Search
English Turkish Sentence Translations Page 149051
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Not bad with a poodle shooter and a makeshift silencer, huh? | Oyuncak bir tüfek ve el yapımı bir susturucu için hiç fena değil, ha? Bezelye atan bir silah ve bu susturucuyla fena sayılmazdı, huh? | Shooter-3 | 2007 | |
| Help me toss these boys in the water? | Bu herifleri suya atmama yardım eder misin? Bunları suya atmam için yardım eder misin? | Shooter-3 | 2007 | |
| You set me up and you used me as bait! | Bana tuzak kurup beni yem olarak kullandın! Beni kandırıp yem olarak kullandın! | Shooter-3 | 2007 | |
| You think? Flushed them out, didn't it? | Öyle mi dersin? Saklandıkları delikten çıktılar, değil mi? Öylemi düşünüyorsun? Hepsini halletim | Shooter-3 | 2007 | |
| I was kind of hoping to keep one alive, | Birini canlı bırakmayı umuyordum ama seni öldürmek üzereydiler. birini canlı istiyordum, | Shooter-3 | 2007 | |
| but they were kind of determined to kill you. | ama seni öldürmek üzerelerdi. | Shooter-3 | 2007 | |
| You can hire a good lawyer, and I'll call the Bureau. | İyi bir avukat tutabilirsin ve ben de büroyu ararım. İyi bir avukat bulabilirsin, bende büroyu ararım. | Shooter-3 | 2007 | |
| They can work out some kind of deal. | Seninle bir anlaşma yapabilirler. Bir çözüm bulunabilir. | Shooter-3 | 2007 | |
| This is explainable. You can prove that you didn't shoot the Archbishop. | Bu açıklanabilir. Başpiskoposu vurmadığını kanıtlayabilirsin. Anlaşılabilir. Başpiskoposu vurmadığını kanıtlayabilirsin. | Shooter-3 | 2007 | |
| I don't think you understand. | Anladığını zannetmiyorum. Bu herifler köpeğimi öldürdü. Anladığını sanmıyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| These boys killed my dog. | Köpeğimi öldürdüler. | Shooter-3 | 2007 | |
| Hey, this is the 21st century. You can't go to war with these people. | 21. yüzyıldayız. Bu insanlarla savaşamazsın. Hey, 21. yüzyıldayız. Bu insanlarla başedemezsin. | Shooter-3 | 2007 | |
| In the end, the law is all... | Eninde sonunda, kanunlar hepsini... Sonunda, kanun... | Shooter-3 | 2007 | |
| In the end, the law'll never catch and hold them. | Sonunu söyleyeyim, kanunlar onları yakalayıp cezalandırmayacak. sonunda, Kanun onları asla cezalandırmayacak. | Shooter-3 | 2007 | |
| In a year or two, they'll be back in business. | Bir bilemedin iki yıl içinde, işlerine geri dönecekler. birkaç yıl içinde, tekrar işe koyulacaklar. | Shooter-3 | 2007 | |
| New names, new messenger boys, same old story. | Yeni isimler, yeni kuryeler, eski hikaye. | Shooter-3 | 2007 | |
| And I'll be dead. | Ve ben de ölmüş olacağım. Ve ben ölmüş olacağım. | Shooter-3 | 2007 | |
| It's gonna be some hard, hairy work, Pork. | Oldukça zor ve tehlikeli bir iş olacak, ödlek herif. Zor bir iş olacak , gerizekalı. | Shooter-3 | 2007 | |
| There's gonna be more shooting, and more people are gonna die. | Daha çok çatışma çıkacak ve daha fazla insan ölecek. Daha çok silah kullanılacak, daha fazla insan öldürülecek. | Shooter-3 | 2007 | |
| Now, I didn't start it, but be sure as hell I mean to see it through. | Şimdi, bunu ben başlatmadım ama adım gibi eminim, sonunu ben getireceğim. Şimdi, bunu ben başlatmadım, ama sonundan eminim. | Shooter-3 | 2007 | |
| So you get it straight. You in or you out? | Bu yüzden kararını ver. Var mısın yok musun? Bu yüzden içerde misin. Dışardamı? | Shooter-3 | 2007 | |
| You know, I missed a meeting today | Bugün, profesyonelliğe yakışmayan davranışlarda bulundum diye... Biliyormusun, bugün hatalarım yüzünden | Shooter-3 | 2007 | |
| where I was going to get fired for unprofessional conduct | işten atılacağım bir toplantıyı | Shooter-3 | 2007 | |
| because I was kidnapped by people that don't exist. | hiç olmayan kişiler tarafından tutsak edildiğim için kaçırdım. | Shooter-3 | 2007 | |
| I'll take his legs. | Ben bacağından tutarım. İyi bir seçim, ödlek herif. Ben bacaklarından tutarım. | Shooter-3 | 2007 | |
| It's a good call, Pork. | İyi seçim, Ahmak. | Shooter-3 | 2007 | |
| You're trying to tell me a rookie FBI agent | Acemi bir FBI ajanının, üçünü de haklayıp öldürdüğünü mü söylemeye çalışıyorsun? Bana acemi bir FBI ajanının | Shooter-3 | 2007 | |
| overpowered and killed the three of them? | üçünü hakladığınımı anlatmaya çalışıyorsun? | Shooter-3 | 2007 | |
| They were shot from a distance of about 200 yards. | Yaklaşık 180 metre mesafeden vurulmuşlar. 200 yard mesafeden vurlmuşlar. | Shooter-3 | 2007 | |
| With a .22. | Bir 22'likle. Bir a.22 ile. | Shooter-3 | 2007 | |
| Swagger's alive. Yes. | Swagger yaşıyor. Evet. | Shooter-3 | 2007 | |
| And that young kid, | Ve FBI ajanı olan, şu genç çocuk... Ve o genç çocuk, | Shooter-3 | 2007 | |
| FBI Agent | FBI Ajanı | Shooter-3 | 2007 | |
| Nick Memphis, | ...Nick Memphis. Nick Memphis, | Shooter-3 | 2007 | |
| who managed to pry out a Delta level clearance, | Delta seviyesinde giriş iznini koparmayı başardıktan sonra,... Delta düzeyi yetki almayı başarabilen bu adam, | Shooter-3 | 2007 | |
| hasn't come back to the office and is out there with him. | ...bir daha ofisine dönmemiş ve şu anda Swagger'la birlikte. Ofise geri dönmedi ve şu anda onunla birlikte. | Shooter-3 | 2007 | |
| I just went over Swagger's financials again. | Swagger'ın harcamalarını tekrar inceledim. | Shooter-3 | 2007 | |
| Once a year, he sent flowers to someone with his Visa card. | Kredi kartını kullanarak her yıl birine çiçek göndermiş. Senede bir kez,Vista kartıyla birine çiçek gönderiyormuş. | Shooter-3 | 2007 | |
| I cracked the FTD database, got an address. | Şirketin veri tabanına girip bir adres buldum. Veritabanını kırıp, adresi aldım. | Shooter-3 | 2007 | |
| Donnie Fenn's widow. Anniversary of his death. | Çiçekler, ölüm yıl dönümlerinde, Donnie Fenn'in dul eşine gönderilmiş. Donnie Fenn'in eşi. Ölüm yıldönümü. | Shooter-3 | 2007 | |
| She went back to using her maiden name, | Kızlık soyadını kullanmaya başlamış, bu yüzden ilk seferinde gözden kaçırmışız. Kızlık soyadını kullanıyor, Standart Gizli Servis koruma kordonu... | Shooter-3 | 2007 | |
| which is why we missed it the first time. | Bu yüzden onu gözden kaçırmışız. | Shooter-3 | 2007 | |
| She's maybe the only person in the entire world | Belki de yer yüzünde, Swagger'ın söylediği her şeye inanabilecek tek kişi o. Bu dünyada belkide Swagger'ın | Shooter-3 | 2007 | |
| that would believe anything that Swagger had to say. | her dediğine inanabilecek tek kişi o. | Shooter-3 | 2007 | |
| Look. Keene City, Kentucky. | Baksana. Kentucky'deki Keene şehri. Arabayla gidebileceği bir mesafede. Bak. Keene City, Kentucky. | Shooter-3 | 2007 | |
| It's just within driving range. | Araçla gidilebilecek kadar yakın. | Shooter-3 | 2007 | |
| What are you waiting for? Take the jet. All right. | Daha ne bekliyorsun? Jeti al. Tamam. Neyi bekliyorsunuz? Jeti alın. Tamam. | Shooter-3 | 2007 | |
| We've given Swagger a new war, | Swagger'a yeni bir savaş verdik, o da kendine yeni bir gözcü buldu. Swagger'a yeni bir savaş verdik, | Shooter-3 | 2007 | |
| he's found a new spotter. | Oda yeni bir noktacı buldu. | Shooter-3 | 2007 | |
| This is about to get worse. | İşler daha da kötüye gidecek. Dahada kötüleşecek. | Shooter-3 | 2007 | |
| I think we're here. | Sanırım geldik. | Shooter-3 | 2007 | |
| Hey. Swagger. | Hey. Swagger. | Shooter-3 | 2007 | |
| I think we're here. | Sanırım geldik. Geldik. | Shooter-3 | 2007 | |
| Welcome to Tennessee. | Silah tutkunlarının cenneti, Tennessee'ye hoş geldin. Tennessee'ye hoşgeldiniz. | Shooter-3 | 2007 | |
| Patron state of shooting stuff. | Avcılık merkezi. | Shooter-3 | 2007 | |
| Hey, who is this guy? | Hey, bu adam kim? Hey, kim bu adam? | Shooter-3 | 2007 | |
| This guy was the greatest gunsmith east of the Mississippi. He's a legend. | Mississippi'nin doğusundaki en büyük silah ustasıydı. Bir efsanedir. Bu adam doğu Mississippi'nin en iyi silahçısıydı. O bir efsane. | Shooter-3 | 2007 | |
| He knows more about guns and the people who shoot them | Silahlar ve onları kullanan insanlar hakkında Smith Wesson'dan daha çok şey bilir. Silahlar ve onları kullananlar hakkında Smith & Wesson'dan | Shooter-3 | 2007 | |
| than Smith And Wesson. | Daha fazla şey bilir. | Shooter-3 | 2007 | |
| Don't really matter anymore. He knew we were coming the last three miles. | Bunun artık bir önemi yok. Son 5 kilometredir geldiğimizden haberi var. Artık bir önemi yok. 3 mil önceden geldiğimizi biliyordu. | Shooter-3 | 2007 | |
| You mind your manners. All right. | Davranışlarına dikkat et. Tamam. Hareketlerine dikkat et. Tamam. | Shooter-3 | 2007 | |
| You boys come a long way. What you looking for? | Uzun bir yoldan gelmişsiniz. Burada ne arıyorsunuz? Uzun yoldan gelmişsiniz. Ne arıyorsunuz? | Shooter-3 | 2007 | |
| You come to the wrong place. | Öyleyse yanlış yere geldiniz. Yanlış yere gelmişsiniz. | Shooter-3 | 2007 | |
| Say a man wanted to fire a bullet from one rifle | Bir adam, bir tüfekten ateşlediği merminin başka bir tüfeğe birebir uymasını istiyor. Diyelimki bir adam ateş edip bu atışı | Shooter-3 | 2007 | |
| and have it match exactly to another. | başka bir silahtan yapılmış gibi gösterdi. | Shooter-3 | 2007 | |
| Could that be done? | Bu yapılabilir mi? | Shooter-3 | 2007 | |
| Take a seat. | Otursana. Oturun. | Shooter-3 | 2007 | |
| Have a chair, son. | Bir sandalye çek, evlat. Sandalye al, evlat. | Shooter-3 | 2007 | |
| If you could get a bullet that had been shot clean through the first rifle, | İlk tüfekten ateşlenen mermi yeterince temizse, yivlerin uymasını sağlayabilirsin. Eğer yeterince temiz bir mermiyle atış yapılabilirse, | Shooter-3 | 2007 | |
| could make the grooves match. | söylediğin şey gerçekleşebilir. | Shooter-3 | 2007 | |
| Kind of thing ain't been done in a long time, though. | Yine de, böyle bir şey yapılmayalı uzun zaman oldu. Böyle birşey uzun zamandır gerçekleşmedi. | Shooter-3 | 2007 | |
| The bullet that was taken out of the Archbishop | Başpiskopos'tan alınan mermi, çarpmanın etkisiyle tamamen parçalanmıştı. Başpiskopostan çıkarılan mermi | Shooter-3 | 2007 | |
| was completely mangled on impact. | Çarpma tesiriyle tamamiyle parçalanmıştı. | Shooter-3 | 2007 | |
| FBI match was metallurgical. | FBI, mermi uyumunu metalürjik araştırmayla buldu. FBI incelemesi malzemeyle ilgili. | Shooter-3 | 2007 | |
| Thank you, Mother. | Teşekkür ederim, anne. Teşekkürler, Anne. | Shooter-3 | 2007 | |
| Yeah, but you couldn't guarantee that going in, so they had to be sure. | Evet ama bunun işe yaradığını garanti edemezsin, yani emin olmak zorundalar. Evet,ama yinede emin olunamaz. | Shooter-3 | 2007 | |
| And I still can't figure out how they could be. | Ve ben hala nasıl emin olduklarını anlamıyorum. | Shooter-3 | 2007 | |
| Good coffee? Yep. | Kahve iyi mi? Evet. | Shooter-3 | 2007 | |
| Look on your left, there. Second shelf down. | Sol tarafına bak. Alttan ikinci raf. Soluna bak, Oraya. Alttan ikinci raf. | Shooter-3 | 2007 | |
| Red leather spine. | Kırmızı kapaklı bir kitap olacak. Schofeld adında biri tarafından yazılmış. Kırmızı deri cilt. | Shooter-3 | 2007 | |
| Written by a guy named Schofeld. | Schofeld adında biri tarafından yazılan. | Shooter-3 | 2007 | |
| Put it there 15 years ago. Don't figure it's moved since then. | 15 yıl önce oraya koymuştum. O zamandan beri hiç dokunulmadı. Oraya 15 yıl önce koymuştum. O zamandan beri hiç dokunulmadı. | Shooter-3 | 2007 | |
| Yeah. Paper patching. | Evet. Kağıt yamama. 1870'lerde Afrika'da bulunan bir sanat şaheseri. Evet. Kağıt Yamama. | Shooter-3 | 2007 | |
| State of the art. 1870s Africa. | Merkezi. 1870' lerin Afrikası. | Shooter-3 | 2007 | |
| Paper wrapped bullet. | Mermiyi kağıda sararsın. Namludan geçerken metale temas etmez. Kağıt sarılmış mermi. | Shooter-3 | 2007 | |
| No metal on metal going down the barrel. | Namludan giden bir metal değil. | Shooter-3 | 2007 | |
| Grooves would match. Paper unwinds at the muzzle. | Yivler uyuşabilir. Kağıt, namlu ucundan çıkarken dağılır. Yivler eşleşir. Kağıt namlu çıkışında ayrılır. | Shooter-3 | 2007 | |
| Leaves no traces when it hits. | İsabet ettiğinde de hiçbir iz bırakmaz. İsabet ettiğinde hiç iz bırakmaz. | Shooter-3 | 2007 | |
| Interesting question, though. Hope I satisfied you. | İlginç bir soruydu. Umarım cevabım seni tatmin etmiştir. ilginç bir soru, ancak. Umarım aradığınız şeydir. | Shooter-3 | 2007 | |
| I got another one. | Bir sorum daha olacak. Bir tane daha var. | Shooter-3 | 2007 | |
| I thought you might. | Ben de öyle tahmin etmiştim. Eminim vardır. | Shooter-3 | 2007 | |
| Suppose I was looking for a man to make a 2,200 yard cold bore shot. | İlk atışta, 2000 metreden hedefi vurabilecek birini arıyorum. 2200 yard mesafeden atış yapan bir adamı aradığımı varsayalım. | Shooter-3 | 2007 | |
| Who's alive that could do that? | Bunu yapabilecek kaç kişi var? Bunu yapabilecek canlı kaç kişi var? | Shooter-3 | 2007 | |
| Seems I heard about a shot like that being made not too long ago. | Bu yakınlarda buna benzer bir atış yapıldığını duymuştum. Kısa bir süre önce öyle bir atış yapıldığını duymuştum. | Shooter-3 | 2007 | |
| Said the guy's name was Bob Lee Swagger. | Adamın adı Bob Lee Swagger'mış diyorlar. Adamın adı Bob Lee Swagger. | Shooter-3 | 2007 | |
| Never met the man, so I wouldn't know him. | Onunla hiç tanışmadım, o yüzden bilemiyorum. Tanışmadım, Bilemem. | Shooter-3 | 2007 | |
| Yeah, they said that, all right. | Evet, öyle diyorlar. Evet , Demek öyle söylediler. | Shooter-3 | 2007 | |
| They also said that artificial sweeteners were safe, | Aynı zamanda yapay tatlandırıcıların sağlıklı olduğunu,... Aynı zamanda suni tatlandırıcıların sağlıklı olduğunuda söylüyorlar, | Shooter-3 | 2007 | |
| and WMDs were in Iraq, | ...Irak'ta kitle imha silahları olduğunu... yada WMD'lerin ırak'ta olduklarını, | Shooter-3 | 2007 | |
| and Anna Nicole married for love! | ...ve Anna Nicole'ün severek evlendiği de söylüyorlar. Ve Anna Nicole'un aşk için evlendiğini! | Shooter-3 | 2007 |