon
Lord knows I want to. Tanrı bilir, çok isterdim. Tanrı bilir çok isterim. Shooter-3 2007 info-icon
I didn't think so. Hiç zannetmiyorum. Hiç sanmıyorum. Shooter-3 2007 info-icon
They've got your rifle. Tüfeğin onlarda. Silahını aldılar. Shooter-3 2007 info-icon
From the beginning, they've always had your rifle. Başından beri, tüfeğin onlardaydı. Suç mahallinde buldular. Baştan beri silahın hep onların elindeydi. Shooter-3 2007 info-icon
Recovered at the site. Suç mahalinde bulundu. Shooter-3 2007 info-icon
You can talk as much as you want, but in the end, Derdini istediğin kadar anlatabilirsin, ama eninde sonunda,... İstediğn kadar konuşabilirsin, ama sonunda, Shooter-3 2007 info-icon
you're going to die by lethal injection, ...zehirli iğneyle idam edileceksin,... idam edileceksin, Shooter-3 2007 info-icon
and I'm going to go back to what I was doing. ...bense kaldığım yerden işime devam edeceğim. ve ben hayatıma geri döneceğim. Shooter-3 2007 info-icon
You lost. Sen kaybettin. Shooter-3 2007 info-icon
Get used to the idea, son. Buna alışsan iyi olur, evlat. Buna alış, evlat. Shooter-3 2007 info-icon
I'm not your son. Senin evladın falan değilim. Bana evlat deme. Shooter-3 2007 info-icon
Drop your weapons! Put it down now! Don't move! Silahlarınızı indirin! Derhal indirin! Kıpırdamayın! Silahlarınızı atın! Yere koy! Kıpırdama! Shooter-3 2007 info-icon
Special Agent Nick Memphis, FBI! Don't shoot! FBI'dan özel ajan Nick Memphis! Ateş etmeyin! Özel Ajan Nick Memphis, FBI! Ateş etmeyin! Shooter-3 2007 info-icon
Down, now! On the ground! Yere yat, hemen! Yere yatın! Yatın, şimdi! Yere! Shooter-3 2007 info-icon
I said get down! Yere yat dedim! Yatın dedim! Shooter-3 2007 info-icon
Could I free my hands, please? It's okay. Kelepçelerimi çözebilirler mi? Sorun değil. Kelepçeleri çıkarabilir misiniz, lütfen? Sorun yok. Shooter-3 2007 info-icon
Thanks for bringing her. Onu da getirdiğin için teşekkürler. Onu getirdiğin için sağol. Shooter-3 2007 info-icon
Hey. I'm sorry about everything. Hey. Herşey için üzgünüm. Shooter-3 2007 info-icon
It's not your fault. It is what it is. Senin hatan değildi. Böyle olmalıydı. Shooter-3 2007 info-icon
This is Attorney General Russert. Askeri savcı General Russert. Avukat General Russert. Shooter-3 2007 info-icon
Director Brandt. Sir. Ve müdür Brandt. Efendim. Yönetici Brandt. Efendim. Shooter-3 2007 info-icon
Senator Meachum couldn't be with us today. Senatör Meachum bugün aramızda olamayacak. Senator Meachum bugün bizimle olamadı. Senatör Meachum bugün bize katılamadı. Shooter-3 2007 info-icon
I'm sure we can manage without him. O olmadan da bu işi halledebileceğimize eminim. Eminim ki onsuz halledebiliriz. Shooter-3 2007 info-icon
Sergeant Swagger, you asked for this meeting. Çavuş Swagger, bu toplantıyı siz istediniz. Shooter-3 2007 info-icon
Against my better judgment, I've agreed to it as a favor to the FBI. Başta karşı çıksam da, sonunda FBI'ın ricasını kabul ettim. Beni ilgilendirmese de, FBI' ricası üzerine şu anda burdayım. Shooter-3 2007 info-icon
What the hell am I doing here? Peki benim burada ne işim var? Benim ne işim var burada? Shooter-3 2007 info-icon
You've got nothing on me. I'm covered. Elinizde bir delil yok. Ben temizim. Benimle işiniz yok. Ben dokunulmazım. Shooter-3 2007 info-icon
Call the Joint Chief. Genel Kurmay'ı arayın. Genel şefi ara. Shooter-3 2007 info-icon
That won't be necessary, Colonel, Buna gerek yok Albay,... Gerekli değil, Albay, Shooter-3 2007 info-icon
as I have already received no less than a dozen calls ...daha şimdiden yüksek rütbeli ve önemli mevkilere sahip kişilerden... daha şimdiden çok nüfuzlu Shooter-3 2007 info-icon
from highly ranked and powerfully placed individuals ...sizi serbest bırakmamı isteyen en az bir düzine telefon aldım. ve yüksek rütbeli kişilerden sizi serbest bırakmam için Shooter-3 2007 info-icon
telling me to let you go. birçok telefon aldım. Shooter-3 2007 info-icon
But the joy of checks and balances in our government is that I can, Ama hükümet içindeki dengeleri ve yasaların bana verdiği yetkileri göz önüne alarak... Ama devletin bana verdiği yetki ve haklarla, Shooter-3 2007 info-icon
and am, indeed, required by law, ...onlara büyük bir zevkle cehennemin dibine gitmelerini söyledim. kanuna dayanarak, Shooter-3 2007 info-icon
to tell them to fuck off. hepsine defolun gidin dedim. Shooter-3 2007 info-icon
This is about evidence and finding out the truth, Burada delilleri incelemeye ve gerçeği öğrenmeye çalışıyoruz... Bu delille ve gerçeği öğrenmekle ilgili , Shooter-3 2007 info-icon
so you sit there and be quiet. ...bu yüzden şimdi oturun ve sesinizi çıkarmayın. Bu yüzden otur ve sesini çıkarma. Shooter-3 2007 info-icon
Sergeant, you've got five minutes. Çavuş, beş dakikanız var. Çavuş, 5 dakikan var. Shooter-3 2007 info-icon
This is my weapon. Bu benim silahım. Buna hiç şüphe yok, inkâr etmiyorum. Bu benim silahım. Shooter-3 2007 info-icon
No question about it, don't deny it. Hiç şüphe yok, inkar etmiyorum. Shooter-3 2007 info-icon
You recovered it at the scene moments after the assassination. Suikastten kısa bir süre sonra suç mahallinde ele geçirildi. Suikast sırasında suç mahalinde bulunduğunu biliyorum. Shooter-3 2007 info-icon
We agree? Bunda hemfikir miyiz? Kabul ediyoruz? Shooter-3 2007 info-icon
It's been in the FBI's possession ever since, FBI gözetimindeyken, silah üzerinde herhangi bir oynama yapıldı mı? FBI gözetimi altındayken, Shooter-3 2007 info-icon
hasn't been tampered with in any way? hiç kurcalandı mı? Shooter-3 2007 info-icon
No. Absolutely not. Hayır. Kesinlikle yapılmadı. Hayır. Kesinlikle hayır. Shooter-3 2007 info-icon
You fire the weapon? There was no point. Silahı ateşlediniz mi? Buna gerek yoktu. Hiç ateş edildi mi? Gerek yoktu. Shooter-3 2007 info-icon
The slug was mangled beyond recognition. Mermi çekirdeği, tanımlanamayacak şekilde parçalanmıştı. Parçalanan mermi tespit edildi. Shooter-3 2007 info-icon
It was, however, an exact metallurgical match. Buna rağmen, kesin bir metalürjik eşleşme sağlandı. Malzeme olarak uygunluk gösterdi. Shooter-3 2007 info-icon
Right. Definitely my bullets. Tamam. Kesinlikle benim mermilerim. Doğru. Kesinlikle benim mermilerim. Shooter-3 2007 info-icon
  • ««
  • «
  • …
  • 149050
  • 149051
  • 149052
  • 149053
  • 149054
  • 149055
  • 149056
  • 149057
  • 149058
  • 149059
  • …
  • »
  • »»
Restricted Mode:   
  • Contribute
  • About Us
  • Disclaimer
  • Contact