Search
English Turkish Sentence Translations Page 19255
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Oh, that was amazing. | Oh, bu harikaydı. Harikaydı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Really? I guess I was expecting something | Gerçekten mi? Daha farklı olacağını, sanmıştım. Öyle mi dersin? Ben farklı bir şey bekliyordum da. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Don't worry about it. It's your first time. Don't sweat it. | Endişelenme, bu daha ilk seferin. Merak etme. Merak etme, daha ilk seferin. Bir şey olmaz. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You'll get better with experience. Just keep working on it. | Tecrübe ettikçe daha iyi anlarsın. Üzerinde çalışmaya devam etmeliyiz. Deneyim kazandıkça iyileşirsin. Kendini geliştirmeye çalış. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, you know, it's customary for a woman | Bilirsin, kadınların geleneğinde vardır... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| to make a man an oversized sandwich | ...erkeği eski gücünü toplasın diye onlara... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| to help him regain his strength. | ...büyük boy bir sandviç yaparlar. ...sandviç yapması âdettendir. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Either that or some leftover pizza, or maybe a Hot Pocket. | Olmadı artan pizzalardan ya da börek. Ya da biraz pizza ayırması. Hot Pocket olabilir bak. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You want me to make you a Hot Pocket now? | Sana börek yapmamı mı istiyorsun? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I don't make the rules, I'm just telling you. | Kuralları ben koymadım, sadece söylüyorum. Kuralları ben koymuyorum, öylesine söylüyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You got a lot to learn, kid. | Öğreneceğin çok şey var çocuk. Daha öğrenecek çok şeyin var evlat. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Are you asleep already? | Hemen mi uyudun? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Nigga! | Zenci! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Christian! Oh, shit! | Christian! Oh, siktir! Christian! Hay sıçayım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Who the fuck is that? | Hadi canım bu kim? Kim geldi lan? Annem. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Now I gotta get rid of two crazy bitches. Fuck. | Bu iki sürtükten kurtulmam lazım. Siktir! Şimdi de iki deli sürtükten kurtulmam gerek. Of be. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Mother! | Anne! Anne. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ah, Christian. Hello. | Ah, Christian. Merhaba. Christian. Merhaba. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, you better get dressed, or we're gonna be late for the regatta. | Giyinsen iyi olur yoksa yarışı kaçıracağız. Giyinsen iyi olur, yat yarışına geç kalacağız. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I forgot that was today. | Bugün olduğunu unutmuşum. Bugün olduğunu unutmuşum. Yine kokaine sarmadın, değil mi? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You're not doing crack again, are you? | Yine mi kokain kullandın sen? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| No, Mother. I never raised you that way. | Hayır, anne. Ben seni böyle yetiştirmedim. Hayır anne. Seni böyle yetiştirmedim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| However, it is a prominent trait in your genealogical pool. | Her neyse bu önemli özellik genlerinden geliyordur. Ama senin geninde kalıcı olan bir özellik bu. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I'm standing my ground! I'm standing my ground! | Kendi alanımda duruyorum! Kendi alanımda duruyorum! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, shit! | Siktir! Ha siktir! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Mother, what're you doing? That's Hannah Steale! | Anne, ne yapıyorsun? O, Hannah Steale! Anne, ne yapıyorsun sen? O Hannah Steale! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| How many times I gotta tell you? Black lives matter. | Kaç kere söylemem gerek sana. Zenci hayatı önemlidir. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Come on, let's get you up. | Hadi, seni kaldıralım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Hannah, this is my mother, Claire. Oh. | Hannah, bu annem, Claire. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I am so sorry, Hannah. | Özür dilerim, Hannah. Çok özür dilerim Hannah. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, my, you have beautiful breasts. | Oh, harika memelerin var. Tanrım, göğüslerin ne güzelmiş. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I would've thought they'd be more droopy, | Daha sarkık olurlar sanmıştım... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| like a sock with a rock in the toe, | ...tıpkı içi taş dolu çorap gibi... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| like in those National Geographic magazines. | ...hani şu National Geographic dergilerinde olanlardan. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You're gonna have to forgive my mother's behavior. | Annemin kusura bakma. Annemin kusuruna bakma. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Sometimes she can be factually inaccurate and quite racist. | Bazen kendisi patavatsızdır ve ırkçılık yapar. Bazen çok yersiz şeyler söyleyip ırkçı olabiliyor. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Do not apologize for me, Christian. | Benim için özür dileme, Christian. Benim yerime özür dileme Christian. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I am your mother, and I love you | Ben senin annenim ve seni diğer... Senin annenim ve seni kendi beyaz çocuğummuş gibi seviyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| like you were my own white child. | ...beyaz çocuklarım gibi seviyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| But I still hide my wallet at night, just in case. | Ama her ihtimale karşı cüzdanımı hâlâ saklıyorum. Ama yine de, ne olur ne olmaz diye geceleri cüzdanımı saklıyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| As you should, Mother. | Saklamalısın da anne. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| It is awesome to meet you. | Sizinle tanışmak harikaydı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Are you two dating? Oh, no, Mother, we're not dating. | Siz ikiniz sevgili misiniz? Hayır anne değiliz. Çıkıyor musunuz? Hayır anne, çıkmıyoruz. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| We're just fucking. Hard. | Sadece düzüşüyoruz. Sert şekilde. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| And quick. Apparently, it's the best way. | Ve hızlı. Sanırım en iyisi böylesi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Well, I just can't tell you how pleased I am to meet you, Hannah. | Pekâlâ, seninle tanıştığıma ne kadar memnun oldum anlatamam Hannah. Tanıştığımıza ne kadar sevindim bilemezsin Hannah. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I mean, you're the first woman I've seen Christian with. | Sen Christian'nın yanında gördüğüm ilk kadınsın. Christian'ı birlikte gördüğüm ilk kadınsın. Onun şey olduğunu sanıyordum... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I assumed that he was... | Onun şey olduğunu düşünmüştüm... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| What would Oprah say? "On the DL?" | Oprah ne diyordu? "Nonoş?" Oprah ne derdi? Nonoş? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Christian, you can do so much better. | Christian, daha iyisini yapabilirsin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You're one of the richest, most handsome men in the world. | Sen dünyadaki en yakışıklı zenginsin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You could date white women. | Beyaz bir kadınla olmalısın. Beyaz kadınlarla çıkabilirsin. Tiger Woods ve Seal gibi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Like Tiger Woods and Seal. | Tıpkı Tiger Woods ve Seal gibi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay, it's time for you to go, Mother. | Tamam, gitme vakti anne. Tamam, artık git anne. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Or like Taye Diggs or Quincy Jones. Or even Ice T. | Ya da Taye Diggs veya Quincy Jones gibi. Hatta Ice T gibi. Ya da Taye Diggs ve Quincy Jones. Ya da Ice T. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Hannah, Christian's Chinese sister, Mai, has come to town, | Hannah, Christian'nın Çinli kardeşi, Mai, şehre geldi... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| so we're gonna hide the cats and have the family over for dinner. | ...kedileri saklayıp akşam yemeği yiyeceğiz. ...biz de kedileri saklayıp ailecek akşam yemeği yiyeceğiz. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You should come. I'd be delighted. | Sen de gelmelisin. Memnun olurum. Sen de gel. Memnun olurum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| It was really nice to meet you. | Sizinle tanışmak güzeldi. Tanıştığımıza sevindim. Güzel. Artık gitsen iyi olur anne. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay, great. Time to go, Mom. | Tamam, harika. Gitme vakti anne. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Now, where is my wallet? | Cüzdanım nerede? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Still there. | Hâlâ burada. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You just never know. Yeah. | Asla emin olamazsın. Evet. Hiç belli olmaz. Aynen. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| They're delicious. Mmm. | Bunlar çok lezzetli. Çok lezzetli. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| We had breakfast. Time to go. | Kahvaltımızı yaptık. Gidelim hadi. Kahvaltımızı ettik. Gitme zamanı. Bak, araban gelmiş. Gidelim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ooh, look, your Uber's here. All right. | Bak araban gelmiş. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay, what? | Peki, ne var? Tamam, ne var? Çıkar ağzındaki baklayı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Spit it out. | Çıkar baklayı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Well, how did you get into this whole | Peki, bu dominant itaatkar... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| dominant submissive thing? | ...hâle nasıl geldin? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| It was one of my mother's really close friends, | Annemin çok yakın bir arkadaşı aynı zamanda... Annemin yakın bir arkadaşı ve müzik öğretmenimdi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| and my music teacher. | ...müzik öğretmenim sayesinde. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I was 16. | 16 yaşımdaydım. Ben 16 yaşındaydım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| She was older. | O daha büyüktü. O ise benden büyüktü. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Don't look so nervous, Christian. | Gergin gergin bakma, Christian. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| All I ask is that you do your very best. | Tek istediğim en iyisini yapmak. Senden, elinden gelenin en iyisini yapmanı istiyorum sadece. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I thought I was supposed to be here for music lessons. | Sanırım burası müzik dersleri için uygun değil. Burada müzik dersi yapacağımızı sanıyordum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Baby, you are. | Bebeğim. Yapacağız da canım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| And your lesson starts right here. | Dersin şimdi, tam burada başlıyor. Ve dersin burada başlıyor. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| We got a regular John Holmes here, | Burada John Holmes'mız varmış... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| without the big dick and the stamina! | ...küçük penisli ve dayanıksız olanı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay! Again! One, two, three! | Peki, tekrar! Bir, iki, üç. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Do you know why I hit you in the head with that tambourine, Black? | Neden kafana bi tefle vurduğumu biliyor musun, Black? Kafana neden tefle vurduğumu biliyor musun Black? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I have no idea. | Bi' fikrim yok. Bilmiyorum. Acele mi ediyordun yoksa sokuyor muydun? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Well, were you rushing or were you dragging? | Geride mi kaldın yoksa acele mi ettin? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I... I thought I was fucking. | Ben düzüştüğümüzü sanıyordum. Siktiğimi sanıyordum. Buna sikmek denmez! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh! That wasn't fucking! | Hayır düzüşmüyoruz. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Now, count off. | Şimdi, saymaya başla. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Was I rushing or was I dragging? | Geri mi kaldım, acele mi ettim? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Answer the question! You were rushing! | Soruma cevap ver! Acele ediyordun! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Is that a tear? Oh! Poor little guy. | Ağlıyor musun sen? Zavallı çocuk seni. Gözyaşı mı o? Zavallı şey seni. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Are you upset? I'm upset. | Üzüldün mü? Üzüldüm. Moralin mi bozuldu? Evet. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You worthless, adopted, unloved little piece of shit! | Seni işe yaramaz, sevgisiz bok çuvalı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Weeping and slobbering over my vagina like a 9 year old girl! | Sanki vajinamın üzerinde ağlayan 9 yaşında bir kız çocuğu var. Vajinamın içinde 9 yaşındaki bir kız gibi ağlayıp zırlıyorsun! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Now, for the last father fucking time, | Şimdi son kez pezevenk... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| say it louder so I can hear it! I'm upset! | ...yüksek sesle söyle ki duyayım! Üzüldüm! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, Black, get off the bed! You make me sick. | Oh, Black, defol yataktan! Beni hasta ediyorsun! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| But I'm upset. Get off the bed! | Ama ben üzgünüm. Defol yataktan! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You're not ready for this! I'm ready! | Bunun için hazır değilsin! Hazırım! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Willy? Willy, you're up next. | Willy? Willy, sıradaki sensin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 |