Search
English Turkish Sentence Translations Page 158789
| English | Turkish | Film Name | Film Year | |
| It feels like a wire gets reconnected, | Bu sanki bir tesisatın yeniden bağlanması... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| like something gets repaired. | ...bir şeyin onarılması gibi bir histi. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Instead I'd be hiding in my room | Büyük ihtimalle odamda saklanıyor... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| or spinning in circles to calm myself | ...ya da sakinleşmek için odada dört dönüyor... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| or hitting someone. | ...ya da birine vuruyordum. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| When I was younger, I closed myself off from people. | Küçükken, kendimi insanlardan tecrit etmiştim. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I didn't even speak until I was four. | Dört yaşıma kadar konuşmamıştım bile. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| There's a high falutin' name for that condition: | Bu durumun şatafatlı bir ismi bile vardı. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| autism. | "Otizm". | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Because of my machine, | Makinem sayesinde... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I'm able to know the kindness and love | ...şu ana kadar bana bahşedilen... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| that have been given to me to reach this point in my life. | ...sevgi ve nezaketi artık bilebiliyorum. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Today more than ever, I realize I have not walked alone. | Bugün her zamankinden daha fazla bu yolda yalnız olmadığımı biliyorum. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| And I thank not only my teachers but my friends and family as well. | Sadece hocalarıma değil, dostlarım ve aileme de teşekkür ederim. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| As in the words of the song from Carousel. | Carousel filminin şarkısında dendiği gibi... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| This is my door. | Bu benim kapım. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It opens to another world. | Başka bir dünyaya açılıyor. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Arizona state students, gather around. | Arizonalı öğrenciler, burada toplanın. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Come on, everybody. | Hadi arkadaşlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Come on down this way. There we go. | Buradan aşağı inin. Kımıldayın. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Come on in closer. Gather around so you can hear. | Birbirinize yanaşın. Duyabileceğiniz mesafeye gelin. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| All right, class, listen up. | Pekâlâ, dinleyin. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| This is Don Michaels. He runs the feedlot. | Bu Don Michaels. Buranın işletmecisi. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| What we got here at any one time | Şu an burada... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| is about 50, 52,000 head of cattle. | ...yaklaşık 50 52 bin baş sığır var. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| They gotta weigh 650 lbs to get in here. | Buraya gelebilmeleri için 300 kilo olmaları gerekir. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| During months they spend here, they'll put on another 400 lbs | Kesime gitmeden önce kilolarına... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| before they move into the big house for slaughterin'. | ...bir 180 kilo da burada eklenir. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| While they're fattenin' up, we gotta keep 'em healthy. | Onlar semirirken, bizim de onları sağlıklı tutmamız gerekiyor. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| So the first thing we do when they come in and off the range | Bu yüzden buraya getirildiklerinde yaptığımız ilk şey... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| is put 'em through a dip. Get rid of any bugs. | ...haşaratlardan kurtulmaları için onları bir su kanalına daldırmaktır. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Excuse me there, buddy. You okay? | Affedersin, delikanlı. Her şey yolunda mı? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| That's a girl. | O bir kız. Bayan Grandin. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Are you here? | Dünyadan Grandin'e! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I was listening to the cattle. | Sığırları dinliyordum. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Why are some mooing more loudly than others? | Neden bazı böğürmeler diğerlerinden daha yüksek? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I never heard so much mooing! | Bu kadar böğürme hiç duymamıştım! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I've been around cattle all my workin' life. | Sürekli sığırlarla haşır neşir olmuşumdur. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| About all I can tell you is, that just like females, | Bu konuda tek söyleyebileceğim, kadınlar gibi... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| cattle love to yammer and gossip... | ...sığırlar da sızlanmayı ve çene çalmayı severler. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Like I was sayin'... There must be a reason. | Söylediğim gibi Bir sebebi olmalı. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I reckon' you could get Dr. Doolittle on out here. | Buradan çıktıktan sonra, Dr. Doolittle'a gidebilirsin. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| He probably could tell you. | Muhtemelen cevaplar ondadır. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| While missy here is listenin' to what are sayin' to each other, | Küçük hanım burada birbirlerine ne dediklerini dinleye dursun... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| why don't you boys step over here with me and see a dip in action? | ...siz beyler neden benimle gelip daldırma işlemini yerinde görmüyorsunuz? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Now the biggest problem you got with a dip vat | İlaçlama kanalındaki en büyük sorununuz... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| is that cattle can swim alright unless they tip on over. | ...sığırların, boyunu aşmadığı sürece sorunsuzca yüzebilmesidir. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Then them babies'll drown real fast on ya | Boylarını aştığında hemen suyun dışına çekip çıkarmazsanız süratle boğulurlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| There you go! This is what I was tellin' ya. | İşte! Size söylediğim şey oluyor. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Come on. Earn your money! | Hadi beyler. Paranızın hakkını verin! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Hold 'em up! | Onları durdurun! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| We're gonna lose that baby. | Acele edin beyler! Hayvancağızı kaybedeceğiz! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Roy, get a rope on this heifer and drag it out! | Roy, bir ip kap gel. Onu dışarıya çek hemen! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| There you go. You'll see inside. | İşte. İçeride göreceksiniz. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It'll take more than that to kill a cow. | Bir ineği öldürmek için daha fazlası lazım. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Do you lose many? | Ölen oldu mu çok? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| We got to run 300 of 'em in an hour. | Saatte 300 kadarını buradan geçiriyoruz. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| In a week, we'll lose one or two maybe. We're doin' pretty good. | Haftada bir ya da iki tanesini kaybediyoruz. Bu, oldukça iyi bir oran. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Dr. Doolittle, | Dr. Doolittle... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| how you holdin' up? Too much for ya? | ...nasıl gidiyor? Fazla gelmedi inşallah? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| They like to walk in circles. | Daire çizmeyi seviyorlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| What do you know, boys? Cattle like to walk in circles! | Duydunuz mu çocuklar? Daire çizmeyi seviyorlarmış! | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Dang, give that girl a prize. | Dang, şu kıza bir madalya takıver. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It calms 'em down to walk in circles away from the handlers. | Daire çizerek bakıcıdan uzaklaşmak onları sakinleştiriyor. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Maybe you oughta wait out here when we go inside. | Biz içeriye girerken sen burada kalsan iyi olacak. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Then when we have it in the cage, | Onları kafese aldığımızda... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| it just takes one knock to the head. | ...kafadan tek bir darbe yetiyor. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| So, Doolittle, | Doolittle... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| what do you think? | ...ne diyorsun? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Meat processing. | Et işleme bölümüne. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| No, where does it go? | Hayır, nereye gidiyor? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It was here, now it's meat. | Az önce aramızdaydı, ama artık sadece et. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Where did it go? | Nereye gitti o? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I think maybe your young lady oughta consider another line of work. | Küçük hanımınız belki de başka bir sektörü düşünmeli. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Mooing? | Böğürme mi? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| You want to do research and write your master's on mooing. | Böğürme üzerine araştırma yapmak ve yüksek lisansını bu alanda yapmak istiyorsun. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Cattle like curves. They don't moo at curves. | Sığırlar kavisleri seviyor. Kavis çizdiklerinde böğürmüyorlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Miss Grandin, when we accepted you, | Bayan Grandin, sizi kabul ettik zira eski okulunuzdaki başarınız bizi etkilemişti. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| A master's thesis on mooing strikes me as a lowering of the bar | Böğürme üzerine bir mastır tezi standartlarımı düşürdüğüm izlenimi bırakır. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| And I will not be the first person | Hastalığından dolayı sana kolaylık sağlayan... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| to give you an easy ride because of your autism. | ...ilk kişi de ben olmayacağım sanırım. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Come up... Cattle are prey animals. | Başka bir konu Sığırlar kesim hayvanlarıdır. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| My autism allows me to understand prey animals well. | Otizmim bana kesim hayvanlarını anlama olanağı sağlıyor. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| I can visualize the flight zones of cattle. | Sığırın hareket alanını gözümde canlandırabiliyorum. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| A handler outside the flight zone | Hareket alanının dışındaki bir bakıcı... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| can keep an animal circling in a calm and orderly manner. | ...etrafında çember çizerek hayvanın sakin kalmasını sağlayabilir. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| But stepping into the flight zone panics the cattle. | Ama hareket alanına girildiğinde sığır paniğe kapılır. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| And they change from soft moos | Ve yumuşakça böğürmeyi bırakıp... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| to loud mooing. | ...sesli böğürür. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Prey animals don't make noises that will draw attention to 'em | Kesilecek hayvanlar, sürüdeki diğer hayvanları uyarmak dışında... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| unless they're warning other members of the herd. | ...dikkati üzerlerine çekecek sesler çıkarmazlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| They're warning each other they're going to be slaughtered? | Yani kesilecekleri hususunda birbirlerini mi uyarıyorlar? | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| The loud mooing is the same | Sesli böğürmeleri her zaman aynıdır. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| whether they're gonna be dipped, driven around a hard corner or taken to slaughter. | Çukura düşmeleri, uzak bir yere sürülmeleri veya kesilecek olmaları fark etmez. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| They have no idea what's gonna happen to 'em, | Başlarına gelecek olanlar hakkında hiçbir fikirleri yoktur. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| We agree. but they're spooked. | Anladım. Fakat korkarlar. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| Spooked cattle don't act straight. | Korkmuş bir sığır düzgün hareketlerde bulunmaz. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| They get bruised, scraped, drowned, | Yaralanırlar, sürtünürler, boğulurlar ve... | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| that all costs money. | ...bunlar hep para demektir. | Temple Grandin-1 | 2010 | |
| It takes a good half hour to calm a herd, | Bir sürüyü sakinleştirmek de en az yarım saat alır ve... | Temple Grandin-1 | 2010 |