Search
English Turkish Sentence Translations Page 182096
English | Turkish | Film Name | Film Year | |
And the school tells me | Ve okul söyledi bana | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
that I should teach math or English? | ben İngilizce ve matematik öğretebilir miyim? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
They're suggesting that I leave. | onlar benim bırakmam için bunları öne sürüyorlar. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You rest when it rains and play outside when it's sunny. | sen yağmur yağdığı zaman dinlenirsin ve güneşli olduğu zaman dışarıda oynarsın. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
What a fantastic job. | Ne harika bir iş! | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Song yi, I want you to take care of this from now on. | Song yi,kendine dikkat etmeni istiyorum bu andan sonra. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Since you're a model student and class president, you're dependable. | önek bir öğrenci ve sınıf başkanı olduğundan beri , sen güvenilebilir birisisin. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Money, of course. | Para, tabi ki. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Money for what? | Ne için bu para? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You'll understand when you're a grown up. | Anlayacaksın büyüdüğün zaman. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Being a teacher... | Öğretmen olarak... | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Side gift for teachers? | Öğretmenler için bahşiş mi? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Well, that's sort of what it is. | İyi onun ne olduğunu söyleyebilir misin. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
I know that you save the money | bu parayı niçin biriktirdiğinizi biliyorum | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
to help poor students. | Fakir öğrencilere yardımcı olmak için. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Chul min lives on welfare with his grandmother, | Chul min büyük annesi ile refah içinde yaşıyor çünkü | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
so you pay for his tuition. | siz onun özel öğretmen parasını ödüyorsunuz. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You buy Ji hye a monthly bus pass | Ji hye 'in bir aylık otobüs parasını ödüyorsunuz. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
who lives far away. | Buradan çok uzakta yaşıyor. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
And help Ji hyuk take care of his mentally disabled mother? | ve Ji hyuk 'un zihinsel özürlü annesine de yardım ediyorsunuz ona iyi bakması için değil mi? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
And Eun shil tells people her mom runs a supermarket, right? | Ve insanlara E.un shil'in annesinin marketine gitmelerini söylüyorsunuz değil mi? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Actually, her mom sells vegetables in the market. | Aslında, annesi markete meyve sebze satıyor | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
If business looks bad, buy some vegetables from her. | Eğer işi kötü giderse ondan bazı meyve sebze satın al. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Be inconspicuous about it, okay? | göze çarpmamaya bak, tamam mı? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
But Mr. Chun, is there something wrong? | Ama bay Chun, burada yanlış olan bir şeyler var neden siz yapmıyorsunuz? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Well, I... I'm going abroad to study. | çünkü, ben... yurtdışında çalışmaya gidiyorum. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
If I train him right, he's medalist material. | E, madalya kazanması için malzeme. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Really? | Gerçekte mi? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
He gets into college as an athlete, and becomes a gym teacher like you. | O üniversiteye bir atlet olarak alınır ve senin gibi bir beden öğretmeni olur. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Isn't that success for him? | Onun için bu başarı değil mi? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Mr. Joo, what brings you here? | Bay Joo, sizi buraya ne getirdi? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Hi. Didn't he tell you? | merhaba. o sana söylemedi mi?? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Never mind. Let's go somewhere and have a drink. | Boş ver hadi bir yerlere gidip içki içelim. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Darn, I should've kept my shoes on. | Dik, Ben ayakkabılarımı tutmuş olmalıydım. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Mr. Joo, I was a very successful Judo wrestler at one point. | Bay Joo,ben bir zamanlar çok başarılı bir judo güreşçisi idim. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
When I quit due to a knee injury, you told me to come back. | bir diz yarası yüzünden bıraktığım zaman, sen bana geri gelmemi söyledin. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Sung geun, come back! | Sung geun, geri gel! | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
I thought you'd encourage me like that. | Beni bu şekilde cesaretlendireceğini düşündüm. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
But you told me to become a teacher. | ama sen bana bir öğretmen olmamı söyledin. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You persuaded me saying | sen derken beni ikna ettin. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
that teaching kids is more worthwhile | O çocuklara bir şeyler öğretmek . | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
than winning a medal. | madalya kazanmaktan daha değerli. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
What's wrong with you? Are you drunk? | yanlış olan ne? sarhoş musun? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
No, keep on talking. | hayır,konuşmaya devam! | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
I was very happy. | çok mutlu oldum. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Playing with the kids, clashing with them, | Çocuklarla birlikte koşmak, onlarla birlikte sınıfta olmak, | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
and running around with them | ve onlarla etrafta koşmak | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
were much more valuable than a medal | bir madalyadan çok daha değerlimiydi | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
and more worthwhile. | ve çok daha değerliydi. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Although I'm leaving... | her ne kadar ben konulduysam da... | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
If I had one more chance... | eğer bir şansım daha olsaydı... | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
I'd do my best... | Ben en iyisini yapardım... | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
I'm sorry. | özür dillerim. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
I'm very sorry. | ben çok özür dillerim. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Mr. Joo. | Bay Joo. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Does Sung geun have to be a gym teacher? | Sung geun 'un bir beden öğretmeni mi olması gerekir? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
He could keep his job by teaching English. | O işine İngilizce öğretmeni olarak devam edebilir. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
He could teach math or Korean | O matematik veya Korece öğretebilir, | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
but teaching English would be the best, of course. | ama İnglizce'yi öğretmek en iyisi olacaktır tabi ki. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Then he can be an English teacher. | o bir İngilizce öğretmeni olabilir. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Hey! If you're drunk, then go home. | Hey! eğer sarhoşsan, eve git. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
I have to go, too. My wife will kill me if I'm too late. | Bende gitmeliyim. eğer geç kalırsam karım beni öldürür. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Kill... | Öldürür... | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
That girl, Han Soo jin, from our school. | şu kız, Han Soo jin, bizim okuldan | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You wanted to be a teacher like her | sen onun gibi bir öğretmen olabilirsin. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
so you got an English teaching license. | senin İngilizce öğretim lisansın var. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Don't joke around in front of your old teacher. | yaşlı öğretmeninize etrafta şaka yapmayın . | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
How can he get a license to teach English with his brains? | O , o beyniyle nasıl bir İngilizce öğretme lisansı alabilir. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Of course, he's not smart. I Know. | tabi Ki , o zeki değil. biliyorum. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
But he's got stamina. | ama onun kuvveti var. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
An absolutely incredible stamina! | kesinlikle inanılmaz bir kuvvet! | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
No matter how stupid you are, | senin ne kadar aptal olduğuna bağlı kalmaksızın, | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
it can happen if you stay up for three months and just study. | olabilir eğer sen üç ay boyunca sadece çalışırsan. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
That's how he got it. | o bunu nasıl aldı. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
A real English teaching license. | Gerçek bir öğretim lisansı | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Okay, I remember. | tamam, hatırladım. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Why would you remember? | neden unuttum ki? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You got it? | neyi hatırladın? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
English Teaching Certificate | İngilizce öğretim sertifikası | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Oh my goodness! | ah tanrım! | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Yes. Sir! | evet. efendim! | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
It's not fake, right? | bu şaka değil, değil mi? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You didn't cheat, right? | hile yapmadın, değil mi? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Director General could test you. | genel müdür seni test edecek. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
As an English teacher, I can teach our students well. | Bir İngilizce öğretmeni olarak, öğrencilerimize en iyisini öğreteceğim. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Oh, shit! | ah,kahretsin! | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You think this makes sense? | sen bunun ne anlam ifade ettiğini düşünüyorsun? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Why doesn't it make sense? | neden anlam ifade etmesin? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
It's a government approved certificate. | Hükümet tarafından onaylanan bir sertifikadır. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Our school has the highest GPA in the Gangnam area. | Bizim okulumuzun, Gangnam alanında en yüksek GPA si var. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
At such a school like ours, | bizim gibi bu tür bir okulda, | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
you know what will happen if word gets out that a gym teacher is teaching English? | sen ne olacağını biliyor musun eğer bir beden öğretmeni İngilizce öğretirse? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Parents will probably yank their kids out of here. | anne babalar büyük bir olasılıkla çocuklarını buradan alacaklardır. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
He just needs to teach English well. | sadece İngilizce’yi iyi öğretmesi gerekir. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Who cares about his background? | kim onun diğer mesleğini umursar ki? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Don't you think? | Düşünüyor musun? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
Mr. Chun, are you good at English? | bay. Chun,İnglizce'de iyi misiniz? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You know that kids today are great in English? | sen çocukların bu gün İnglizce'de nasıl olduklarını biliyor musun? | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You can test him. | onu test edebilirsin. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |
You can test his English. | onun İngilizce’sini test edebilirsin. | Wool-hak-kyo I-ti-1 | 2008 | ![]() |