Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 172532
İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
Right. | Evet tabi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm serious. lt's just a bad rumor that was started sometime in the '50s. | Ciddiyim. 50'lerde başlamış aptal bir söylenti bu sadece | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l had no idea. l need to tell all my friends. | Bilmiyordum. Bütün arkadaşlarıma anlatmalıyım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Please, do. Someone needs to put an end to this madness. | Lütfen, anlat. Birileri bu saçmalığa bir son vermeli | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
God, l'm so glad l came back to the hotel room. | Tanrım, hotel odasına geri döndüğüm için çok mutluyum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l never thought l'd see you again. | Seni bir daha göremiyeceğimi düşünmüştüm. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Room service. Right on time. | Oda servisi. Tam zamanında. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lce cream? Only the best for our VlPs. | Dondurma? V.I.P.'lerimiz için en iyisi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l had them remove all the calories for you. | Senin için bütün kalorilerini aldırttım | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You are good. | Çok iyisin | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
All right! | Eveet | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l said l wanted to do it to you every hour, on the hour, but l can't wait. | Sana bunu her saat yapmak istediğimi söylemiştim ama bekleyemiycem. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Can l do it again now? | Hemen tekrar yapabilir miyim? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
San Francisco, California, please, for Four Seasons Hotel. Thanks. | San Francisco, California, lütfen, Dört Mevsim Hoteli için. Teşekkürler. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Great dream. | Muhteşem rüya. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Yes, hi. Do you have a Freddie Mercury Suite? | Şey, merhaba. Freddie Mercury süitiniz var mı?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Good. Can l have it? Thanks. | Güzel. Bağlayabilir misiniz? Taşekkürler. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Have a great day. Thanks. 'Bye. | İyi günler. Teşekkürler. Bye | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What am l even calling for? | Neden arıyorum ki?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hello? Hey, Court. | Alo? Hey, Court | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Stop talking shit about me. Where you been? | Hey ,hey benim hakkımda konuşmayı kesin. Neredeydin? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Sorry l'm late. l don't want to talk about it. You ready? l'm starving. | Üzgünüm geciktim. Bu hakkında konuşmak istemiyorum. Gidelim mi?? Açlıktan ölüyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'll meet you there. l have to drop something off at the dry cleaners. | Sizinle orada buluşurum. Kuru temizlemeye birşeyler bırakmam gerekiyor. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Can it wait, please? l'm so hungry right now. | Bekleyemez mi, lütfen? Şu anda çok açım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lsn't that Courtney's dress that you borrowed last night? | Courtney'den dün akşam ödünç aldığın elbise değil mi o?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Why are you bringing it in? Did you get something on it? | Neden götürüyorsun ki? Leke mi oldu | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm trying to be a good girlfriend. | Sadece iyi bir arkadaş olmaya çalışıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm really sorry. You slut! | Gerçekten çok üzgünüm. Seni fahişe! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
ls that what l think it is? Guilty! | Bu düşündüğüm şey mi? Suçlu!! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'll take it to the dry cleaners, and it will be gone. | Kuru temizlemeye götürücem ve çıkmış olacak | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That's a lot! He was holding a lot! | Bu çok fazla! Çok fazla taşıyormuş! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
My God! What's this on your skirt? | Tanrım! Elbisenin üzerindeki ne?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l am scared enough as it is to go in there. What am l going to say? | Oraya gitmeye bile utanıyorum. Ne diycem ki? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Mr. Martin, can you help me with my jizz?'' | ''Mr. Martin, bana sorunumda yardımcı olabilir misiniz?'' | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You know what? | Ne biliyor musunuz?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You guys suck. No, obviously you suck. | Siz berbatsınız. Hayır, görünüşe göre berbat olan sensin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You suck. You suck well. l'm proud. | Berbatsın. Tümüyle berbatsın. Gurur duydum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
No spanky wanky. | Sakso yasak, sakso yasak. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hey, Jane. | Selam, Jane. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hi, Mr. Martin. How's your mother? | Merhaba, Bay Martin. Annen nasıl? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Great. She's good. Everyone's good. Your grandmother? | Çok iyi. Annem iyi. Herkes iyi. Ananen?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Everyone's great. That's fine. That's fine. | Herkes çok iyi. Çok güzel. çok güzel. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What you got for me today? | Bugün benim için neyin var? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Just a dress, but l'll be back for it in a few days, so no hurry. | Sadece bir elbise, birkaç gün sonra almaya gelirim, acelesi yok yani. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Any stains? No. | Herhangi bir leke? Hayır. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What's this? What? | Bu ne? Ne? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
This. Come here. | Bu. Buraya gel. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Stain? | Leke? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
This is going to be a tough one. | Bu zorlayacak gibi gözüküyor | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l didn't even notice that. l must have spilled some soda on me last night. | Hiç farkında değilim. Geçen akşam üstüme soda dökülmüş olmalı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
No. This is not soda. Think, Jane. Think. | Hayır. Bu soda değil. Düşün, Jane. düşün. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
lf l know what it is, it's easier for me to remove. | Eğer ne olduğunu bilirsem, benim için çıkarması daha kolaylaşır. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
The field trip. Come in, children. Come in. | Okul gezisi. İçeri gelin çocuklar, içeri gelin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Fuck. Good afternoon, Mrs. Franklin. | S_ktir. Tünaydın, Bayan. Franklin | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hi, Mr. Martin. | Merhaba, Bay Martin. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
On today's field trip, we are going to learn about cleanliness. | Bugünkü okul gezimizde, temizliği öğrenicez | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Jane Burns! | Jane Burns! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Sweetheart, l haven't seen you since l taught you in third grade! | Tatlım, seni üçüncü sınıftan beri görmedim!! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Top of the morning there, Mr. Martin. Hello, Father Flynn. | Gününüz aydın olsun, Bay Martin. Merhaba, Peder Flynn | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
As l live and breathe, isn't it.... lt is little Mary Jane Burns! | Gözlerime inanamıyorum, bu.... Evet bu küçük Mary Jane Burns!! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What a coincidence! l'm having supper with your parents tonight. | Ne tesadüf! Akşama sizinkilere yemeğe davetliyim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What a stain you got there, little Janie! | Küçük Janie ne leken varmış bir bakalım! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
So how was it? Was it fun? | Eee nasıldı? Eğlenceli miydi? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Oh, my God, l can't believe l didn't tell you this. | Aman Tanrım sana anlatmadığıma inanamıyorum. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Apparently, one of the guys who was at the party flipped out... | Görünüşe göre, partideki çocuklardan biri çılgına döndü.. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...was out on the balcony, screaming at the top of his lungs: | ...balkona çıkmış, ciğerleri çıkarcasına bağırmış | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
''Christina! Has anyone seen my little Christina?'' | ''Christina! Minik Christinamı gören var mı?' | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Then he jumps off and dies because you're a pussy. Why didn't you go? | demiş sonra atlamış ve ölmüş inatçının teki olduğun için. Neden gitmedin? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l don't know! l was going to. l was. l was going to, and then l wasn't. | Bilmiyorum! Gidecektim. Aslında. Gidecektim ve sonra gitmedim | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
And then l called him at the hotel | Ve sonra onu hotelden aradım | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Wait. Hold on. Rewind for one second. You called him at the hotel? | Bekle. Dur orda. Bir saniye geri al. Onu hotelden mi aradın?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
What did he say? Nothing. He said nothing. Okay? | Ne dedi peki? Hiçbir şey. Hiçbirşey demedi. Tamam mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Why? He checked out already. | Neden? Çünkü çoktan ayrılmış. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Let's just sum this up real quickly. | Şimdi... hepsini çabucak bir toparlayalım. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
ln the bathroom, we hate him, yet we call him by name. | Tuvalette, ondan nefret ediyoruz, ardından adıyla çağırmaya başlıyoruz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Then we throw beer on him. | Daha sonra bira döküyoruz üstüne. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Then we laugh and we flirt and we dance with him. | Sonra gülüyoruz, ve flört edip dans ediyoruz onunla. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Then we casually call him at the hotel. Then we obsess about the casual call. | Sonra tesadüfen onu hotelini arıyoruz. Ve sonra bu tesadüfi aramayı kafamıza takıyoruz. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Obsess? l'm not obsessing, okay? | Takmak mı? Kafama takmıyorum, tamam mı? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Could all this erratic behavior be because this guy got under your skin? | Adamın kanına girmesiyle bir alakası olabilir mi bütün bu dengesiz davranışlarının?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
No. That you might really like him? | Hayır. Ondan gerçekten hoşlanıyor olmandan?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
That you regret not going because you'll never know what might've happened? | Ne olacağını hiç bilemeyeceğinden gitmediğin için pişmanlık duyuyorsun! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
No, l don't regret it, and if l had any regrets... | Hayır, pişman değilim, ve herhangi bir pişmanlık duysaydım... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...it would be this conversation, right now, having it with you. | ...o da seninle su anda burada yaptığımız muhabbet olurdu. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Can we drop it? Okay. Sorry l brought it up. | Unutabilir miyiz şunu? Okey. Üzgünüm ben açtım konuyu. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l won't mention it again. | Bir daha hatırlatmıycam | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Even if l did regret not going to the party... | Partiye gitmediğim için pişmanlık duysam bile... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...it's not like l can do anything about it now. | ...şu anda bunun için yapabileceğim birşey yok! | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Sometimes you just have to let these things go, right? | Bazen olayları akışına bırakmak gerekir, öyle değil mi? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Exactly. Although... | Kesinlikle. Yine de... | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...if there was regret... | ...pişman olsaydım.. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
...l suppose there's always something you could do about it. | ...mutlaka senin bu konuda yapabileceğin birşeyler vardır. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
You could show up at his brother's wedding, because it is his brother. | Abisinin düğününde gözükebilirdin. Onu abisi sonuçta | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
But that's only if you regretted it, which l don't regret it. | Ama bu sadece sen pişman olsaydın olurdu, ki ben pişman değilim. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l just don't regret it. Regret is such a waste of time. | Pişman değilim hepsi bu. Pişmanlık tamamen bir vakit kaybı. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Honey will you just admit that you regret not going to this party. | Tatlım, partiye gitmediğin için pişman olduğunu kabul eder misin?? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Okay, fine l regret not going to this party. You need to let it go. | Okey, güzel partiye gitmediğim için pişmanım. Bırak gitsin | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
l'm letting it go. l'm over it. | Öyle yapıyorum. Atlattım bile. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Hi, honey, how did it go? | Selam, canım, nasıl gitti? | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |
Fine. No problem. Good. | Güzel. Sorun yoktu. İyi. | The Sweetest Thing-1 | 2002 | ![]() |