Search
English Turkish Sentence Translations Page 19258
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| Boyfriend! | Sevgilin! Erkek arkadaş mı?! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ron, to be honest with you, I just fucked her a few times. | Ron, sana karşı dürüst olacağım onu sadece birkaç kez becerdim. Ron sana dürüst olayım, kızınla birkaç kez yattım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| "Boyfriend" makes it sound serious, like I went raw. | "Sevgili" kelimesi kulağa ciddi geliyor, çiğ kalmış gibi. Erkek arkadaş lafı ciddi geliyor, prezervatif kullanmamışım gibi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I mean, I might've dipped, but... | Yani biraz daldırmış olabilirim ama... Öyle yapmış olabilirim ama... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Are you thinkin' about marrying her? | Onunla evlenmeyi düşünüyor musun? Onunla evlenmeyi düşünüyor musun? Hayır. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| What if she get pregnant? | Peki ya hamile kalırsa? Peki ya hamile kalırsa? Yine de hayır. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Still no, but hell no. | Yine de hayır! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I like this fella! 1 | Sevdim bu herifi! Sevdim bu çocuğu! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I like this nigga right here. | Sevdim bu zenciyi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I fucks with your stepdad. | Üvey babanı becerebilirim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You know what, from player to player, Black, I really like you, man. | Oyuncuya karşı oyuncu Black, seni harbi sevdim adamım. Diğer kişilere kıyasla seni sevdim Black. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You can fuck anybody you wanna fuck. Thank you. | Kimi becermek istiyorsan becer. Teşekkür ederim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Yeah, just don't pass her around like we did her mama. | Annesine yaptığımız gibi etrafta geçirme. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| That's all I ask you to do. Yes, sir, out of respect. | Senden tek istediğim bu. Senden sadece bunu istiyorum. Olur efendim, elbette. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| We passed her mama around like a baton, man. | Annesine etrafta baston gibi geçirdik. Annesini cigara gibi elden ele geçirmiştik. Aynen. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You never told me that about your mother. | Annen hakkın bundan bahsetmemiştin. Bana annenden bahsetmemiştin. Annen mahalledeki herkesle yatmıştı... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Your mother fucked everybody in the neighborhood, | Annen mahalledeki herkesi becerdi... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| and then wanted to settle down with me, and I went for it. | ...sonra bana taşınmak istedi ben de bundan kaçtım. ...sonra benimle evlenmek istedi, ben de kabul ettim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You know what, I gotta hang out with you, man, | Biliyor musun, seninle takılmamız lazım... Senden bir şeyler öğrenmek için... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| get your knowledge, man, 'cause you got a lot of wisdom. | ...senden çok şey kaparım, bu adamda iş çok. ...seninle takılayım, çünkü çok şey biliyorsun. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I got a lot of wisdom and I been through a lot, | Bilgeyim evet, çok şey yaşadım... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| and I done been with a lot of hos | ...çok fahişeyle yattım... ...bir sürü sürtükle seviştim... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| and the smells that's on my fingers | ...kokuları hâlâ parmaklarımda... ...kokuları yıllardır parmaklarımdadır. Oha lan! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| over all the years... Oh, shit! What! | ...bunca yıldan sonra... Siktir! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Still there. Never went away. Oh! Damn! | Hâlâ kokuyor. Hiç geçmedi. Lanet olsun! Hâlâ oradalar. Kokuları geçmedi. Vay anasını! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Wow, sir! I smelled every last single one of them! | Vay canına efendim, her birinin konusunu aldım. Vay be bayım! Her birinin kokusunu aldım! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Yes, man. | Evet. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| It was like beautiful and horrible at the same time. | Aynı anda hem güzel hem berbat. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I've stuck my hands in some of | Elimi dünyanın her yerindeki... Elimi dünyanın en pis karılarından birkaçının pantolonuna soktum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| the nastiest bitches' pants all over the world. | ...sürtüklerin içine soktum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Really? | Sahi mi? Gerçekten mi? Asya, Malezya, Kongo. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Asia, Malaysia, Congo. Hmm. | Asya, Malezya, Kongo. Hmm. 1 | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| That's Dubai right there. | Bu Dubai. 1 Şuradaki da Dubai'den. Vay be, kıllarının kokusunu aldım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Wow, I smell the hair. | Vay canına saç kokuyor. 1 | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Touched a bitch's booty hole in Dubai at the airport. | Dubai havaalanındaki sürtüğün götünün kokusu. 1 Dubai'deki bir havalimanında bir karının götünü parmaklamıştım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I bet you could probably spit a lot of game to me, my nigga. | İdda ediyorum benden çok daha iyisin. 1 Eminim bana birkaç tavsiye verirsin hacı. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Let's take a picture, let me get a picture of me and you. Make it a selfie. | Hadi bir fotoğraf çekelim. Özçekim. 1 Gel de fotoğraf çekilelim. Selfie çekelim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| No, no, baby. Just me and him. | Hayır, hayır bebeğim. Sadece biz. 1 Gelme tatlım. Onunla ben çekileceğim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ready? One, two, three. Nigga! | Hazır mısın? Bir, iki Zenci! 1 Bir, iki, üç. Kankalar! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Where are we going? | Nereye gidiyoruz? 1 Nereye gidiyoruz? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Congratulations, Hannah. | Tebrikler, Hannah. 1 Tebrikler Hannah. Bu arabanın... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| That's a car. | Bu bir araba. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| With a broken window? | Üstelik camı kırık! ...camı mı kırık? Beğendin mi? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Yeah. It's nice. | Evet, güzel. Evet. İyiymiş. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You know what I went through to steal this car? | Bu arabayı çalmak için neler çektim biliyor musun? Bu arabayı çalmak için neler yaptım biliyor musun sen? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I mean... The car was a steal. | Yani, araba çalıntıydı. Yani araba bir kere çalınmış. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Did you just roll your eyes at me? No. | Az önce bana gözlerini mi devirdin? Hayır. Gözlerini mi devirdin? Hayır. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Listen, there's only two things I hate, | Dinle, iki şeyden nefret ederim... İki şeyden nefret ederim... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| when you roll your eyes at me and Craisins. | ...bana gözlerini devirmenden ve böğütlenden. ...birinin gözlerini devirmesi ve Sulugöz. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Like, what is a Craisin? It's not a cranberry, it's not a raisin. | Nasıl bir şey bu böğütlen? Üzüm değil, kızılcık değil. Sulugöz nedir yahu? Tatlı değil, ekşi değil. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Like, it doesn't even make sense. | Hiç mantıklı değil. Hiç mantıklı değil. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You just rolled your eyes at me again! No, I didn't. | Yine gözlerini devirdin! Hayır devirmedim. Bak yine gözlerini devirdin işte! Devirmedim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Yes, you did. I have it on tape. | Evet, devirdin. Kaydettim. Hayır, devirdin. Kayıtta var. Baksana. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Check this out. Look at this. | Bak bakalım. Kendin gör. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, what's she doing? She's rolling her eye. Look at that. | Bak bu kız ne yapıyor? Gözlerini deviriyor. Ne yapıyormuş? Gözlerini deviriyormuş. Bak sen. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| How did you do that? Come on, you, with me, now. | Bunu nasıl yaptın? Hadi, benimle geliyorsun. Nasıl kaydettin? Hemen benimle geliyorsun. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Teach you a little lesson about rolling your eyes. Come on. | Gözlerini devirdiğin için küçük bir ders vereceğim. Hadi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Now, do you know why I'm gonna punish you? | Seni neden cezalandıracağımı biliyor musun? Seni neden cezalandıracağımı biliyor musun? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Because you're a sicko who likes abusing women. | Çünkü sen kötü kadınlardan hoşlanan bir sapıksın. Çünkü kadınları taciz etmeyi seven sapığın birisin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| While there may be some truth to that, that's not the reason. | Evet bu doğru ama sebep bu değil. Orası doğru olabilir ama bu yüzden değil. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Because I rolled my eyes. | Çünkü gözlerimi devirdim. Gözlerimi devirdim çünkü. Aynen öyle. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| This is gonna hurt you a whole lot more than it's gonna hurt me. | Bu, senin canını yakmaktan çok benim canımı yakacak. Bu benden çok senin canını acıtacak. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Welcome to my world. | Dünyama hoş geldin. Dünyama hoş geldin. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, God! Fuck! | Tanrım, siktir! Oha! Amına koyayım! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Ooh, that hurt! Oh! | Bu acıttı! Çok acıyor lan! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Did you do it? | Yaptın mı? Vurdun mu? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay, 15 across, "winter beverage." | 15 harfli kış içeceği? 15 harf, kış içeceği. Hiçbir şey hissetmiyor musun?! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Nothing? You don't feel nothing? | Bir şey yok mu? Hiç bir şey hissetmedin mi? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I love knitting. | Örgüyü seviyorum. Örgü örmeyi seviyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Are you gonna spank me? All this build up is getting boring. | Şaplak atacak mısın? Tüm bunlar sıkmaya başladı. Şaplak atacak mısın artık? Bu ısınma olayı çok sıktı da. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Okay, okay, you wanna play? | Peki, tamam demek oyun istiyorsun. Peki, oyun mu oynamak istiyorsun? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Oh, I got something for you. | Senin için bir şeyim var. Göreceksin oyunu. İzninle. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Enough of your games. It's about to get real dark in here. | Yetti senin oyunların. Tüm dünyan kararacak. Bu kadar oyun yeter. Ciddileşme zamanı geldi. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Sure. | Eminim. Tabii canım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Are you gonna find something that actually works? | Gerçekten işe yarar bir şey bulacak mısın? İşe yarayan bir şey bulacak mısın artık? | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Big brother almighty! | Her şeye kadir kardeşim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| That was my sorority paddle! | O benim kriket sopamdı. Öğrenci birliği küreğimdi o! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| You know, Hannah, | Bilirsin, Hannah,... Biliyor musun Hannah... | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I didn't wanna have to do this to you, | ...sana bunu yapmak istemiyorum... ...bunu sana yapmak istemezdim ama çok yaramaz bir kız oldun. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| but you've been a naughty girl. | ...ama edepsiz bir kız oldun. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Did you break my fucking stool? | Lanet taburemi mi kırdın sen? Taburemi mi kırdın lan sen? Yok canım. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I think I'm pretty good at this. | Bu işte çok iyisin sanıyordum. Galiba bu işte bayağı iyiyim. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I don't... I don't understand. | Ben...ben anlamıyorum. Anlayamıyorum. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I fucking hit you with everything. I don't get it. | Sana her şey ile vurdum. Anlamıyorum. Sana resmen her şeyle vurdum. Aklım almıyor ya. Üzülme. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I haven't really felt anything down there since I got my butt implants. | Popomdaki implant yüzünden hiçbir şey hissetmiyorum. Popoma silikon yaptırdığımdan beri orada hiçbir şey hissetmiyorum zaten. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I'll just... I'll see you back at my place tomorrow. Yeah. | Yarın evimde görüşürüz. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| When you're in this room, you do as I say. | Bu odaya geldiğinde söylediğim gibi yapacaksın. Bu odaya geldiğinde, dediklerimi harfiyen yapacaksın. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Is that understood? Yes. | Anlaşıldı mı? Evet. Anladın mı? Evet. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Yes, who? Yes, sir. | Evet, ne? Evet, efendim. Evet ne? Evet efendim. Uslu kız. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Hands up. | Eller yukarı. Kollarını kaldır. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Turn around. On your knees. | Etrafında dön. Diz çök. Arkanı dön ve dizlerinin üstüne çök. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Stay. | Kal öyle. Orada kal. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Don't look at me! | Bana bakma! Bakmasana! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Raise your hand. | Elini kaldır. Elini kaldır. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Did that hurt? | Acıttı mı? Acıdı mı? Hayır. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Sometimes the pain is in your mind. | Bazen acı sadece zihnindedir. Bazen acılar kafanda yaşanır. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| God damn it! Motherfuck! | Lanet olsun! Orospu çocuğu. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| And sometimes the pain is not in your mind! | Ve bazen de acı zihninde değildir. Bazen de kafanda yaşanmaz! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| Jerk! | Pislik! Yavşak! | Fifty Shades of Black-1 | 2016 | |
| I have a very important question to ask you, Ms. Steale. | Size çok önemli bir soru soracağım Bayan Steale. Çok önemli bir şey soracağım Bayan Steale. | Fifty Shades of Black-1 | 2016 |