Search
English Turkish Sentence Translations Page 303
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Got my bar mitzvah done, son. | Tanrı Bar Mitzvahı halletti evlat. Tanrı Bar Mitzvahı halletti evlat. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Preach! | Yürü! Yürü! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| So let's get to it. | Hadi, şu işi halledelim. Hadi, şu işi halledelim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| How much of my mitzvah money is it gonna take | Bar Mitzvah paramdan ne kadarı seni baştan aşağı soyup Bar Mitzvah paramdan ne kadarı seni baştan aşağı soyup | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| some super fine taytays? | bana o süper göğüslerine hizmet etmeni sağlayacak. bana o süper göğüslerine hizmet etmeni sağlayacak. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Dude, there is not enough money in the | Dostum hayatta o kadar para... Dostum hayatta o kadar para... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| how much are we talking? | Ne kadardan bahsediyoruz? Ne kadardan bahsediyoruz? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yo, don't get all jealous, vanilla cone. | Yo, kıskanma, vanilyalı dondurma. Yo, kıskanma, vanilyalı dondurma. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| How about you turn around and make it pop for daddy? | Arkanı dönüp de babacığına gelmeye ne dersin? Arkanı dönüp de babacığına gelmeye ne dersin? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| How would you like it if I told your mother | Hemen şu kapının ardında ki annene bize nasıl saygısızlık ettiğinizi... Hemen şu kapının ardında ki annene bize nasıl saygısızlık ettiğinizi... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| how you boys were in here disrespecting us? | ... söylememe ne dersin? ... söylememe ne dersin? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| How is you gonna say anything with your mouth full? | Ağzın doluyken nasıl bir şey söyleyeceksin? Ağzın doluyken nasıl bir şey söyleyeceksin? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Damn, son! | Budur! Oğlum. Budur! Oğlum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Come in here, ma. This way. | Buraya gelin. Bu tarafa. Buraya gelin. Bu tarafa. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Don't say anything to her. | Ona hiçbir şey söyleme. Ona hiçbir şey söyleme. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Let's just get our money and get out of here. | Sadece paramızı alıp buradan gidelim. Sadece paramızı alıp buradan gidelim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, she should know. | Max, bilmesi gerekiyor. Max, bilmesi gerekiyor. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You wanna ruin their day and not get paid? | Parayı almadan günlerini mahvetmek mi istiyorsun? Parayı almadan günlerini mahvetmek mi istiyorsun? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Just keep it to yourself for five minutes and we're gone. | Beş dakika kendine sakla ve gidelim. Beş dakika kendine sakla ve gidelim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I want you to meet my mother, Hinda Fagel. | Annemle tanışmanızı istiyorum. Hinda Fagel. Annemle tanışmanızı istiyorum. Hinda Fagel. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Ma, this is Max who made the kosher cupcakes. | Anne, bu Max, koşer kekleri yapan. Anne, bu Max, koşer kekleri yapan. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And I'm Caroline. | Ve ben Caroline. Ve ben Caroline. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What did the shicksa say? | Bu ecnebi ne dedi? Bu ecnebi ne dedi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| She said her name is Caroline. | Benim adım Caroline dedi. Benim adım Caroline dedi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Who cares what her name is? | Adının ne olduğu kimin umurundaymış. Adının ne olduğu kimin umurundaymış. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| She looks like the people that | Büyük annemin sandığını soyan tiplere benziyor. Büyük annemin sandığını soyan tiplere benziyor. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| But look at this one. | Ama şuna bir bak. Ama şuna bir bak. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It's like looking in a mirror. | Tıpkı aynaya bakmak gibi. Tıpkı aynaya bakmak gibi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oy, she's got a fever. | Ateşi var. Ateşi var. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, Max, oh honey, you're burning up. | Max, tatlım, yanıyorsun. Max, tatlım, yanıyorsun. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, no way, I don't get sick. | İmkanı yok. Ben hastalanmam. İmkanı yok. Ben hastalanmam. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I get sick. | Ben hastalanıyorum. Ben hastalanıyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You're sick. | Sen hastasın. Sen hastasın. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You'll come, you'll lie down. | Geliyorsun ve uzanıyorsun. Geliyorsun ve uzanıyorsun. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, I'm really fine. | Gerçekten bir şeyim yok. Gerçekten bir şeyim yok. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We'll just get our money and head home. | Biz paramızı alıp evin yoluna koyulalım. Biz paramızı alıp evin yoluna koyulalım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Nonsense. You'll see my husband. | Saçmalık. Kocamı göreceksin. Saçmalık. Kocamı göreceksin. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| The doctor. | Doktor. Doktor. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Stop, wait, where are you taking her? | Durun, bekleyin. Nereye götürüyorsunuz onu? Durun, bekleyin. Nereye götürüyorsunuz onu? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm the one who gets sick. | Hasta olan benim. Hasta olan benim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What did she say? | Ne dedi? Ne dedi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| She says she wants your hutch. | Sandığının peşinde olduğunu söyledi. Sandığının peşinde olduğunu söyledi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You poor baby. | Zavallı bebeğim. Zavallı bebeğim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You have a fever of 102. | Ateşin 39 derece. Ateşin 39 derece. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Just have to rest, Bubala. | Dinlenmek zorundasın evlat. Dinlenmek zorundasın evlat. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I'm really fine. | Gerçekten iyiyim. Gerçekten iyiyim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| That towel thing feels awesome. | Bu havlu olayı harika hissettirdi. Bu havlu olayı harika hissettirdi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| It's a cold compress, it'll bring your fever down. | Soğuk kompres. Ateşini düşürecektir. Soğuk kompres. Ateşini düşürecektir. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| My husband should be in any minute. | Kocam birazdan burada olur. Kocam birazdan burada olur. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I think it's only right to tell you, | Sanırım size söyleyebileceğim tek şey geçmişim hakkında pek fazla... Sanırım size söyleyebileceğim tek şey geçmişim hakkında pek fazla... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I might not be Jewish. | ...bir şey bilmiyorum, o yüzden ben bir Musevi olmayabilirim. ...bir şey bilmiyorum, o yüzden ben bir Musevi olmayabilirim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Please, look at you. | Lütfen, kendine bir bak. Lütfen, kendine bir bak. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You could be my daughter. | Benim kızım olabilirdin. Benim kızım olabilirdin. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I would have liked that. | Olsaydı hoşuma giderdi. Olsaydı hoşuma giderdi. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Always wanted a daughter. | Hep bir kız evlat istemişimdir. Hep bir kız evlat istemişimdir. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I always wanted a mother. | Hep bir annem olsun istemişimdir. Hep bir annem olsun istemişimdir. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, did your mother die young? | Annen genç mi öldü? Annen genç mi öldü? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Sadly, no. | Maalesef, hayır. Maalesef, hayır. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Ooh, you need a kiss. | Bir öpücük lazım sana. Bir öpücük lazım sana. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, good your soup is ready. | Güzel, çorban hazırmış. Güzel, çorban hazırmış. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Ess a bissel, tatelleh. | Afiyet olsun Bisselime. Afiyet olsun Bisselime. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Bissel? | Bissel mi? Bissel mi? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| I know bissel. | Bisselin ne olduğunu biliyorum. Bisselin ne olduğunu biliyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Of course you do. You're Jewish. | Tabii ki biliyorsun. Sen bir Musevisin. Tabii ki biliyorsun. Sen bir Musevisin. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Okay, I'm Jewish, what the hell. | Peki. Ben bir Museviyim. Canı cehenneme. Peki. Ben bir Museviyim. Canı cehenneme. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, we don't believe in hell. | Biz cehenneme inanmayız. Biz cehenneme inanmayız. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| We don't? | İnanmaz mıyız? İnanmaz mıyız? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Awesome. | Müthiş. Müthiş. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, thanks. | Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Call me Bubby. | Bana Bubby diyebilirsin. Bana Bubby diyebilirsin. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Thanks, Bubby. | Teşekkürler Bubby. Teşekkürler Bubby. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| No one's ever blown on my soup before. | Daha önce hiç kimse çorbamı üflememişti. Daha önce hiç kimse çorbamı üflememişti. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What's wrong with them? | Dertleri neymiş? Dertleri neymiş? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Oh, there he go! | İşte bu! İşte bu! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| That's what's up, hooker. | Bu nasıldı şıllık? Bu nasıldı şıllık? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| First of all, you just scuffed his mother's freshly waxed floor | Birincisi: Annenin yeni cilaladığı parkeleri çizdiniz. Birincisi: Annenin yeni cilaladığı parkeleri çizdiniz. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and secondly, you may think throwing away your family | Ve ikincisi: Ailenizin geleneklerini önemsememek, size şimdi... Ve ikincisi: Ailenizin geleneklerini önemsememek, size şimdi... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| traditions is cool now, but in life, bad things can happen. | ...havalı gelebilir ama hayatta başınıza kötü şeyler gelebilir. ...havalı gelebilir ama hayatta başınıza kötü şeyler gelebilir. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| And one day, when you find yourself penniless and sick, | Bir gün kendinizi beş kuruşsuz ve hasta bulunca... Bir gün kendinizi beş kuruşsuz ve hasta bulunca... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| you'll need your nice Jewish family | ...bu güzel Musevi aileyi ihtiyacınız olur. ...bu güzel Musevi aileyi ihtiyacınız olur. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| and you'll call them three times and they won't answer the phone | Onları üç kez ararsınız ve ne kadar antibiyotiğe ihtiyacınız olursa olsun... Onları üç kez ararsınız ve ne kadar antibiyotiğe ihtiyacınız olursa olsun... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Damn, boo, I stopped listening after you said freshly waxed. | Kahretsin dostum, yeni cilalanmış dedikten sonra dinlemeyi bırakmıştım. Kahretsin dostum, yeni cilalanmış dedikten sonra dinlemeyi bırakmıştım. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Playa! | Playa! Playa! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Max, I'm giving you some amoxicillin | Max, sana evde alman için Amoksisilin veriyorum. Max, sana evde alman için Amoksisilin veriyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Now take it all, even when you | Kendini iyi hissetmeye başlasan bile hepsini kullan. Kendini iyi hissetmeye başlasan bile hepsini kullan. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yes, Dr. Anshell. | Tamam. Dr. Anshell. Tamam. Dr. Anshell. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Look what I brought. | Bakın ne getirdim. Bakın ne getirdim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Sweets for the sweets. | Tatlılar için tatlı. Tatlılar için tatlı. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Uh, wait, wait, wait, before you eat those, | Bekleyin, bekleyin. Onları yemeden önce... Bekleyin, bekleyin. Onları yemeden önce... | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| remember how I said I might not be Jewish? | ...hatırlarsanız Musevi olmayabileceğimi söylemiştim. ...hatırlarsanız Musevi olmayabileceğimi söylemiştim. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Yes. Those might not be kosher. | Evet. Onlar da koşer olmayabilir. Evet. Onlar da koşer olmayabilir. Oleg'in seks mesajı çizimleri adamı korkuttu herhâlde. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What are you saying? I'm saying they're not kosher. | Ne diyorsun sen? Onların koşer olmadığını söylüyorum. Ne diyorsun sen? Onların koşer olmadığını söylüyorum. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What is she saying? | Ne diyor? Ne diyor? | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Not kosher! | Koşer değilmiş. Koşer değilmiş. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| What? Not kosher! | Ne? Koşer değilmiş. Ne? Koşer değilmiş. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Spit it out, ma! | Tükür, anne! Tükür, anne! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Spit it out! | Tükür! Tükür! | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| Just a minute, it tastes so good. | Bekle biraz. Tadı çok güzelmiş. Bekle biraz. Tadı çok güzelmiş. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You like that? Stop. | Hoşuna gitti mi? Yeter. Hoşuna gitti mi? Yeter. | 2 Broke Girls-1 | 2011 | |
| You like that? Stop it. | Hoşuna gitti mi? Kes şunu. Hoşuna gitti mi? Kes şunu. | 2 Broke Girls-1 | 2011 |