Ara
İngilizce Türkçe Kelime Çevirileri Sayfa 163056
| İngilizce | Türkçe | Film Adı | Film Yılı | |
| save your money. l'll say goodbye to your kids for you. | ...paranızı kendinize saklayın. Çocuklarınıza sizin yerinize veda ederim. ...paranızı iyi koruyun.Yoksa çocuklarınza sizin için elveda derim. ...paranızı kendinize saklayın. Çocuklarınıza sizin yerinize veda ederim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Were they scared? | Korktular mı? Korkmuşlar mıydı? Korktular mı? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Yeah. Fucking pussies. | Evet. Korkaklar. Evet. Korkak ibneler. Evet. Korkaklar. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l love it. The one who was driving makes me want to puke. | Bayıldım. İçlerinden birine bakınca kusacakmış gibi oluyorum. Bunu sevdim. Arabayı süren kusmamı istiyor. Bayıldım. İçlerinden birine bakınca kusacakmış gibi oluyorum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| lt'll all be over in a couple of hours. | Hepsi bir kaç saate bitecek. Bir kaç saat içinde her şey sona ermiş olacak. Hepsi bir kaç saate bitecek. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Well, l mean, it won't all be over. | Şey yani, hepsi bitmeyecek. Aslında her şey sona ermeyecek. Şey, yani, hepsi bitmeyecek. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Will it? | Bitecek mi? Değil mi? Bitecek mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| No, it won't. | Hayır, bitmeyecek. Evet, öyle. Hayır, bitmeyecek. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Fuck! Voicemail again. | Hay amına koyayım! Yine sesli mesaj! Lanet olsun! Yine sesli mesaj. Hay amına koyayım! Yine sesli mesaj! | The Entitled-1 | 2011 | |
| The one time we need him. | Zaman ihtiyacımız var. Ona ihtiyacımız var. Zaman ihtiyacımız var. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Let's call the police. Okay, we call the police, | Polisi arayalım. Tamam, polisi aramak... Bence polisi arayalım. Tamam, arayalım... Polisi arayalım. Tamam, polisi aramak... | The Entitled-1 | 2011 | |
| does that increase the chance of catching this psycho? Yeah, it does. | ...bu psikopatı yakala şansı doğuracak mı? Evet, doğuracak. ...peki bu, o psikopatı yakalamamıza yardım edecek mi? Evet, edecek. ...bu psikopatı yakala şansı doğuracak mı? Evet, doğuracak. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Does it also increase the chance of something happening to our kids? | Ayrıca çocuklarımızın başına bir şey gelme şansını da doğuracak mı? Bu çocuklarımıza bir şey olmamasını da sağlayacak mı? Ayrıca çocuklarımızın başına bir şey gelme şansını da doğuracak mı? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Yeah, it does and l don't like those odds. | Evet, doğuracak. Bu oranı hiç sevmedim. Tabii, kesinlikle. Bu saçmalıkları sevmiyorum. Evet, doğuracak. Bu oranı hiç sevmedim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| This is not a business deal. That's exactly what this is! | Bu iş anlaşması değil. Kesinlikle iş anlaşması! Bu bir iş anlaşması değil. Evet öyle! Bu iş anlaşması değil. Kesinlikle iş anlaşması! | The Entitled-1 | 2011 | |
| This is a business deal and l'm doing risk assessment. | Bu iş anlaşması ve risk değerlendirmesi yapıyorum. Bu iş anlaşması ve ben durumun tehlikesini değerlendiriyorum. Bu iş anlaşması ve risk değerlendirmesi yapıyorum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l'm not risking Nick's life because you want to do what you think is the right | Doğru şeyi yapmak istediğin için Nick'in hayatını tehlikeye atmayacağım... Nick'in hayatını riske atamam. Çünkü insan doğru bildiğini yapmak ister. Doğru şeyi yapmak istediğin için Nick'in hayatını tehlikeye atmayacağım... | The Entitled-1 | 2011 | |
| Okay, then let's get out there and do something to try and find them. | Tamam o zaman. Dışarı çıkıp onları bulacak bir şeyler yapalım. Peki, o halde çıkıp çocuklarımızı bulmak için bir yol arayalım. Tamam o zaman. Dışarı çıkıp onları bulacak bir şeyler yapalım. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Well, Cliff, where do we start? | Cliff, Nereden başlayacağız? Peki Cliff, nereden başlamayı düşünüyorsun? Cliff, Nereden başlayacağız? | The Entitled-1 | 2011 | |
| We're gone and the guy calls, then what? | Biz gittiğimizde herif ararsa, o zaman ne olacak? Tam biz gittiğimizde o herif ararsa ne olacak? Biz gittiğimizde herif ararsa, o zaman ne olacak? | The Entitled-1 | 2011 | |
| We've gotta wait for Bob. Bob's not here. | Bob'u bekleyeceğiz. Bob burada değil. Bob'u beklememiz lazım. Bob burada değil. Bob'u bekleyeceğiz. Bob burada değil. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Look, we don't have time to make a debate about this. | Bak, bu konuda tartışma yapmak için vaktimiz yok. Bak, bu konuda tartışmaya vaktimiz yok. Bak, bu konuda tartışma yapmak için vaktimiz yok. | The Entitled-1 | 2011 | |
| All right, we need to stick together. We can't afford to antagonize this guy. | Bir araya gelmemiz lazım. Yoksa bu herifin aleyhine iş yapacak gücümüz olmaz. Peki, o halde beraber hareket edelim. Bu çocuğa karşı çıkamayız. Bir araya gelmemiz lazım. Yoksa bu herifin aleyhine iş yapacak gücümüz olmaz. | The Entitled-1 | 2011 | |
| All right, let's just do what he says. | Tamam mı, ne diyorsa onu yapalım. Tamam, öyleyse ne diyorsa onu yapalım. Tamam mı, ne diyorsa onu yapalım. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Here. | Al. Yak bir tane. Al. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Call your guy. | Adamını ara. Oğlunu ara. Adamını ara. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l'm going back downstairs. | Ben aşağıya iniyorum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Dean, you've got to stay up here. | Dean, senin burada kalman gerek. Dean, sen burada kal. Dean, senin burada kalman gerek. | The Entitled-1 | 2011 | |
| No more than two people down there. You know the rules. | İki kişiden fazlası aşağıya inemez. Kuralları biliyorsun. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Somebody has to be up here to keep watch. | Birinin burada olup, gözetleme yapması gerek. Biri burada kalıp nöbet tutmalı. Birinin burada olup, gözetleme yapması gerek. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Yeah, so she can do it. She can stay then. | Evet, o yapabilir. Burada o kalabilir, o zaman. Evet, öyleyse o tutsun nöbeti. O burada kalsın. Evet, o yapabilir. Burada o kalabilir, o zaman. | The Entitled-1 | 2011 | |
| No, Dean, | Hayır, Dean. Olmaz Dean. Hayır, Dean. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l need you for the big stuff. | Büyük işleri senin yapman lazım. Asıl işte bana lazımsın. Büyük işleri senin yapman lazım. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Got it? Yeah. | Anladın mı? Tamam. Anladın? Evet. Anladın mı? Tamam. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Everybody happy? Fuck you! | Herkes mutlu mu? Siktir git! Keyifler yerinde mi? A.... k.... Herkes mutlu mu? Siktir git! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Why don't l just fuck you? | Neden seni şuracıkta sikmiyorum? Ben seni s....m nasıl olur? Neden seni şuracıkta sikmiyorum? | The Entitled-1 | 2011 | |
| What the fuck? Hmm? | N'oluyor lan? Bu ne be? Nasılmış? N'oluyor lan? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Transfer arrangements have been made? | Transfer anlaşması ayarlandı mı? Aktarım işlemleri tamam mı? Transfer anlaşması ayarlandı mı? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Yes. Good. | Evet. Güzel. Evet Evet. Güzel. | The Entitled-1 | 2011 | |
| lt should take a couple of hours to work its way through the system | Sistemin yoluna girmesi birkaç saat alacak... Sisteme aktarılması bir kaç saat sürer. Sistemin yoluna girmesi birkaç saat alacak... | The Entitled-1 | 2011 | |
| and then they'll be freed. l want you to take this number down. | ...sonra da serbest bırakılacaklar. Bu numarayı yazmanı istiyorum. Ondan sonra serbest kalacaklar. Şu numarayı yazın bir kenara. ...sonra da serbest bırakılacaklar. Bu numarayı yazmanı istiyorum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| There's something you should know. Bob Vincent hasn't arrived yet. | Bilmen gereken bir şey var. Bob Vincent henüz gelmedi. Bilmen gereken bir şey var. Bob Vincent daha gelmedi. Bilmen gereken bir şey var. Bob Vincent henüz gelmedi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Where is he? He's late. | Nerede? Geç kaldı. Nerede o? Gecikti. Nerede? Geç kaldı. | The Entitled-1 | 2011 | |
| He's late?! What's going on? | Geç mi kaldı? Neler oluyor? Gecikti mi? Neler oluyor? Geç mi kaldı? Neler oluyor? | The Entitled-1 | 2011 | |
| lt doesn't mean anything. He'll be here any minute. | Bir şey olduğu anlamına gelmez. Her an gelebilir. Sorun yok, merak etme. Birazdan burada olur. Bir şey olduğu anlamına gelmez. Her an gelebilir. | The Entitled-1 | 2011 | |
| No, that's bullshit. They're not gonna fucking pay us! | Hayır, saçmalık bu. Bize ödeme yapmayacaklar! Bırak şu saçmalığı. Parayı verecekleri yok. Hayır, saçmalık bu. Bize ödeme yapmayacaklar! | The Entitled-1 | 2011 | |
| They will! They'll pay whatever you want. | Yapacaklar! İstediğiniz parayı size ödeyecekler! Verecekler! Ne isterseniz verecekler. Yapacaklar! İstediğiniz parayı size ödeyecekler! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Shut your fucking mouth! Just give me a second, all right? | Kapatın lan o ağzınızı! Bana bir saniye ver, tamam mı? Kapat çeneni! Bir dakika izin ver. Kapatın lan o ağzınızı! Bana bir saniye ver, tamam mı? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Which one's missing? Hey, you fucking cool it. | Hangisinin babası yok? Sakin ol. Hangisi kayıpmış? Bak, işi berbat edeceksin. Hangisi kayıp? Sakin ol. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Look at Which which one is fucking missing? | Bak... Hangisinin... Babası yok? Bak... Hangi.. Hangisi kayıp? Bak... Hangisi... Kayıp olan hangisi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| The guy in the middle. Hey, all right, | Ortadaki adamın. Pekala. Ortadaki. Hey, tamam. Ortadaki adam. Pekala. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l'll give Mr. Vincent another half an hour and that's it. | Yarım saat sonra Bay Vincent'ı arayacağım. Bay Vincent'a bir yarım saat daha veriyorum. Ama bu son haberiniz olsun. Yarım saat sonra Bay Vincent'ı arayacağım. | The Entitled-1 | 2011 | |
| That's bullshit! Can't you see they're fucking playing us? | Saçmalık bu! Bizimle oynadıklarını göremiyor musun be? Salaklık yapıyorsun! Bizimle dalga geçiyorlar görmüyor musun? Saçmalık bu! Bizimle oynadıklarını göremiyor musun be? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Hey, just fucking cool it, okay? Look at me. Cool it. | Sakin ol, tamam mı? Bana bak. Sakin ol. Sakin ol tamam mı? Bana bak, sakın ol. Sakin ol, tamam mı? Bana bak. Sakin ol. | The Entitled-1 | 2011 | |
| All right? We're gonna take what we can get. | Tamam mı? İstediğimizi alacağız. Alabildiğimiz kadar para alacağız. Tamam mı? İstediğimizi alacağız. | The Entitled-1 | 2011 | |
| We'll take what we can get. | İstediğimizi alacağız. Alabildiğimiz kadarını alacağız. İstediğimizi alacağız. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Okay, so l want you to take this number down. | Tamam, bu numarayı bir yere yazmanızı istiyorum. Şimdi, senden şu numarayı not etmeni istiyorum. Tamam, bu numarayı bir yere yazmanızı istiyorum. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Fucking bitch. | Koyduğumun orospusu. Seni lanet fahişe. Koyduğumun orospusu. | The Entitled-1 | 2011 | |
| lf we're not gonna wait, we don't really need this asshole, do we? | Beklemeyeceğiz, bu hergeleye ihtiyacımız yok, değil mi? Eğer beklemeyeceksek bu götvereni öldürebiliriz, değil mi? Beklemeyeceğiz, bu hergeleye ihtiyacımız yok, değil mi? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Jeff! Jeff! | Jeff! Jeff! Jeff, Jeff! Jeff! Jeff! | The Entitled-1 | 2011 | |
| No! God. | Hayır! Tanrım. Olamaz! Tanrım. Hayır! Tanrım. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What the fuck? | Ne bok yedin lan? Bu da neyin nesiydi? Ne bok yedin lan? | The Entitled-1 | 2011 | |
| What is wrong with you? We were gonna do it anyway. | Neyin var senin? Bize para ödemeyecekler zaten. Nesin neyin var ha? Nasıl olsa onu öldürecektik. Neyin var senin? Bize para ödemeyecekler zaten. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Give me that. Get the fuck out of here. | Ver şunu bana. Şimdi siktir ol git. Ver şunu bana. Bas git buradan. Ver şunu bana. Şimdi siktir ol git. | The Entitled-1 | 2011 | |
| No! Jeff! | Hayır! Jeff! | The Entitled-1 | 2011 | |
| You fucking bitch! Fucking bitch! | Koyduğumun orospusu! Koyduğumun orospusu! Seni fahişe, lanet olası fahişe. Koyduğumun orospusu! Koyduğumun orospusu! | The Entitled-1 | 2011 | |
| You fucking bitch! | Koyduğumun orospusu! Pis sürtük! Koyduğumun orospusu! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Listen to me... Dad! | Beni dinle... Baba! Beni dinle... Beni dinle... Baba! | The Entitled-1 | 2011 | |
| ...that shouldn't have happened, okay? | ...bu olmamalıydı, tamam mı? ...böyle olmaması gerekiyordu. ...bu olmamalıydı, tamam mı? | The Entitled-1 | 2011 | |
| But if you don't want anything like that to happen again, | Böyle bir şeyin, yeniden yaşanmamasını istiyorsan... Eğer böyle bir şeyin bir daha olmasını istemiyorsan... Böyle bir şeyin, yeniden yaşanmamasını istiyorsan... | The Entitled-1 | 2011 | |
| you'd better fucking listen to me. What the hell have you done? | ...beni dinlesen iyi edersin. Ne yaptın sen? ...bana kulak versen iyi edersin. Ne yaptın sen? ...beni dinlesen iyi edersin. Ne yaptın sen? | The Entitled-1 | 2011 | |
| You killed an innocent boy? Just listen to me! | Masum bir çocuğu öldürdün. Beni dinle! Masum bir çocuğu öldürdün. Beni dinle dedim! Masum bir çocuğu öldürdün. Beni dinle! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Bank of Lucerne, | Lucerne bankası... | The Entitled-1 | 2011 | |
| account number 0370995 You've got to say that again. | ...hesap numarası 0370995... Yeniden söyle. ...hesap numarası 0370995... Tekrar söyle. ...hesap numarası 0370995... Yeniden söyle. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Please, Dad! Account 0370 | Lütfen baba. Hesap No; 0370... 0370... Lütfen baba. Hesap No; 0370... | The Entitled-1 | 2011 | |
| 995731. Dad! | ...995731. Baba! ...995731. ...995731. Baba! | The Entitled-1 | 2011 | |
| No! Fuck! Again. | Hayır! Siktir! Yeniden. Bir daha söyle. Hayır! Siktir! Yeniden. | The Entitled-1 | 2011 | |
| 5731. | ...5731. 5731. ...5731. | The Entitled-1 | 2011 | |
| You know the deal false names, money there for five seconds and then out. | Anlaşmayı biliyorsun... Sahte isimler, beş saniye sonra para gidiyor. Anlaşmayı biliyorsun, sahte isimler. Beş saniyede parayı bırakıp çıkacaksınız. Anlaşmayı biliyorsun... Sahte isimler, beş saniye sonra para gidiyor. | The Entitled-1 | 2011 | |
| lt'll take two months to track it down and by then l'll be gone. | İki ay paranın izini süreceğim, sonra da gideceğim. Olayı çözmeleri iki ay sürer. O zamana kadar ben gitmiş olurum. İki ay paranın izini süreceğim, sonra da gideceğim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| You've got till 3:00 a.m. | 3'e kadar vaktiniz var. Saat üçe kadar vaktiniz var. 3'e kadar vaktiniz var. | The Entitled-1 | 2011 | |
| 3:00 a.m. | 03:00'a kadar. Üçe kadar. 03:00'a kadar. | The Entitled-1 | 2011 | |
| Nick, what are they doing? | Nick, ne yapıyorsun? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Jeff. Fuck. | Jeff. Siktir. Jeff. Lanet olsun. Jeff. Siktir. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l know the banks are closed. What do you think, l'm a fucking moron? | Bankaların kapalı olduğunu biliyorum. Geri zekâlı olduğumu mu sanıyorsun? Bankaların kapandığını biliyorum. Sen beni aptal mı sandın? Bankaların kapalı olduğunu biliyorum. Geri zekâlı olduğumu mu sanıyorsun? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Just use one of the foreign accounts, Chuck! | Sadece... Yabancı hesaplardan birini kullan, Chuck! Yabancı hesaplardan birini kullan Chuck! Sadece... Yabancı hesaplardan birini kullan, Chuck! | The Entitled-1 | 2011 | |
| l'll explain it to you another time. | Başka bir zaman sana açıklarım. Bir ara açıklarım nedenini. Başka bir zaman sana açıklarım. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l gave you the details, now just fucking do it! | Sana detayları verdim, şimdi dediğimi yap! Tüm bilgileri verdim sana. Bir şekilde hallet bu işi! Sana detayları verdim, şimdi dediğimi yap! | The Entitled-1 | 2011 | |
| Are they giving you trouble? | Sorun mu çıkarıyorlar? Sorun mu var? Sorun mu çıkarıyorlar? | The Entitled-1 | 2011 | |
| l guess it's not every day that they're asked to transfer a million bucks. | Sanırım her gün milyonlarca dolar transfer etmiyorlar. Her gün milyon dolarlar nakletmediklerinden olsa gerek. Sanırım her gün milyonlarca dolar transfer etmiyorlar. | The Entitled-1 | 2011 | |
| He called you Slick. | Sana Usta dedi. Sana Slick dedi. Sana Usta dedi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What? The first time he phoned | Ne? İlk telefon ettiğinde... Ne? İlk aradığında... Ne? İlk telefon ettiğinde... | The Entitled-1 | 2011 | |
| he called you Slick. | ...sana Usta dedi. ...sana Slick dedi. ...sana Usta dedi. | The Entitled-1 | 2011 | |
| l haven't called you that since college. | Sana üniversiteden beri bunu söylemedim. Sana üniversiteden beri böyle demiyorum. Sana üniversiteden beri bunu söylemedim. | The Entitled-1 | 2011 | |
| You're the only one who ever did. | Bunu söyleyen tek kişi sendin. Zaten onu söyleyen tek kişi sendin. Bunu söyleyen tek kişi sendin. | The Entitled-1 | 2011 | |
| What's going on, Rick? | Neler oluyor, Rick? Neler oluyor Rick? Neler oluyor, Rick? | The Entitled-1 | 2011 | |
| lf there's anything else you need, l can | Yardım edebileceğim herhangi bir şey var... Yapmamı istediğiniz başka bir şey varsa... Yardım edebileceğim herhangi bir şey var... | The Entitled-1 | 2011 | |
| ls something wrong? | Yolunda gitmeyen bir şey mi var? Sorun nedir? Yolunda gitmeyen bir şey mi var? | The Entitled-1 | 2011 | |
| Are you gonna stick to the goddamn plan from now on? | Şimdiden itibaren plana sadık kalacak mısın? Hala plana sadık kalmayı düşünüyor musun? Şimdiden itibaren plana sadık kalacak mısın? | The Entitled-1 | 2011 | |
| What's the big deal? The big deal is | Büyütecek ne var? Büyütecek şey... Bu kadar önemli olan ne? Ne mi? Büyütecek ne var? Büyütecek şey... | The Entitled-1 | 2011 |